Merve yılmaz

Merve yılmaz
@mervr_yy00
Sadece okuyan, yazan, çizen bir kişi... İnstagram @my. gulperi
10/10
·104 syf.··
2026 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 23:40
“Cehennem boş bütün şeytanlar burada.” Bugün Türkiye’nin başındaki en büyük şeytandan bahsedeceğim: Menzil. Çevremde sohbet evlerine giden, Adıyaman’ı ziyaret eden insanlar vardı. O zamanlar ilgimi çekmezdi ve açıkçası saçma gelirdi. Şimdi ise çok daha saçma geliyor. Gazeteci İsmail Arı’yı, Menzil’i anlattığı videosuyla tanımıştım. Az önce de “Menzilin Kasası” adlı kitabını bitirdim. Kitabın büyük bölümünü “Bu bir şaka olmalı” diyerek okudum. Gerçekten de ya anlatılanların şaka olması gerekiyordu ya da bütün bunlara körü körüne inanan insanların. Menzil, gözümde putlaşmış bir cemaat. Amacı İslam’ı yaymak değil; kendisine tapacak insan sayısını artırmak. Ona bağlı olanlardan biri de bugünün iktidarı. İktidarın başındaki isimlerin cemaatlere sempati duyduğunu zaten biliyoruz. Ancak cemaat adı altında yürütülen bu karanlık ilişkilere gösterilen hoşgörü, meselenin boyutunu daha açık hâle getiriyor. Menzil’in en güçlü kaleleri Sağlık Bakanlığı ve Jandarma. Ali Yerlikaya ismini sık duymamız da bu tabloyu daha anlamlı kılıyor. Şeyhini adeta ilahlaştıran, sorgulamadan itaat eden bir kitle var. Menzil’in önceliği de tam olarak bu: sorgulamayan insanları kendi çemberine almak. Ve bunu büyük ölçüde başarmış görünüyor. Servet büyürken hiçbir şey doğrudan “Menzil” adıyla yapılmıyor. Hep birileri üzerinden yürütülüyor ve o birilerinin çoğu da Menzil’le bağlantılı çıkıyor. Planları yıllardır tıkır tıkır işlemiş. Binlerce köyde etkileri ve kendilerine mutlak bağlı insanlar var. “Canını ver” dense verecek kadar bağlı olanlar. Türkiye için ikinci bir FETÖ tehlikesiyle karşı karşıyayız. FETÖ temizlenirken, onların yerine başka yapılar yerleştirildi. Hastaneler açtılar, Covid testlerini yaptılar, devletin en kritik noktalarına nüfuz ettiler. Eğer susmaya ve görmezden gelmeye
1000Kitap
Menzil’in Kasasıİsmail Arı · Tekin Yayınevi · 2024189 okunma
Reklam
Puan vermedi·208 syf.··
2022 6. kitabı
“Bataklıklarda da çiçek açar.” Beyaz Zambaklar Ülkesinde kitabını okurken çoğu zaman kıyas halindeydim. Çünkü kitapta anlatılan o “bataklık”, canım ülkeme pek de yabancı değildi. Hep “düzelmek çok zor” diye düşünürdüm. Evet, zordu. Ama zoru biraz olsun kolaylaştıran şey mücadele etmekti. Kötülüklerle, ahlaksızlıklarla, çürümeyle… Mücadeleci ruhlar daima çiçek açar. Kitapta halkını mücadeleye çağıran Johan Vilhelm Snellman ile karşılaşıyoruz. Ama onun vaat ettiği umut, içi boş bir umut değil. Çünkü umut; herkes bir şey yaptığında var olur. Halkı bilimde, eğitimde ve vatanseverlikte birleştirmeye çalışıyor. Tutsak zihinlerin özgürlük için kanat çırpmasını istiyor. Kitapta en çok alkışlanası bulduğum kısımlardan biri de din adamlarıydı. Çünkü gerçekten “din adamı” gibilerdi. Halkı korkuyla değil, inançlarının gereği olarak insan olmaya çağırıyorlardı. Bu kitap gerçekten ufuk açıyor. Özellikle günümüz Türkiye’sinin umutsuzluğu içinizi daralttığı zamanlarda, insana yeniden mücadele etme isteği veriyor.
