Livaneli'nin okuduğum ikinci kitabı Huzursuzluk oldu. İlk kitabı ise Serenad idi ve o da en az Huzursuzluk kadar beni derinden etkilemişti. Serenad’da Yahudilerle ilgili oldukça kapsamlı bir tarihsel arka plan sunulurken, Huzursuzluk’ta Ezidiler hakkında oldukça bilgilendirici bir içerik bulunuyordu. Livaneli’nin Türk edebiyatında tarihi olayları ve toplumsal meseleleri ustalıkla ele alıp romanlarına yansıtması gerçekten etkileyici.
Huzursuzluk, sadece bir roman değil, aynı zamanda bir farkındalık çağrısı. Ezidilerin yaşadığı zulümler, savaşın etkileri ve insani değerlerin kaybı, Livaneli’nin sade ama çarpıcı anlatımıyla okuyucuyu derinden sarsıyor. Kitap, hem bireysel bir hikâyeyi hem de evrensel bir acıyı aynı anda hissettiriyor. Bu açıdan, Livaneli’nin eserlerini sadece edebi bir zevk için değil, aynı zamanda dünyaya dair daha çok şey öğrenmek için okumak gerektiğini düşünüyorum.