Puan vermedi·583 syf.··
2026 88. kitabı
ɪşıᴋ ᴅᴏɢ̆ᴜᴅᴀɴ ʏᴜ̈ᴋsᴇʟɪ̇ʀ Ne zamandır okunmayı bekleyen , aslında kitabın hacminden korkarak ertelediğim bir roman ile geldim. Üstelik üçleme bir serinin ilk kitabı olduğunu görünce, nedir bu hikaye diye daha çok merak ettim ve okumaya başladım. Hacminden korktuğum kitabı sanırım üç günde falan okudum. ​Büyük edebi sanatlar, ağdalı cümleler ya da süslü tasvirlerden uzakta, yazar hikayesini olduğu gibi, pürüzsüz ve son derece sade bir dille anlatmış. Ama tam da bu düz ve net anlatım, kurguyu inanılmaz akıcı bir hale getirmiş. Dediğim gibi elinizde akıp gidiyor. ​Beni en çok etkileyen kısım, o ışıltılı ve parıltılı hayatların perde arkasını tüm çıplaklığıyla, hiçbir şeyi gizlemeden önümüze sermesi oldu. Ayrıca ses ve kokunun frekansları üzerinden insan zihnini, duygularını ve davranışlarını yönlendirme/etkileme, ciddi anlamda ilgimi çeken konulardır. Magazin dünyasının, şöhretin ve pırıltının arkasındaki o yalnızlığı ve karanlığı net bir şekilde kaleme almış yazar. ​Gerçek ile sanrının, pırıltı ile dibe vuruşun iç içe geçtiği, süslemesiz ama çok akıcı bir hikaye... Aslında yabancısı olmadığımız hayatların , görünmeyen kamera arkası gibi. Dizi olsa tutar. Kürt asıllı ünlü şarkıcı Rozerin Dewran 'ın hayatına şahitlik etmeye hazır mısınız? Üvey babasının tecavüzü ile öz annesi tarafından evden atılan , onyedi yaşında İstanbul'a gelir. Asmalı Mescit'teki bir gece kulübünde garson iken keşfedip Türkiye'nin tanıdığı bir yıldıza dönüştüren kişi ise hem patronu hemde büyük aşkı Selahaddin olur. Hayat , şöhretin zirvesindeyken yaşadığı aşk, ailevi sorunlar ve bağımlılıkları yüzünden dibe vurmuş durumda olan Roz 'u bir hastane odasına kadar sürükler.Tedavi sürecinde hayatını kaleme almaya karar veren Roz, geçmişi eşeledikçe sarsıcı gerçeklerle yüzleşir. Selo, onun önüne
Işık Doğudan YükselirElvan Dincel · Odessa Yayınevi · 202414 okunma
9/10
·144 syf.··
2026 42. kitabı
Merhaba arkadaşlar sizlere güzel bir kitap yorumuyla geldim. . . Reşad Ekrem Koçu'ndan ilk defa bir eser okuyorum bu da hayran kaldığım Mimar Sinan onun eserlerini dinlemek hafızamı tekrar yenilememi sağladı her ne kadar bilsem de yeni birçok şeyi öğrendim. O estetik yapıları zekası mühendislik düşüncesi çok değerli biri. Yaptığı çoğu cami ve medreseyi gezdim hayran kalmamak elde değil o dönemde bunları yaptıysa şu dönemde burda olsaydı neler yapmazdı ki diye çoğu zaman gezerken düşündüm. Mimar Sinan'ın sanat hayatındaki gelişimini (çıraklık, kalfalık, ustalık) simgeleyen üç büyük eseri; İstanbul'daki Şehzade Camii (çıraklık), Süleymaniye Camii (kalfalık) ve Edirne'deki Selimiye Camii (ustalık) olarak kabul edilir.Hatta birçok sınavda hala soru olarak önümüze gelen değerleri eserlere imza atmış birisi. 81 camii, 51 mescit, 55 medrese, 26 darül-kurra, 17 türbe, 17 imarethane, 3 darüşşifa (hastane), 5 su yolu, 8 köprü, 20 kervansaray, 36 saray, 8 mahzen ve 48 hamam olmak üzere 375 eser inşa etmiştir. Edirne'de yaptığı Selimiye Camisi Dünya Kültür Mirası listesindedir. Bilinen ve akılda kalan eserlerinin bir kaçı ise şöyle; Haseki Hamamı- İstanbul. Mihrimah Sultan Camii- İstanbul. Süleymaniye Camii- İstanbul. Mağlova Su Kemeri- İstanbul. Lala Mustafa Paşa Camii- Erzurum. Rüstem Paşa Kervansarayı- Erzurum. Şehzade Camii- İstanbul. Selimiye Camii- Edirne.
