Ruhumun derinlikleri, adını bile bilmediğim, dikenli ve ziyadesiyle tuhaf hislerle dolu; ummanın dibinde gezinen, devâsa kara balıklar gibi zihnimde dönüp duruyorlar. Bazı günler, birkaç kulaç atıp yüzeye yaklaşıyorum, öylesi anlarda sana ve Makbule'ye ve de güzel evimize sahip olduğum için, dünyanın en bahtiyar, en huzur dolu insanı gibi hissediyorum kendimi fakat-saymıyorum artık kaçıncı olduğunu- fakat sonra içimdeki bütün güzel hisler derisini dökmeye başlıyor. Derinlerde gezinen o devāsa kara balıklar, pulları çamura ve kana bulanmış vaziyette, aklımın en kuytu köşelerine süzülüp "Heyhat..." diye fısıldıyorlar, "Bu sahte huzurun müsebbibi, ruhundaki teslimiyettir. Çünkü sen, her şeyi kabul ettin, her şeyi kabul ettin, her şeyi kabul ettin..." Aklım karışıyor Yurdanur; huzurumdan da, hırsımdan da ikrah ediyorum artık.