Sanki asıl öldürmek istediğim şey o derinin altında ya da başparmağımın altında atan o ince mavi damarda değil, başka bir yerde, daha derinde, daha gizli ve ulaşması çok daha güç bir yerdeydi.
Korkunç bir hayvanın üzerinden soyulmuş bir deri gibi pörsük ve terk edilmiş hissediyordum kendimi. Hayvandan kurtulmuş olmak beni ferahlatmıştı ama ruhumu ve pençelerini geçirebildiği her şeyi de alıp götürmüşe benziyordu.
"Nevrotik ha!" Küçümseyici bir kahkaha attım. "Eğer iki karşıt şeyi aynı anda istemek nevrotiklikse ben tepeden tırnağa nevrotiğim. Hayatımın geri kalan kısmını karşıt şeylerin birinden öbürüne uçmakla geçireceğim." Buddy elini elimin üzerine koydu.
"Bırak ben de seninle uçayım."