Mehmet Duman

Ya Çetin bir şeyler yazsaydı...
Puan vermedi·167 syf.··
Beğendi
·
2025 34. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Ekim 2025 21:37
Kitap başından sonunda sadece bir kişi muhatap alınarak yazılıyor; Çetin. Bu haliyle uzun bir mektup da diyebiliriz belki. Çetin’in ise kısa bir yerde sadece askerden yazdığı mektupta düşüncelerini görebiliyoruz. Umarım bir gün Barış Bıçakçı, Çetin’in ağzından hikayenin devamını anlatır da keyifle okuruz. Bu isteğimden yola çıkarak, ben de Çetin bu kitabı okusa Ender’e neler yazardı diye düşünüp bir şeyler karaladım. Buyrunuz; “Hiç sigara içmeden yazmak istiyorum sana Ender. Elimin ritmik hareketleri, dudaklarımın sevişmeye benzer gelgitleri ve kalem ile düşüncelerim arasındaki görüntüyü bozacak, bulanıklık yapacak sigara dumanı olmadan yazmak istiyorum sana. "Sen yine kendini sevdin, bense onu sevdim.” Öyle pişmanım ki bu cümleleri sana söylemekten. Senin duygularını botlarımın altında çiğnerken, kendi duygularımı yeni fırçalanmış bir bot gibi ortaya çıkarırken öyle pişmanım ki. Yine bir şantiyede ve yine senden uzakken tat alamadığım İstanbul’da, geçmiş iki yıla mikroskopla bakarak yazıyorum bu satırları. Ve ne zaman aklıma bu sözlerim gelse, pişmanlık heykeli gibi durmaktan başka bir iş yapamaz oluyorum. Ya da pişmanlık mankeni. Pişmanlıktan yapılma bir gömlek, hüzünden yapılma bir pantolon, korkaklıktan yapılma bir şapka üstümde bir cansız manken oluyorum. Halbuki şöyle demek isterdim sana Ender; “Ben onu sevdim, sense benden daha iyi sevdin.” Ben, hayata dair ufak tefek işleri –tornavida kullanmak, ayakkabı boyamak, araba kullanmak gibi – senden daha iyi yaparak ve şişkin göbeğim ile Nihal’e baba figürünü oynamayı senden daha çok hak ederek, onu senden daha çok sevdiğimi düşündüm. Halbuki, ben tüm gün dışarıda işle güçle kafamdaki Nihal’i azaltırken, sen Nihal evdeyken onun yanından Nihal okuldayken onun yokluğunun yanından ayrılmadın. Kitaplar okumayan ben
Edebiyat
Bizim Büyük ÇaresizliğimizBarış Bıçakçı · İletişim Yayınevi · 202010bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
DİKKAT BU KİTAP SİZİ RAHATSIZ EDECEK!