Mimar Sinan: Hayatı ve EserleriReşad Ekrem Koçu · Doğan Kitap · 202621 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi
Reşad Ekrem Koçu / Mimar Sinan Hayatı ve Eserleri Merhaba sevgili dostlarım. Harikulade bir kitapla geldim sizlere. Okurken müthiş bir zevk duyduğum bir kitap oldu. Sadece biyografi değil, yazarın üslubu dolayısıyla o dönemin İstanbul’unu, saray hayatını, Mimar Sinan’ın çalışma disiplini ve karakterine de yansıtılmış kitaba. Tahmin ettiğiniz gibi sert bir dille tarih anlatılmamış bir nevi roman tadında ilerlemiş. Tarihe ilgi duyan tüm dostlarıma gönülden tavsiye ediyorum o sebeple. Türkiye’nin köy ve kasabalarından Türk sarayları için en sağlıklı, en yapılı, en yakışıklı ve en becerikli, yetenekli gençleri toplanıyordu. Bunlardan biri de Sinan bin Abdülmennan’dı. Sinan bin Abdülmennan, 22,23 yaşlarında iken Kayseri’nin Ağırnas köyünden getirilmişti. Yavuz Selim’in cülûs ettiği sene Anadolu’dan ilk defa olarak devşirilen acemi olanlardan biriydi Sinan bin Abdülmennan. Daha köyünde iken köyüne su yolları ve kümesler yapan bu cevval genç İbrahim Paşa mektebinde neccarlığa ve dülgerliğe talip olmuştu. İbrahim Paşa mektebinden sonra ise Yeniçeri Ocağı’na verilmişti. Yeniçeri ocağındaki askerlik yılları, seferler sırasında inşa ettiği köprülerle yeteneğinin fark edilmesi ve nihayetinde 50 yıla yakın sürecek olan "Reis-i Mimaran" (Mimarların Başkanı) olur. Sultan Süleyman’ın Mimar Sinan’a ilk yaptırdığı eser, sevgili Hasekisi Hürrem Sultan namına Avratpazarı’nda yapılan bir kubbeli küçük bir cami olur. Sinan’ın muhteşem yeteneğini hükümdarın serveti hizmet ediyor, oluk oluk altınlar akıyordu. Elbette Mimar Sinan’da iftiralara uğramış, işinden edilmeye çalışılmış, bir nevi taşlanmıştı. Sayısız cami, tımarhane, türbe, çeşme yapmıştı. Fakat onlardan biri var ki günümüze kadar ayakta kalmasına vesile olmuş ve tamirini yapmıştı. Ayasofya Cami… Kaderine terk edilmiş haldeyken
Mimar Sinan: Hayatı ve EserleriReşad Ekrem Koçu · Doğan Kitap · 202621 okunma
7/10
·128 syf.··
2020 299. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 30 Haziran 2020 00:00
‘Mimar Sinan Neden Bir Tasarım Dehasıdır?’ @yemkitabevicom dan okuduğum ilk kitap oldu ve kesinlikle son olmayacak. Reha Günay, Mimar Sinan hakkında öncelikle net bilinmeyen doğum tarihini (1494-99) vererek işe başlıyor. Yavuz Sultan döneminde Anadolu’dan ilk kez devşirilen Hıristiyan çocuklar arasında imiş. Devşirilen çocuklar, İstanbul veya Edirne’de Acemi Oğlanlar Ocağı’na alınarak hem askerlik hem de yeteneklerine uygun zanaat öğretiliyor. Mimar Sinan, dallar arasında “neccar”(ahşap ustası) olmayı seçmiş. Bu meslek sırasında