Livaneli'nin okuduğum ikinci kitabı Huzursuzluk oldu. İlk kitabı ise Serenad idi ve o da en az Huzursuzluk kadar beni derinden etkilemişti. Serenad’da Yahudilerle ilgili oldukça kapsamlı bir tarihsel arka plan sunulurken, Huzursuzluk’ta Ezidiler hakkında oldukça bilgilendirici bir içerik bulunuyordu. Livaneli’nin Türk edebiyatında tarihi olayları ve toplumsal meseleleri ustalıkla ele alıp romanlarına yansıtması gerçekten etkileyici.
Huzursuzluk, sadece bir roman değil, aynı zamanda bir farkındalık çağrısı. Ezidilerin yaşadığı zulümler, savaşın etkileri ve insani değerlerin kaybı, Livaneli’nin sade ama çarpıcı anlatımıyla okuyucuyu derinden sarsıyor. Kitap, hem bireysel bir hikâyeyi hem de evrensel bir acıyı aynı anda hissettiriyor. Bu açıdan, Livaneli’nin eserlerini sadece edebi bir zevk için değil, aynı zamanda dünyaya dair daha çok şey öğrenmek için okumak gerektiğini düşünüyorum.
HuzursuzlukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2017117,6bin okunma
Giderek sessizleşiyorum, içime çekiliyorum. Konuşmak bir yük gibi, artık kelimeler dilimin ucunda dahi durmak istemiyor. Önceleri fark etmedim bu sessizliği; ama neden böylesine suskunlaştığımı düşünürken anladım: İnsanlar, yalnızca konuşmak için konuşuyor. Yorumlar, haklı çıkma çabaları, kendini gösterme telaşı... Bu kadar gürültünün içinde, artık bir kelime etmeye dahi mecalim yok.
Sessizliğin ortasında bir huzur mu buldum, yoksa kayboluyor muyum, bilemiyorum. Memnun muyum halimden? Ona da emin değilim. Belki bu sessizlik bir sığınak, belki bir yük... Ama şu an, gürültünün kalabalığında sessizlik tek dostum gibi.