İdrisî’nin Aral Denizi hakkında verdiği bilgiler, X. Yüzyıl coğrafyacılarına ait eserlerde bulunmayan fantastik bir efsane içerir; bu efsaneye göre, gölde zaman zaman ortaya çıkan bir balık, gülün üstüne çıkan bir işaretti ve bu, Oğuz hükümdarlarından birinin ölümüne işaret ederdi.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Sonra Ceyhun, balıkçıların yaşadığı bir yerde Harezm Gölü’ne ulaşır; burada ne yerleşim yeri ne de yapılar vardır; bu yer Halican olarak adlandırılır; Halican’ın etrafında Oğuz toprakları vardır; barış zamanlarında bu topraklardan biri Berategin şehrine, diğer taraftan ise Cürcan’a gelir; her iki yerleşim yeri de sınır bölgelerindendir.
İskender’in, seferini gerçekleştirirken sahip olduğu coğrafi bilgi son derece zayıftı. Hazar Denizi’nin başka hiçbir denizle birleşmediğini ifade eden bilgisi dahi unutulmuştu veya şüpheyle karşılanıyordu. İskender’in hocası Aristoteles bile bir iç denizi iki sayıp Hirkan Denizi’ni Hazar Denizi’nden ayırmaktaydı.
Herodot’un selefi olan Miletli Hekataios, Hazar Denizi’ne Hirkan adını vermiştir. Bu isimle bilinen bölge denizin güneydoğu kıyısındadır (hatta aynı isim kendisini günümüze kadar Gürgen Nehri’nde muhafaza etmiştir) ve görünüşe göre yazar başlıca batı ve güney kıyısından haberdardır ki onun “Hirkan Denizi’nin etrafında sık ormanlarla kaplı yüksek dağlar bulunmaktadır“ ifadesinden bu anlaşılmaktadır.
“Asya’da iki büyük nehir vardır. Biri Mezopotamya’daki Fırat ve Dicle, diğeri Seyhun ile Ceyhun‘dur. Bunların her ikisi de insanoğlunun yaşadıkları en eski mekanlardır ve uygarlığın ocağıdır.”