öğrendiği geometri ve inşaat çalışmaları öğretisi ona mimarlığın kapılarını açmış. Kanuni döneminde (1520-66) yeniçeri olmuş. Seferlere de katılan Sinan, orada gördüğü yapıları defterine kaydetmiş. Mimar Sinan ilk olarak, Karaboğ’dan (Moldova) Seferi sırasında, Prut Nehri üzerinde, bataklık bir araziye kısa sürede bir sürede inşa ettiği köprü ile ün kazanmış, Sadrazam Lütfi Paşa, onu “mimarbaşlığa” atamıştır. Mimar Sinan, mimarlık için sevinirken, çok sevdiği askerlik mesleğini icra edemeyeceği için de üzülmüştür. Kendisi, dünyaya en çok eser kazandırmış mimarlardan biri; Osmanlı’ya 107 cami, 52 mescit, 74 medrese, 8 darülkurra, 45 türbe, 17 imaret, 3 darüşşifa, 6 sıbyan mektebi, 6 tekke, 22 aşhane, 56 hamam, 9 köprü, 38 saray, 8 mahzen, 31 han ve 6 su yolu kazandırmış, bunların 316 tanesi İstanbul’da yer alıyor. Mimar Sinan’ın neden deha olduğu konusuna gelirsek; Tasarladığı binalar, projenin bulunduğu mevkinin özelliklerinden beslenerek inşa ediliyordu, uyum içinde görünmesini sağlıyordu. İstanbul’da en önemli kent planlama örneği Süleymaniye Külliyesi gösterilir. Yapılarında gösterişten ve süsten uzak, işe yaramayacak hiçbir gereksiz ayrıntıya yer vermemiş, mantık sahibi bir mimardı. Rasyonel eserlere önem vermiş. Sinan o kadar yoğunmuş
Mimar Sinan Neden Bir Tasarım Dehasıdır?Reha Günay · Yem Yayın · 2019116 okunma
Kayıp coğrafyanın izinde
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 28 Mart 2026 16:45
Kayıp Coğrafya’nın İzinde Doğu Türkistan üzerine yaptığım bu çalışmada, kitabın tamamını değil; yazarın gezdiği şehirler ve ziyaret ettiği mekânlar üzerinden bir analizdir. Kayıp Coğrafya’nın İzinde Doğu Türkistan Taha Kılıç, bu eserinde Doğu Türkistan’ı yalnızca tarihsel yönüyle değil; gezdiği şehirler, ziyaret ettiği mekânlar ve yaptığı gözlemler üzerinden de anlatmaktadır. Kitapta yer alan şehirler ve bu şehirlerde gezilen yerler, bölgenin kültürel, dini ve toplumsal yapısını anlamak açısından önemli ipuçları sunmaktadır. ⸻ Gulca Gulca bölümünde yazarın ziyaret ettiği yerler, daha çok toplumsal hafıza ve dini yapıların dönüşümü üzerine yoğunlaşmaktadır. Kahramanlar Mezarlığı, geçmişte yaşanan olayların izlerini taşıyan bir mekân olarak dikkat çekerken; Beytullah Camii’nin kapalı olması, isminin değiştirilmesi ve dini işlevinin zayıflatılması, bölgedeki dini yapıların geçirdiği değişimi göstermektedir. Gulca Müslüman Mezarlığı ise, eski mezar yapıları, kubbeli türbe tarzı mimarisi ve aile kabristanlarıyla, bölgenin köklü İslam geçmişinin hâlâ izlerini barındırdığını ortaya koymaktadır. Bu bölümde gezilen yerler, Gulca’nın yalnızca doğal değil, aynı zamanda tarihî ve kültürel