Puan vermedi·152 syf.··
Beğendi
·
2022 71. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 17 Kasım 2022 22:19
İş, ev, iş… Okul, ev, okul…Hafta içi, hafta içi, hafta sonu…Mesai, mesai, tatil… İşte bu kısır döngü halinde giden hayatımızda, fanustan bir dünyada aldığımız monoton nefeslerde “rahatsız” edilmekten çok uzağız. İşte bu gibi durumlarda böyle kitaplar devreye girmeli ve giriyor da… DİKKAT BU KİTAP SİZİ RAHATSIZ EDECEK! İşte ihtiyacımız olan da bu. Rahatsız olmak…. Aynı dünyada yaşadığımız, aynı oksijeni tükettiğimiz, aynı karbondioksite katkı sağladığımız ama hiç göremediğimiz bu ezilen insanlar gerçektir. Güvenlikli sitelerde okuduğumuz bu kitap gerçektir. Evet, kitabın en beğendiğim yanı beni rahatsız etmesi, hem de bunu rahat sandalyemde arkamda belime dayadığım yastık varken yapabilmesi. İnsanoğlu rahatsız olmadan farkına da varamıyor çünkü. Kitabın diğer beğendiğim yanı üç ayrı ağızdan anlatılmış olması. Elbette daha önce bu tarzda kitaplar okudum. Bu kitabı diğerlerinden ayıran ise, zıt/uzak karakterlerin ağzından olması ve bu ayrı mahallelerin insanının çok başarılı bir şekilde bize geçmesi. Bir diğer önem verdiğim nokta; aynı olay ya da durum, farklı kişilerin gözünden anlatılınca bir filmi birkaç kamera açısı ile aynı anda izliyor gibi hissettirmesi oldu. Örneğin; Yalçın’ın ağaçtan Melek’in önüne düşmesi/atlaması. Yargıç ile Melek’in birbirlerine bakarken düşündükleri. Yargıcın Melek’in gözlerinde gördükleri ile Yalçın’ın aynı gözlerde gördüklerinin anlatılması gibi. Yazar üç karakteri de kendine özgü kelimelerle ve üslupla konuşturmuştur. Melek karakterini şivesi ile bize vermesi ve şiveden çıkmadan bize tespit ve aforizmaları da vermesi, Yalçın’ın sık sık “ansımak” kelimesini kullanması ilk etapta dikkatimi çeken hususlardan. Karakterleri tek tek incelemek gerekirse; FAİK İRFAN ELVERİR : Öncelikle tam bir hakim ismi seçmiş yazar. Faik hayatın
Asılacak KadınPınar Kür · Can Yayınları · 202611,5bin okunma
Kitabın adının geçtiği bölümler ve kitapta geçen şarkılar üzerine
Puan vermedi·360 syf.··
2022 38. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2022 10:38
Renklere verdiğimiz anlama renkler de katılıyor mu bilemiyorum ama romanda düşünceler mai, gerçekler siyahtı. Halit Ziya eserini bu iki renkle özdeşleşen olaylar ve duygular ile anlatıyor. Romanda eleştirilecek bir sürü husus olmakla birlikte dönemin şartları ile değerlendirdiğimizde devrim niteliğinde bir eser olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu eleştirileri Halit Ziya da hissetmiş olacak ki kendisi romanı için "...eksiklikten arınmıştır, baştan ayağa meziyettir demiyorum. Fakat onda hemen bütün ben varım, benim bir türlü bir daha geri gelmeyecek olan emellerle, hülyalarla ve onların başında hüsranlarla, elemlerle dolu olan gençliğim var." sözlerini kullanmıştır. Romanda yazarın emelleri ve elemleri yani mai ve siyah gençliği var. Kitaba dair yazılacak birçok husus olsa da ben kitaba adını veren renklerden devam etmek ve incelemeye renklerle başlayıp son olarak kitapta geçen iki şarkı ile bitirmek istiyorum. Romanın birçok yerinde mai ve siyah kelimeleri yer almakta fakat "mai ve siyah" birlikte kitabın üç farklı yerinde yer almaktadır. Birincisi; 4. bölümde yer almaktadır. Kahramanımız Ahmet Cemil'in yazmak istediği eseri gökyüzü ve toprakla, gökyüzü ve toprağa rengini veren mai ve siyahla betimlediği bölüm. İkincisi; 7.bölümde yer almaktadır. Lamia'nın Ahmet Cemil ve Hüseyin Nazmi'ye piyano çaldığı sırada, Ahmet Cemil'in pencereden gökyüzünü seyrederken düşüncelere daldığı sırada geçmektedir. Üçüncüsü; kitabın son bölümü olan 20. bölümdedir. Ahmet Cemil yaşadığı şehri terk ederken yine düşüncelere dalmış ve ömrünü mai bir geceyle siyah bir gece arasında geçen bahtsızlık olarak yorumlamaktadır. Ayrıca romanda tespit edebildiğim 2 şarkı yer almaktadır. Birisi, Emile Waldteufel'un Les Patineurs (Buz Patenciler) eseri, diğeri ise, Sebastian Iradier'in La Paloma adlı
