Yaşadığım her şeyi bir karınca gibi yuvarlaya yuvarlaya ona taşımayı düşünüyordum hala, kış için, bitmek bilmez kış için ve önümüzdeki kışlar için, turşu kurmadan reçel yapmadan masal anlatmadan çıkaramayacağımız kışlar için…
…çünkü yaşayanların kavramları olurdu, yaşamayanların yasakları suçları günahları… Kavramlar bir bakıma özgürlüktü. "Düşünsene Salih!” diyordu Reşit Bey, “Ne çok kadın ve erkek yaşadığı ile yetiniyor. Karı koca olmakla yetiniyor. Oysa kafalarında bir aşk kavramı olsaydı, yaşadıkları ile yetinmez, kurulu düzenlerini yerle bir etmek pahasına aşkın peşinden giderlerdi."