8/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2026 43. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2026 22:32
Bazı kitaplar vardır; onları okurken bir hikâyenin peşinden gidersiniz. Bazı kitaplar vardır; olay örgüsü sizi sürükler, karakterler sizi merak duygusuyla bir sonraki sayfaya taşır. Bir de çok az eser vardır ki düzyazı formunda yazılmış olmasına rağmen okuruna şiir okuyormuş hissi verir. Sâye, benim için tam olarak böyle bir eser oldu. On kısa öyküden oluşan bu eser, ilk bakışta farklı karakterlerin, farklı hayatların ve birbirinden bağımsız gibi görünen hikâyelerin bir araya gelişi gibi görünse de, derinlerine inildiğinde ortak bir ruhta buluşuyor: insanın iç dünyası. Her öykü ayrı bir kapı aralıyor; her karakter bizi başka bir ruh hâlinin, başka bir sorgulamanın, başka bir yaranın ya da başka bir umudun içine davet ediyor. Bu yönüyle eser, sadece hikâye anlatmıyor; insanı anlatıyor. Hem de insanın görünen yüzünü değil, daha çok içine sakladığı, çoğu zaman kendisinin bile görmekten çekindiği yanlarını. Eserin beni en çok etkileyen tarafı hiç şüphesiz dili oldu. Şehriban Yaman ’ın kalemi son derece şairane, güçlü ve estetik bir anlatıma sahip. Cümleler yalnızca okunmuyor; hissediliyor. Metaforlar, semboller ve imgelerle örülü anlatım, okuru bir metnin içine değil, adeta bir duygu ikliminin içine sokuyor. Seksen sekiz sayfalık kısa bir eser olmasına rağmen okuru yormayan, aksine içine çeken bir anlatım biçimi var. Sayfalar ilerledikçe “bitireyim” hissi değil, “biraz daha kalayım” hissi doğuyor. Bu da bir eserin akıcılığını belirleyen en kıymetli ölçülerden biri. Kitapta anlatılan karakterler ve yaşanmışlıklar sıradan olaylar değil. Her birinin ayrı bir derinliği, ayrı bir hikâyesi ve ayrı bir mesajı var. Bazı öykülerde varoluşçuluğun güçlü izlerini görürken, bazı öykülerde yalnızlığın sessiz çığlığını duyuyoruz. Kimi yerde umut, kimi yerde gerçeklik, kimi yerde ise
SâyeŞehriban Yaman · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202316 okunma
Ebu’l-Hasan Harakani’de Fakr Kavramı
10/10
··
Beğendi
Kur’an ve hadislerde geçen “Fakr” kavramının iki ayrı anlamda kullanıldığı gö- rülmektedir. Bunlardan biri “suret fakirliği” de denilen “maddî fakirlik”, diğeri ise “manevî fakirlik”tir. 1. Maddî Fakirlik veya Suret Fakirliği: İhtiyaç duyulan mala ve eşyaya malik ve sahip olmamak demektir. Kur’an’daki: “Ganimet malları, yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılan fakir muhacirlerin- dir” 5 , ayeti ve benzer ayetlerde anlatılan fakrdır. Bu anlamdaki fakirlik hadislerde de: “Fakr, insanı nerede ise küfre düşürecekti.”6 “Fakirlik, iki cihanda yüzkarasıdır.”7 İfadeleriyle anlatılmakta ve bu manada gönle sıkıntı veren fakirliğin makbul olmadığı ifade buyrulmaktadır. Tasavvufa konu olan fakr ise bu tür fakirlik değil, manevi fakirliktir. 