Notre Dame'ın Kamburu- Victor Hugo
Nasıl anlatsam, nerden başlasam? Diyor ya MFÖ. Tam da oradayım efendim.
Yıllar yıllar önce her liseli gibi kısaltılmış halini okuduğum (utanarak) Notre Dame'ın Kamburu'nu bu sene canım kulübüm Giresun Okuma Kulübü ile haziran ayı kitabı olarak seçtik. İyi ki de seçtik. Tam bir edebi zevk içinde okudum. Şimdi gelsin mi inceleme ?
Hikayenin ana hatlarını herkes bilir. Kambur, bir gözü kör, çirkin ve sağır biri Quasimodo. Doğduğunda da bir bu kadar korkunç. Dönem Paris halkı onun lanetli olduğunu düşünüp öldüreceği sırada, halkın elinden kurtaran kişi de başdiyakoz Claude Frollo. Sonra da elbette güzeller güzeli Esmeralda var. Üzerinize afiyet Firdevs Yöreoğlu gibi ağız dolusu aptal demek istediğim.
Şimdi ben genel hikayeden ziyade kitabın beni etkileyen asıl kısımlarına gelmek istiyorum.
Kitap başlı başına bir ansiklopedi. Özellikle Paris yapıları ve sokakları tasviri bir o kadar detaylı ki... Keşke Paris'e gitseydim veya bu anlattığı yapıları daha iyi anlamak icin sanat tarihi okumuş olsaydım dedim. Ama çoğu okur için de kitabın ilerlemekte en zorlanılan yeri. Bütün isimler, binalar , sokaklar Fransızca olunca ve anlatılan yeri bilmeyince elbette biraz zor ilerliyor.
Gerek dönem din ve siyasi kişilerini eleştirisi ile, gerek gotik mimariyi bize bu kadar iyi anlatışı ile tam bir başyapıt.Sonrasında halkın duruşu olmayışı ile halk eleştirisi, bütün zengin rahipler ve yöneticiler ile din/siyaset eleştirisi, mahkeme sahneleri ile de çürümüş adalet eleştirisini net bir şekilde yapmış.
Ilk kısımlardaki tasvirler biraz zorlasa da ne olur bırakmayın ve bu muhteşem eseri tamamlayın.
Daha detaylı incelemem kulüp toplantısı sonrası gelecek.
Önerimdir şiddetle okuyunuz.