Eve adlı karakterimiz şehirden uzakta metruk bir ev almayı düşününce herkesten farklı bir hikaye duyar. Kimi açıklanamaz bir varlığın sığınağı olduğunu söyler, kimi masumları kendine hapseden korkutucu bir yer olduğunu, kimilerine göre de sadece basit bir ev olduğunu.
Ana karakterimiz Eve'de bu söylentilere kulak asmaz ve kız arkadaşıyla böyle bir ev satın alır. Şehirden uzakta, ormanın kıyısında, metruk bir ev. Amaç, bu evi onarıp ikisi için huzurlu bir yaşam alanına dönüştürmek.
Eve akşam saatlerinde kapının çalınmasıyla tedirgin olmaya başlar çünkü kapıda 3 çocuklu bir aile vardır. Adam, bu evin çocukluğunun geçtiği ev olduğunu ve ailesi ile birlikte içini gezip geçmişi yad etmek istediğini söyler.
Konusu cidden çok iyi, çok akıcı ancak hislerim epey karışık. Baştan sona kadar beni içine çeken, tedirgin eden, neyin gerçek neyin hayal olduğunu sorgulatan bir hikâyeye sahipti. Bu belirsizlik kitabın en güçlü tarafıydı ancak final kısmı bu güçlü atmosferin biraz gerisinde kaldı maalesef
Yazar konuyu aslında net bir şekilde, akıllarda soru işareti bırakmadan bitirebilirdi. Ancak bizi belirsizlikte bıraktı, özellikle de son sayfadaki o gazete haberiyle. Ben o gazete haberini yok sayarak kitabı bitirdim, böylece kurgu benim için çok daha tatmin edici bir şekilde tamamlanmış oldu.
Uzun lafın kısası kesinlikle okuyun. Tek oturuşta bitecek kadar güzel bir kurguya sahipti. Özellikle sabaha karşı 3'te otel odasında çalan telefon beni biraz ürküttü. O anları ben yaşamış olsaydım sanırım delirirdim. Final kısmına gelecek olursak benim gibi yapın, son sayfayı görmezden gelin. Böyle yaptığınızda hikâye çok daha anlamlı bir şekilde son bulacaktır.