2- Manevî Fakirlik: Kulun kendinde varlık görmemesi, herşeyi Hakk’a irca etmesi, şahsının, amelinin, hal ve makamının Allah’ın lütfu olduğunu kabul etmesidir. Kur’an’daki: “Ey insanlar, siz Allah’a karşı fakir; yani muhtaçsınız. Allah ise ganîdir; yani herşeyden müstağni- dir.”8 ve “Allah ganîdir; siz fakirlersiniz; yani O’na muhtaçsınız.”9 ayetleri bu anlamda- ki fakrı anlatmaktadır. Peygamber Efendimiz, “Fakr, benim medar-ı iftiharımdır.” 10 buyurmaktadır. Yine başka bir hadis-i şerifinde “Allah’ım beni fakir yaşat, fakir öldür ve fakirlerle haşret!”11; Allah’ım beni sana karşı muhtaç (fakir) kılarak müstağni eyle, kendinden başkasına muhtaç (fakîr) etme!12 buyurmuştur. Bu hadisler manevi fakr anlamında kullanılmıştır. Kulun Allah’a muhtaç olması demek olan fakirlik, elbette fakiri de zengini de kapsar. Bu anlamıyla fakir ve fukara, malı olmayan anlamına değil, “sufî ve derviş” manasına gelir. Bu yüzden eskiden şeyhler kendilerine “Hadimu’l-fukara” (Fakirlerin hizmetkârı) derlerdi. İlk sufîler “yoksulluk” anlamına gelen fakr ile
Fakrın MakamlarıEbül - Hasan Harakani · Büyüyenay Yayınları · 201718 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Diriliş Neslinin Amentüsü
10/10
·68 syf.··
2026 4. kitabı
​1. Temel Felsefe: "Diriliş" (Ba'sü Ba'de'l-Mevt) ​Eserin merkezinde Diriliş kavramı yer alır. Karakoç’a göre bu, sadece ekonomik veya siyasi bir kalkınma değil; ruhun, zihnin ve inancın yeniden canlanmasıdır. Diriliş, geçmişe takılıp kalmak değil, köklerden güç alarak geleceği inşa etmektir. ​2. İnsan Tasavvuru: "Diriliş Eri" ​Karakoç, idealize ettiği insan tipini "Diriliş Eri" olarak tanımlar. Bu birey: ​Hakikat yolcusudur: Batı’nın maddeci yaklaşımı ile Doğu’nun uyuşukluğu arasında savrulmaz. ​Sorumluluk sahibidir: Sadece kendinden değil, tüm İslam coğrafyasından ve insanlıktan sorumludur. ​Aksiyon adamıdır: İnancını sadece bir "teselli" olarak görmez, onu hayatın her alanında (sanat, edebiyat, siyaset) bir eyleme dönüştürür. ​3. Medeniyet Eleştirisi ve Teklif ​Kitapta Batı medeniyetine karşı sert ama entelektüel bir eleştiri vardır. Karakoç, Batı’yı "ölüm medeniyeti" olarak nitelerken, İslam’ı "hayat ve diriliş medeniyeti" olarak sunar. Ancak bu, körü körüne bir reddediş değildir; Batı’nın tekniğini alırken ruhunu teslim etmemeyi öğütler. ​4. Üslup ve Yapı ​"Amentü" ismi tesadüf değildir. Eser, bir inanç manzumesi gibi kısa, vurucu ve kesin yargılarla doludur. Karakoç, şair kimliğinin verdiği güçle, ideolojik bir metni adeta edebi bir şölene dönüştürmüştür. "İnandım" vurgusu, metne mistik ve kararlı bir hava katar.
