Yalnızlığa kök saldım usulca;
öylesine uzun, öylesine sessiz yürüdüm ki tek başıma,
birinin omzuna değen omuz,
birlikte atılan adım nasıl olur, unuttum.
Yol, tenhayken içimi ezer,
beraberkense kalbim şaşırır;
yakınlıkta bile uzaklık büyür.
Acaba biz mi yetersiziz bazı şeylere,
yoksa zamanla ikna mı edildik beceremeyeceğimize?
Hakikat nerede gizlenir;
ne yapmalı, nereden başlamalı, nasıl?
Bilsem de sustum,
sözcükler, yorgun dilimde küle döndü.
Sevgiyle hüzün,
aynı göğün altında bu kadar iç içe geçer miydi?
Yoksa bizi asıl yoran
sevmek mi, sevilmek mi,
ya da hiç durmadan birbirimizi anlamaya çalışmak mıydı?
Ne kırdı bizi tam olarak,
kim çeldi yolumuzu?
Oysa niyetimiz sade,
maksadımız güzeldi:
birlikteyken hayat kolaylaşsındı...
Peki neden her şey,
her şey bu denli ağırlaştı?
Evlilik birbirini seven iki kişinin bir araya gelmesi demek değildir. Uzun bir yolculuğa çıkmak ve bu yolculukta ortaya çıkan farklılıkları bir noktada uzlaştırmaktır.