Bizde itiraf yoktur.
Bizde itiraf eden huzur bulmaz.
Bizde itiraf demek, suçumuzun her bir ayrıntısının hücrelerimize yapışması demektir.
Biz itiraf edersek unutamayız.
Biz oysa unutmak isteriz, olmamış gibi yapmak.
Biz mecbur kalırsak tövbe ederiz hemen ardından unutmak için, suçumuzu da öyle fazla sayıp dökmeden üstelik. (Allah biliyor nasıl olsa, ayrıntılarla onu meşgul etmeye ne lüzum var?)
Bizim tarihimiz unutarak gömdüğümüz günahlarımızın tarihidir.
Kurcalayıp durmayın. eski defterleri açmanın ne faydası var canım?
Biz dolaylı insanlarız, bizde yalanlar ve gerçekler arabesk motifler gibi iç içe geçer. Bizim milli ikilimiz suç ve ceza değildir.
Bizim milli ikilimiz suç ve nisyandır.
"İnsanlara en popüler şarkıların sözlerini, eyalet başkentlerinin isimlerini veya Iowa’da geçen sene ne kadar mısır yetiştiğini hatırlayarak kazanacakları yarışmalar vereceksin. Onları yanmaz verilerle dolduracaksın, ‘gerçekleri’ boğazlarına tıkıştıracaksın, öyle ki kendilerini tıka basa doymuş ama onca veri sayesinde kesinlikle ‘zeki’ hissedecekler. O zaman, düşündükleri hissine kapılırlar... Hareket etmedikleri halde hareket ediyormuş gibi hissederler.”
Geçmiş hatırlanmıyor. Her defasında yeniden kurgulanıyor. Zihin boşluğa tahammül edemiyor, bütün boşlukları kendi dolduruyor, mutlaka iyi şeylerle ya da elden geçirilmiş ve acılığı giderilmiş şeylerle dolduruyor. Ama yırtılmaya başlayınca dolduramayacak.