Mesrure Başaran

Mesrure Başaran
@mesrurebasaran
Edebiyat öğretmeni
Ege Üniversitesi
Kuşadası
Kuşadası
6 okur puanı
Ağustos 2017 tarihinde katıldı
"Zübük" Romanı Üzerine Bir İnceleme
Puan vermedi
Aziz Nesin’in Zübük adlı romanı, bir toplum eleştirisidir. Bu romanda eleştiri kara mizah şeklinde yapılmıştır. Zübükzade İbraam Efendi, adeta köyün belalısıdır. Köylüleri çeşitli vaatler verir, ama bu vaatleri bir türlü yerine getirmez. Zübükzade tarafından oyuna getirilen saf ve cahil köylüler yine de her defasında ona inanırlar. Kitapta mizah içine gizlenmiş olan asıl konu, köylülerin acınacak durumudur. Kitabın ilk sayfasında görülen toz bulutu ve ortalarına doğru görülen ölü toprağı, adeta onların üzerine serpilmiştir. Bir kişi bütün köylüleri kandırmakta, oyuna getirebilmektedir. Bu Zübük, öyle bir dolandırıcıdır ki köylüleri kendi cebine zorla para koyacak duruma getirmektedir! Böyle dolandırıcılar, halkın tabiriyle “politikacılar”, her devirde ve her memlekette görülebilmektedir. Zübük, bu bağlamda evrensel bir romandır. Bugün hala ilgiyle okunmasının nedeni de budur. Zübük için “Ölse de kurtulsak!” diyen köylüler, onu öldürmeyi de beceremezler çünkü o, bundan da kurtulmanın bir yolunu bulur. Zübük ölse de bir şey fark etmeyecektir, çünkü toplumda bu cahillik, tabiri caizse “Ensesine vur, lokmasını al” durumu bitmedikçe Zübükler de bitmeyecektir. Kitapta köylülere özgü “heyri” gibi seslenişler, çeşitli lakaplar da yer almıştır. Bunlar ve üstü kapalı pek çok siyasi eleştiri, dönemin durumu ve köylülerin yaşamı hakkında bilgi edinmemizi sağlar.
Edebiyat
ZübükAziz Nesin · Nesin Yayınevi · 20128,3bin okunma
Reklam
"Martin Eden" Hakkında Bir İnceleme
Puan vermedi
Jack London’ın kendi yaşam öyküsünden ipuçları taşıyan romanı Martin Eden felsefe, siyaset, toplumsal yaşam ve daha birçok konuda oldukça çarpıcı tespitler sunmaktadır. Ama bu eserin kurulduğu asıl temel, edebi eserin bir meta haline getirilmesi, sadece popüler olduğu için alınıp satılmasıdır. Bu durum, eseri meydana getiren sanatçıyı da bir boşluğa sürükler. Neticede yazarın iki seçeneği vardır; ya basit, hiçbir edebi mana taşımayan eserler vermeye devam edip kazandığı sahte şöhret ve haksız kazanç ile avunacak, ya da Martin Eden’ın yaşadığı gibi o kapkara boşlukta yitip gidecektir. Kapitalist sistemde sanatçının açmazı budur işte. -Yazının bundan sonraki kısmı kitap ile ilgili spoiler içermektedir.- Martin Eden, romanın başında dış görünüş ve içinde yetiştiği çevre itibariyle “kaba, eğitimsiz bir vahşi” olarak tasvir edilir. Fakat bu vahşi ruhun düştüğü ilk zaaf kitaplardır. ”Açlıktan midesi kazınan birinin yiyecek gördüğü anda gözleri nasıl arzuyla dolarsa, onun da gözleri öyle şevkle, istekle parladı.” Genç adam sadece kitaplara değil, misafiri olduğu burjuva ailesinin evindeki her güzelliğe hayran kalır. Yağlıboya tablolar, gösterişli sofralar ve Ruth. Ailenin güzel kızı Ruth, Martin Eden’ın eksikliğini hissettiği bütün estetik güzelliklerin timsali gibidir. Delikanlı, bu ilahi güzelliğe ulaşabilmek için, her alanda kitaplar okuyarak kendini geliştirmeye çalışır. Bu durumu bir nevi “kahramanın yolculuğu” kavramına benzetebiliriz. Fakat kahramanımızın asıl yolculuğu ve içsel bunalımı, sevdiği kızın kalbini kazanınca başlayacaktır. Bir yandan sürekli okuyan, diğer yandan yazarak içindeki yüksek ruhun potansiyelini kâğıda döken Martin, Ruth da dâhil olmak üzere, hiç kimseden takdir görmez. Çevresindeki herkes onun “müesses nizam”a uyması gerektiği konusunda
Edebiyat & Roman
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,7bin okunma