...Ben örneğin hem kendini beğenmiş biri hem bir akvaryum balığı olabiliyorum,tül tül yüzgeçlerimle aptallık ve ölüm taşıyorum.Bu balık gerçeğin kendisi olabiliyor,ama gerçek daima biraz hüzünlüdür.Gerçeği ararken bir yandan da bulduğumuz anda değiştirmeyi düşleriz.Çünkü aynı zamanda gerçek daima biraz utanç vericidir.
Utanç bizi ikiye böler.İkiye bölünmenin dayanılmaz yanı,iki parçanın da hala canlı olmasıdır.İnsan herhalde bu yüzden kendini öldürmeye kalkışır.İkisinden biri gitsin,der.
Büyük boşlukları vardı hepimizin,çok büyük...Belki de kendimizi hiç tanımıyorduk.Yaralarımızın yerini bilmiyorduk.Onları hangi yollarla bulabileceğimizi,nasıl ilişki kurabileceğimizi ,nasıl bir arada yaşayabileceğimizi bilmiyorduk.Bu yüzden tüm boşluklarımızı marazlı insanlar dolduruyorlardı.
Bu sabah yine aynı sıkıntıyla,hıçkırarak ağlama isteğiyle uyandım.Tarif edemediğim,adlandıramadığım bir duygu bu.Aniden gelip ruhuma çörekleniyor,kalbimi sıkıştırıyor,ellerini boğazıma dolayıp sıkıyor.Ruhumun çırpındığını,bedenimdeki tüm kanın çekildiğini hissediyor,uçurumlar boyunca yuvarlanıyorum.Başı sonu belirsiz bir boşluk hissinden başka bir şey yok içimde.
...Hayır,Victor Hugo gibi bir herif olmak isterdim.Mösyö Hamil,sözcüklerle,insan öldürmeden,her şeyin yapılabileceğini söyler;zamanım olduğunda bir deneyeceğim.Bunun en güçlü şey olduğunu söyler Mösyö Hamil.Bana sorarsanız,eğer silahlı herifler varsa,çocukluklarında fark edilmedikleri içindir,hiç kimsenin gözüne çarpmamışlardır bir türlü.Ama dünyada çok çocuk olduğundan hepsini fark etmek olanaksızdır.Kendilerini fark ettirebilmek için açlıktan ölmek zorunda kalanlar bile var.Kimileri de göze batmak için çete kurarlar.Madam Rosa dünyada milyonlarca çocuğun öldüğünü,hatta bazılarının resimlerinin çekilmesine bile izin verdiklerini söyler.