İlk kitap olan Kapak Kızı’nda Şebnem’i onu tanıyan tanımayan birçok kişiden dinlemiştik. Şimdi söz sırası Şebnem’de. Kapak kızı oluşuna kadar neler yaşadı, o noktaya nasıl geldi, sonrasında hayatında neler değişti? Bütün bu soruların cevabını alıyoruz Yeşil Peri Gecesi’nde. İlk aşk, ilk dostluklar, kayıplar, hayal kırıklıkları… Bir şeylerin hıncını çıkarmaya çalışırken en çok zararı kendine veren Şebnem… Kitabı okurken aklımda hep aynı soru belirdi: “Acaba paralel evrendeki Şebnem’in hayatı nasıl olurdu?” Babası o iş kazasını geçirmeseydi, annesi hiç gitmeseydi, o mutlu aile hayatı devam etseydi, ilk aşkı onu terk etmeseydi, en iyi ve tek dostunu kaybetmeseydi? Yine Kapak Kızı Şebnem olur muydu? Yine Osman ile tanışır mıydı? Yine hayat onu bu noktaya getirir miydi? Farklı zamanlar, farklı kişiler, farklı olaylar okuyoruz ama bu o kadar anlaşılır bir şekilde yazılmış ki hayran olmamak mümkün değil Ayfer Tunç’un kalemine. Öyle bir kitap ki hem merak duygusuyla bir an önce okumak isterken hem de bir yandan bitmesin diye okumaya ara verdiğim zamanlar oldu.
Çin edebiyatından okuduğum ilk kitap sanırım bu. Yıllardır çok popüler olan bu kitabı okumayı bu kadar erteleme sebebim de çok hüzünlü olduğunu duymamdı ki haklı bir sebebim varmış. Evet hatalarımızın elbette bir yaptırımı olacak ama bu kitabı okurken tamam artık bu kadar ders aldığı yeter diyoruz. Tam bir şeyler güzel gidecek hissiyatı oluşmaya başlarken yine bir dram… Bütün kitap bu şekilde geçti. Kalın bir kitap olmamasına rağmen bence sayıca fazla karakter vardı ama bütün karakterler de çok derinlikli işlenmişti. Okurken hepsiyle bağ kurduğumuz, sanki bir yakınımızmış gibi hissettiğimiz karakterler. Sadece Çin kültürüne hakim olmadığım için biraz yaşanan toplumsal ve politik olaylar kısmında eksiklik hissettim ama buna rağmen çok akıcı ve merak uyandırıcı bir kitaptı.