Dostoyevski’nin Ölüler Evinden Anılar’ı, Sibirya’daki cezaevinde geçirdiği 10 yılı otobiyografik bir dille anlatan, sert ve gerçekçi bir eser. Kitap, Aleksandr Petroviç Goriançikov adlı bir soylunun ağzından cezaevi hayatını, mahkûmların günlük yaşamını, işkenceleri, umutları ve umutsuzluklarını aktarıyor. Dostoyevski burada kendi deneyimlerini doğrudan aktarıyor. Kırbaç cezaları, zincirler, açlık, hastalık, gardiyan zulmü ve mahkûmların birbirine karşı tutumları... Mahkûmların farklı sınıflardan (soylu, köylü, katil, hırsız) oluşu ve her birinin farklı psikolojisi çok iyi işlenmiş. Ama anlatım bazen çok kuru ve tekrarlı oluyor. Olay örgüsü yok denecek kadar az, daha çok anı ve gözlem derlemesi gibi. Bu yüzden okuması yer yer yorucu ve ağır geliyor. Özellikle uzun cezaevi tasvirleri sıkabiliyor. Çeviri (İş Bankası baskısı) başarılı, dil akıcı ve Dostoyevski’nin o keskin gözlem gücünü koruyor.