bir hafıza mekânı olduğunu göstermektedir. ⸻ Kaşgar Kaşgar bölümü, kitapta en yoğun tarihî ve kültürel unsurların yer aldığı bölümlerden biridir. İd Kah Camii, şehrin merkezi konumunda olup geçmişte dini hayatın en önemli mekânlarından biri olmasına rağmen, günümüzde işlevsel olarak değişime uğramıştır. Camideki Arapça ibarelerin kaldırılması ve dini materyallerin ortadan kaldırılması, bu değişimin somut göstergelerindendir. Satuk Buğra Han Türbesi ve Kaşgarlı Mahmud Türbesi gibi Türk-İslam tarihi açısından büyük öneme sahip mekânların ziyarete kapalı olması, tarihî miras ile
Alıntı
Kayıp Coğrafyanın İzindeTaha Kılınç · Ketebe Yayınevi · 20251,124 okunma
7/10
·193 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
88 günde okudu
·
Okunma: 29 Mart 2026 20:35
8-9 yaşlarındayken, özellikle metrobüs durakları önünde benden yaşça büyük abilerin bu kitabı dağıttığına denk gelirdim. Kitabı almamıza rağmen okumak bir türlü kısmet olmamıştı. 12-13 yıl sonra aynı kitaba çok hoş bir tevafukla denk geleceğimi bilmeden okuldan dönerken sırtında çantası olan yaşlı bir amcaya yer vermek için seslendim. Bir sonraki durakta ineceğini söyleyerek teşekkür etti ben de okuduğum kitaba geri döndüm. Bir dakika geçmeden okuduğum kitabın üzerine uzanılmış bir kitap girdi görüş açıma, yerimi vermek istediğim amca “Sen bana yerini verdin, ben de sana bu kitabı vereyim.” dedi ve gitti. Ben ise elimde kitap, yüzümde şaşkınlık ve mutluluğun verdiği sırıtışla kalakaldım. Bu kitabın karşıma boşu boşuna çıkmadığını düşünerek okumak ve alıntılarımı, iletilerimi ve incelememi sizlerle paylaşmak istedim. Teşekkür ederim. "İşte budur, miftah-ı genc-i kadim, Bismillahirrahmanirrahim." Bu kitap namaz ağırlıklı bilgilere ve ilave olarak abdest, iman, zekat gibi konuların da yer aldığı bir kıymet. "Her şeyi bilmek imkansızdır, bildiğini tekrar etmekte ancak kazançtır." Kitabı okurken bildiğimden çok daha fazla bilmediğim bilgiler vardı ama bunları okumak beni hiç yormadı. Okudukça okuyasım geldi. Okurken sürekli kendimi sorguladığımı fark ettim. Farkında olmadan, artık gündelik hayatımızın bir parçası haline getirdiğimiz davranışlarımızın dahi ne kadar büyük bir önem taşıdığını fark ettim. Önemsiz gördüğümüz detaylara dahi yer verilen bu kitabı okumanın hayatımı kesinlikle olumlu yönde değiştirdiğinin farkındayım. Kitapta ayetlerden, hadis-i şeriflerden, hikayelerden, sahabe hayatlarından, Hz. Muhammed (sav)’in hayatından örneklerin verilip konuların pekiştirilmesi çok iyi. Konunun anlaşılabilirliğini arttırıyor. Fakat; kitapta ciddi eksiklikler
İnceleme
Namâz KitâbıHüseyn Hilmi Işık · Hakikat Kitabevi · 2014476 okunma