Seryoja akşam boyunca annesini düşünmedi, ama yatağına yatınca birden onu anımsadı, annesinin ertesi gün, onun doğum gününde saklanmaktan vazgeçmesi ve yanına gelmesi çin kendi sözleriyle dua etti.
Ona sık sık sözünü ettikleri ölüme hiç inanmıyordu Seryoja. Sevdiklerinin ölebileceğine, özellikle de kendisinin öleceğine inanmıyordu. Bu, onun için hiç olmayacak ve anlaşılmaz bir şeydi. Fakat herkesin öleceğini söylüyorlardı; hatta sözüne güvendiği insanlara da soruyordu, onlar da bunu doğruluyordu; dadısı da isteksiz olsa bile aynı şeyi söylüyordu. Ama Hanok ölmemişti, demek ki herkes ölmüyordu. "Peki neden Tanrının önünde herkes aynı şeyi hak edemiyor ve canlıyken göğe çıkarılmıyor?" -diye düşünüyordu Seryoja.
Kötü insanlar, yani Seryoja’nın sevmediği insanlar ölebilirlerdi, ama iyilerin hepsi Hanok gibi olabilirdi.
Tüm tarımın, asıl önemlisi halkın tamamının durumu tümden değişmek zorunda. Yoksulluğun yerini genel bir zenginlik ve bolluk, düşmanlığın yerini uzlaşma ve çıkar birliği almalı. Tek kelimeyle kansız bir devrim, ama çok büyük bir devrim, ilkin ilçemizin küçük çevresinde, sonra ilde, Rusya’da ve bütün dünyada.