Diriliş Neslinin AmentüsüSezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 202222,4bin okunma
Nurun İlk Kapısı
10/10
··
Beğendi
KALBE FÂRİSİ OLARAK TAHATTUR EDEN BİR MÜNÂCÂT Yani bu münâcât, kalbe Fârisî olarak tahattur ettiğinden Fârisî yazılmıştır.Evvelce, matbû olan Hubâb Risâlesinde derc edilmişti.Yâ Rab! Tevekkülsüz, gafletle, iktidar ve ihtiyarıma dayanıp derdime derman aramak için cihât-ı sitte denilen altı cihette nazar gezdirdim. Maatteessüf derdime derman bulamadım. Mânen bana denildi ki, "Yetmez mi dert, derman sana?"Evet, gafletle sağımdaki geçmiş zamandan teselli almak için baktım. Fakat, gördüm ki; dünkü gün, pederimin kabri ve geçmiş zaman, ecdâdımın bir mezar-ı ekberi sûretinde göründü. Teselli yerine vahşet verdi. Hâşiye 1Hâşiye 1: İmân, o vahşetli mezar-ı ekberi, ünsiyetli bir meclis-i münevver ve bir mecmâ-ı ahbab gösterir.Sonra, soldaki istikbâle baktım; derman bulamadım. Belki yarınki gün, benim kabrim ve istikbâl ise, emsâlimin ve nesl-i âtînin bir kabr-i ekberi sûretinde görünüp, ünsiyet değil, belki vahşet verdi. Hâşiye 2Hâşiye 2: İmân ve huzur-u imân, o dehşetli kabr-i ekberi, sevimli saadet saraylarında bir dâvet-i Rahmâniye gösterir.Soldan dahi hayır görünmediği için, hazır güne baktım. Gördüm ki, şu gün, güyâ bir tabuttur; hareket-i mezbûhânede olan cismimin cenazesini taşıyor. Hâşiye 3Hâşiye 3: İmân, o tabutu, bir ticaretgâh ve şâşaalı bir misafirhâne gösterir. Bu kısmın Arapça ve Farsça ibârelerinin mânâları ve açıklamaları hemen altlarında verildiğinden, başka bir meâl konulmamıştır. İşbu cihetten dahi devâ bulamadım. Sonra başımı kaldırıp şecere-i ömrümün başına baktım. Gördüm ki, o ağacın tek meyvesi, benim cenazemdir ki, o ağacın üstünde duruyor, bana bakıyor. Hâşiye 4Hâşiye 4: İmân, o ağacın meyvesini cenaze değil, belki ebedî hayata mazhar ve ebedî saadete namzed olan ruhumun eskimiş yuvasından yıldızlarda gezmek için çıktığını gösterir.O cihetten dahi me’yus
Risale-i Nur KülliyatıBediüzzaman Said Nursî · RNK Neşriyat · 0858 okunma
Bize yakışan vatan sevgisidir .
Puan vermedi·72 syf.·
2025 49. kitabı
İşte aduvv karşıda hazır silah Arş yiğitler vatan imdadına Arş ileri arş bizimdir felah Arş yiğitler vatan imdadına Cümlemizin validemizdir vatan Herkesi lütfuyla odur besleyen Bastı aduvv göğsüne biz sağ iken Arş yiğitler vatan imdadına Şân-ı vatan, hifz-ı bilâd ü ibad Etmededir süngünüze istinad Milleti eyler misiniz nâmurad Arş yiğitler vatan imdadına Rehberimiz gayret-i merdanedir Her taşımız bir nice bin canedir Câne değil meyl bugün şanedir Arş yigitler vatan imdadına Yare nişandır tenine erlerin Mevt ise son rütbesidir askerin Altı da bir üstü de birdir yerin Arş yiğitler vatan imdadına..
Vatan Yahut SilistreNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202427,6bin okunma
Puan vermedi·480 syf.··
2022 4. kitabı
Ey âhiret kardeşlerim ve ey hizmet-i Kur'aniyede arkadaşlarım! Bilirsiniz ve biliniz: Bu dünyada, hususan uhrevî hizmetlerde en mühim bir esas en büyük bir kuvvet en makbul bir şefaatçi en metin bir nokta-i istinad en kısa bir tarîk-i hakikat en makbul bir dua-yı manevî en kerametli bir vesile-i makasıd en yüksek bir haslet en safi bir ubudiyet: İhlastır.
Lem'alarBediüzzaman Said Nursî · Söz Basım Yayın · 20205,7bin okunma