Mai ve SiyahHalid Ziya Uşaklıgil · Can Yayınları · 201834,7bin okunma
Holden Caulfield olmak
Puan vermedi·198 syf.··
2022 28. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2022 14:46
Holden. Yapılamayan buluşmaların, edilemeyen telefonların, alınamayan kararların, yalnız bir ergenliğin, istismara uğrayan bir çocuğun, oluşmayan istikrarın, oturmayan karakterin, anne babaya sahip bir üveyliğin ismi. Holden. “Bendeniz, çevrede en azından birkaç kızı görebileceğim bir yerlerde takılmayı severim; kollarını kaşısınlar, sümkürsünler, hatta yalnızca kikirdeyip dursunlar, fark etmez.” (syf 8) diyecek kadar ergen, “Tanıştığımıza memnun oldum,” demek beni öldürüyor. Ama hayatta kalmak istiyorsanız, ille de bu zırvalıkları söylemek zorundasınız." (syf 86) diyecek kadar Oğuz Atay karakteri, “Bir kitabı okuyup bitirdiğiniz zaman, bunu yazan keşke çok yakın bir arkadaşım olsaydı da, canım her istediğinde onu telefonla arayıp konuşabilseydim diyorsanız, o kitap bence gerçekten iyidir.” (syf 23) diyecek kadar derin, “Bir şeylere üzülüyorsam, tuvalete gitmem gerekse bile gitmem. Üzülmekten gidemem. Üzülmeyi bırakıp gidemem.” (syf 43), “Bana birisi bir armağan verdiğinde, sonunda üzülen hep ben olurum.” (syf 54) diyecek kadar hassas ve duygusal, “Kaybedince üzüleceğim bir şeyim olmadı hiç.” (syf 88) diyecek kadar yalnız bir karakter Holden Caulfield. Kitap kahramanın üç gününü anlatan, yüzeysel bir anlatımla yazılmış bir eser. Kitapta günlük dil kullanılmasının –hele ki argo- beni biraz tedirgin ettiğini itiraf etmeliyim fakat 16 yaşındaki bir erkek çocuğunun ağzından anlatıldığını düşünürsek bu üslup mantıklı bir gerekçeye bürünüyor. Yazar deyim yerindeyse edebiyat parçalayarak kendini okura hiç göstermemiştir, anlatan yazar değil 16 yaşında bir çocuktur. Kahramanın ergenlik hayatı kayıptır. Anne ve babayı kitapta görmüyoruz ve görülmeyen şeyin sorun olduğu sonucunu çıkarıyorum. Aynı şekilde kahramanın çocukluk hayatında da istismara uğradığı anlatılmıştır. Yazar
Edebiyat
Çavdar Tarlasında ÇocuklarJ. D. Salinger · Yapı Kredi Yayınları · 202171,1bin okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2022 23. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2022 22:52
Hiçbir şey yapmadan haklı kalabilmek kolay iken savaş ve mücadeleyi seçen birinin haklı kalabilmesinin zor serüvenini anlatıyor. Eserin tiyatro, opera ve sinema uyarlamaları bulunmaktadır. Adalet ve devlet üzerine bizleri derin düşüncelere sürükleyecek bir kitap.Ayrıca, kitaptaki olaylar beni hukukta devlete karşı suçlar, kişiye karşı suçlar ayrımını da düşünmeye itti. İnce bir kitap olmasına rağmen okuması zor bir kitaptır. Bölüm başlıkları olmadığı için mümkün olan en az sayıda oturumla okumak kitaptan alınan verimi artıracaktır. Yazar Kleist bu eseri ile o kadar özdeşleşmiştir ki; intihar etmeden önce bıraktığı “Asıl mesele şu ki: Bana bu gezegende hiçbir yardım eli uzanmadı.” yazılı notu bana kitabı hatırlatmıştır. Belki de bu yüzden yazar ile kahramanın isimlerini sürekli birbirine karıştırıyorum.
Michael KohlhaasHeinrich Von Kleist · Can Yayınları · 20171,067 okunma