"Bir gün çocuklar beni kediyle oynamaya çağırmıştı ama kedinin ne olduğunu bilmiyordum. Kediyi mıntıkanın dışından getirmişlerdi, mıntıkada yoktu kedi, hayatta kalamıyorlardı, çünkü yiyecek artığı kalmıyordu hiç, biz hepsini yiyorduk.
Hep ayaklarımın altına, yere bakıyordum: Yiyecek bir şey bulabilir miyim diye. Otları, kökleri yiyor, taşları yalıyorduk. Bir kediyi ağırlamayı çok istiyorduk ama hiçbir şeyimiz yoktu ve onu yemekten sonra kendi tükürüğümüzle besledik; yedi. Yedi! "
"İnsan sürekli seçmek zorunda kalıyor: Özgürlük mü, yoksa yaşamda başarı ve istikrar mı; ıstıraplarıyla birlikte özgürlük mü, yoksa özgürlük olmadan mutluluk mu? İnsanların çoğu ikinci yoldan gider."
"Hayatı boyunca yazıya ihtiyaç duymamıştı. Onun nazarına göre, yazı derdini saklayanların icadıydı ve sahteydi. O ömründe yalnızca ses ve söze inanmış, derdini bu ikisine dökmüş, karnını bu sayede doyurup dünyanın gamıyla derdine yine bu sayede katlanmıştı."