1000k
Beyaz Zambaklar ÜlkesiGrigory Petrov · Ayrıntı Yayınları · 2020124,6bin okunma
9/10
·32 syf.··
2026 2. kitabı
Herkese merhabalar, Bugün sizlere Suskunlar Dergisi’nin 17. sayısıyla geldim. Kapakta, kütüphanelerle dolu bir beyin haritası görüyorsunuz. Bu kapağı ben çizdim biraz kendimi öveyim :) Çizerken zihnin aslında ne kadar kalabalık olduğunu düşündüm… Binlerce bilgi, anı, düşünce; kaygı, acı, sevgi ve nefret… Okuduklarımız, gördüklerimiz ve yaşadıklarımızın hepsi zihnimizde bir bütün oluşturuyor. Bu kapak, tam olarak bunun bir yansıması.Kapakla ilgili yorumlarınızı ayrıca çok merak ediyorum. Dergi; şiir ve psikoloji yazılarından oluşuyor. Özellikle dikkatimi çeken şey, günümüzde azalan bilgilendirici içeriklerin bu dergide oldukça güçlü olmasıydı.Psikologların yazdığı yazılar gerçekten dolu dolu ve öğreticiydi. 23 Nisan temasıyla çocukların iç dünyasına odaklanan yazılar ise benim için ayrı bir değer taşıdı.Açıkçası, belki de kendi başıma dönüp araştırmayacağım konuları bu dergi sayesinde öğrenmiş oldum. Şiirler ise ,gerçekten düşündüren, insanı içine çeken ve bir yerde durup hissettiren metinlerdi. Tasarım açısından da oldukça başarılı buldum. Akıcı, sade ve gözü yormayan bir yapısı var. Herhangi bir tasarım hatasına rastlamadım. Ben bu dergiyi iki bardak çay eşliğinde yaklaşık 30–45 dakikada keyifle okudum. Eğer siz de hem hissetmek hem de öğrenmek istiyorsanız, bu dergiyi kesinlikle tavsiye ederim. Şimdiden keyifli okumalar
1000Kitap
Suskunlar - Sayı 17 (Nisan 2026)Ahmet Yılmaz · Makro Kitabevi · 20263 okunma
8/10
·58 syf.··
2026 1. kitabı
Herkese merhaba , bugün sizlere bir dergi önerisiyle geldim. İncelediğim dergi Fikir İzleri’nin beşinci sayısı oldu. Öncelikle kapak tasarımını oldukça beğendiğimi söylemeliyim. Derginin genel havası ise sıkmayan, akıcı ve okuru içine çeken bir yapıdaydı; bu yüzden sayıyı oldukça hızlı bir şekilde bitirdim. Bu sayıda “değişim” konusu üzerine yazılar ve şiirler yer alıyor. Tek bir tema etrafında ilerlemesine rağmen içeriklerin oldukça akıcı ve etkileyici olduğunu düşünüyorum. Sayının sonunda farklı konulara da yer verilmesi ise okuyucunun zihnini toparlaması açısından güzel bir tercih olmuş. Genel olarak hem görsel tasarımını hem de yazıların niteliğini beğendim. Ancak bazı tasarım ve yazı yerleşimlerinde küçük hatalar gözüme çarptı. Bu tür aksaklıklar dergilerde zaman zaman olabiliyor; gözden kaçmış olabilir. Yazarların kalemini oldukça başarılı buldum. Diğer sayıları da merakla bekliyorum. Emeği geçen herkesi tebrik ederim.
Edebiyat
Fikir İzleri - Sayı 5 (Şubat 2026)Kaan Turhal · Fikir İzleri Yayınları · 202611 okunma
Ben hiçbir şey hissetmiyorum.
Puan vermedi·112 syf.··
2024 14. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 26 Ekim 2024 17:28
Düşündüm, neden bu dünyada insanı aşağılayan cümlelerin hepsinde "kadın" kelimesi geçiyordu? Kadın or*spuydu, kadın fahişeydi, kadın gibi yürünmezdi, karı gibi ağlanmazdı, kız ile kadın aynı olsalar bile ayrı kavramlardı. Bu dünyada kadın üzerine aşağılayıcı binlerce kelime bulabilirdik. Kadınları hep bir sınıfa sokmak istediler. Aranan veya nazlanan, fahişe veya bakire,paracı veya saf... Kadın kadındı. Sadece kadın ama bunu anlatmak insanlara güçtü. Ben hiç erkekleri aşağılayan kelimeler duymadım. Duysam bile hepsi erkeği yüceltir vaziyetteydi. Köleler hep kadındı, efendiler ise erkek. Bu felsefeye inat bu hayatımın kölesi de benim efendisi de. Bir erkeğin isteklerini karşılamak için ona boyun eğmeyeceğim - toplum tarafından kadına görevmiş gibi nitelendirilsede-. Ve bir insana hakeret ederken cümlesinde "kadın" lafı geçen bir erkeği, sevmeyeceğim, aşık olmayacağım, evlenmeyeceğim. Aksine nefret edeceğim. Onları kölesi sanıp eziyet eden adamlardan nefret eden kadınlar gibi. Nefret edeceğim ama asla boyun eğmeyeceğim. Başı eğik yürümez bir kadın, başı dik yürür, sırtında onu kambur edecek bütün yüklere rağmen. Toplumun beni görmek istediği gibi biri değil, benim kendimi görmek istediğim şekilde kendimi yetiştiren biriyim. Firdevs şimdi sana sarılıyorum farzet. Bunu sana acıdığım için değil, bana cesaret verdiğin için yapıyorum. Firdevs toplum için bir fahişeydi ama benim için sadece bir kadındı. Güçlü ve boyun eğmeyen bir kadın. Ve son cümlelerimi karşı cinslerime bir şeyler söyleyerek bitireceğim, bir kadın sizi reddedebilir, hayır diye bilir, sizi istemeyebilir, bu naz değildir. Siz tek hoşlanıyorsunuz diye o da sizden hoşlanmak zorunda değildir. Kadınlar da siz kadar güçlülerdir. Aramızdaki tek fark sizin güçleriniz bedeninizdedir, bizim ise güçlerimiz
Edebiyat
Sıfır Noktasındaki KadınNevâl El-Seddavi · Metis Yayınları · 202526,2bin okunma
Reklam