Feminist hareket, her yaştan kadın ya da erkeğin cinsiyetçiliği sona erdirmek adına çalışmasıyla gelişir. Bu durum illa ki gidip örgütlere katılmamızı gerektirmez, olduğumuz yerden de feminizm adına çalışabiliriz. Feminizm için çalışmaya yaşadığımız yerde, evde başlayabiliriz; kendimizi ve sevdiklerimizi eğitebiliriz.
Ev içi şiddet kitle medyasında bolca temsil bulsa da ve bununla ilgili tartışmalara pek çok alanda yer verilse de toplumumuz erkek şiddetinin sonlandırılmasım erkek tahakkümünün sonlandırılmasıyla, ataerkinin yok edilmesiyle çoğu zaman ilişkilendirmiyor. Bu ülkenin pek çok yurttaşı hâlâ erkek tahakkümüyle evdeki erkek şiddeti arasındaki bağlantıyı kuramıyor.
Pek çok insan hâlâ feminizmin din karşıtı olduğunu düşünüyor. Gerçekte feminizm, daha çok kadın kutsal olanla ilişkiye geçebilsin ve kendini ruhani yaşama adayabilsin diye ataerkil dini düşünceyi dönüştürmeye yardımcı olmuştur.
Gerçek aşkın tanıma ve kabul üzerine kurulduğunu, teşekkür, ilgi, sorumluluk, bağlılık ve bilgiyi birleştirdiğini kabul ettiğimizde, adalet olmadan aşkın olamayacağını kavramış oluruz. Bunun ayırdına vardığımızda, aşkın bizi dönüştürme gücüne sahip olduğunu, bize, üzerimizde kurulan tahakküme karşı çıkma gücü verdiğini de kavrarız. Öyleyse feminist politikayı seçmek, aşkı tercih etmektir.