Bu eseri İbrahim Halil Üçer Hocanın Esenlerde verdiği konferans anlatısında bir vakit siyonazi ülkesinde? düzenlenen metafizik çalıştayında bu zatın ( Şebüsterî) ülkemizde yeterince bilinmediği bahsi geçmesi üzerine ilgimi çekmişti nasip bu vakteymiş. Mütercime göre İbnü'l Arabi, Mevlana'dan sonra gelen üçüncü büyük mutasavvıf bir zat aynı zamanda İbnü'l Arabi takipçileri arasında eserinin nazımsal yönü sebebiyle birçok farklı dile çevrilmesiyle geniş kitlelere ulaşmıştır. Eser, Horasandan Şeyh Harevi'nin bir elçi ile Tebriz erenlerine 15 suali göndermesi ile başlıyor sullarin nazımsal olması yönüyle ilk başta çekinsede arkadaşının desteğiyle bu sualleri her ne kadar nazımsal manada kendi yeterli seviyede görmesede cevap kaleme alıyor. Eser başta tasavvuf olmak üzere kelami ve felsefi birçok konuyu bünyesinde barındırıyor yaşamış olduğu zamanı da işin içine kattığımızda kitabın dili ağırlaşıyor lakin mütercimin Lahici'nin Mefatihu'l İcaz adlı şerhi ve Mesnevi takviyesiyle dilin etkisi azalıyor lakin bu kısımların bazı yerlerinde azeri ve o zamanın türkçesini birebir koyması konunun anaşılmasını zorlaştırmıştır kitabın sonunda ise beyitlerde yer alan anlaşılması güç olan kelimelerin anlamını yazmış olduğu sözlük bulunmaktadır.
Mesnevinin insan psikolojisine bakış açısı,terapi özelliğinde yaklaşımları ve sözleri incelenmiş.Farklı bir tarz kitaptı.Kitap akıcı fakat kitabın 10-15 sayfa boş yaprak olması beni biraz şaşırttı.
Mesnevi TerapiNevzat Tarhan · Timaş Yayınları · 20122,850 okunma
Bazı kitaplar yeni bilgiler öğretir. Bazıları ise bildiğimizi sandığımız şeylere yeniden bakmayı sağlar. "Mevlânâ'da Ulûhiyyet Anlayışı" ikinci gruba giren eserlerden biri.
Atilla Baran Can Çelebi bu çalışmasında Mevlânâ'nın Allah tasavvurunu, kelâm ilmi açısından incelemeyi amaçlıyor. Kitabın temel sorusu oldukça nettir: Mevlânâ'nın Allah'ın varlığı, birliği, isimleri ve sıfatları hakkındaki görüşleri İslâm düşünce geleneği içerisinde nereye yerleştirilebilir?
Eser boyunca yazar, Mevlânâ'yı sadece bir şair ya da mutasavvıf olarak değil; aynı zamanda döneminin ilmî tartışmalarını bilen, kelâm, fıkıh, mantık ve felsefe alanlarına hâkim bir düşünür olarak ele alıyor. Bu yönüyle kitap, Mevlânâ'nın sadece Mesnevî'den ibaret olmadığını da hatırlatıyor.
Kitabın dikkat çekici taraflarından biri, Mevlânâ'nın akıl ve vahiy arasında kurduğu dengeyi göstermesidir. Yazarın ortaya koyduğu tabloya göre Mevlânâ, ne aklı tamamen dışlayan bir anlayışa sahiptir ne de hakikati yalnızca aklın sınırları içerisine hapsetmektedir. Akıl onun için gerekli bir araçtır; ancak hakikatin son durağı değildir. Bu nedenle Mevlânâ, Allah'ın varlığına dair aklî delilleri kullanırken aynı zamanda keşf, tecrübe ve kalbî idrake de önemli bir yer verir.
Eserde üzerinde durulan bir diğer konu ise Mevlânâ'nın Ehl-i Sünnet düşüncesiyle olan ilişkisidir. İnceleme sonucunda Mevlânâ'nın itikadî açıdan bütünüyle yeni veya farklı bir sistem ortaya koymadığı, genel hatlarıyla Ehl-i Sünnet çizgisi içerisinde değerlendirilebileceği sonucuna ulaşılmaktadır. Bununla birlikte yazar, Mevlânâ'yı belirli bir mezhep ya da düşünce kalıbına sıkıştırmanın doğru olmayacağını da vurgular. Çünkü Mevlânâ'nın asıl kimliği bir kelâmcıdan çok bir mutasavvıftır.
Kitabın sonuç bölümünde yer alan önemli tespitlerden biri şudur:
Mesnevi'nin kalbi sayılan ilk 18 beytin şerhi olan bu eser Bursevi hazretlerinin gözünde de tasavvuf deryasının özünün özü olduğu anlaşılıyor. Tek bir beytin altında bile birçok değişik kavramın açıklaması, başka aşıklardan sözler, beyitlerle bezenmiş. Sonuçta 18 beyitte neredeyse bir tasavvuf nazariyatı özeti ortaya çıkmış.
Sadeleştirmeye rağmen dilin ağırlığı, kuramlara arka arkaya değinilmesi, konunun ağırlığı itibariyle bir temel olmadan anlayarak okumak zor. Anlasak bile uzun uzun düşünmek lazım sindirebilmek daha doğrusu sindirmeye çalışmak için.
İçerikle ilgili eleştirim olmasına haddim yok ama kitabın yayınlanışı daha güzel olabilirmiş. Öncelikle bu eser bir giriş, bir önsöz, mesnevi ve şerhlerin durumu, Bursevi hazretlerinin diğer eserleri, fikirleri halleri hakkında yazıları hakkediyor. Sol tarafta latinize edilmiş orjinal hali neden verilmiş tartışılır, orjinal nusha resimleri olsa anlayacağım. Ekbilgilerin sayfa sonunda dipnot şeklinde değil kitap sonunda olması ise okumayı yavaşlatan ve konsantrasyonu bozan bir uygulama.
Konu ile meraklı ve ilgili olanların kütüphanesinde olması gereken ve sadece mesnevi ilk 18 beyit için değil neredeyse tüm nazariyat için rehber niteliğinde eser. Okuduğuma çok memnunum, layıkıyla anlamakta nasip olur umarım.
Mesnevi'nin Ruhuİsmail Hakkı Bursevi · İnsan Yayınları · 202129 okunma
Ey nefis! Kâinâtın uzak çöllerine gidip Sâni'in isbâtına deliller toplamaya ihtiyaç yoktur. Bir kulübecik hükmünde bulunan, içerisinde oturduğun cisim kafesine bak!
Mesnevi-i Nuriye
Mesnevi-i NuriyeBediüzzaman Said Nursî · Söz Basım Yayın · 20033,462 okunma