Deniz denizdi. Köpürür, coşardı ve acayip huysuzdu ama Mika günün birinde uyandığında onun çekip gittiğini görmeyeceğine emindi. Mika'nın tüm sırlarını bilirdi. Onu tanırdı ve kalırdı.
Sayfa 46·Kitabı okuyor
Alıntı
“Rüzgâr evin çevresinde uğulduyordu ve kar taneleri pencerelere yanlamasına çarpıyordu. Ara sıra sobadaki kömür gürültüyle parçalanıyor ve sobanın önündeki dört mika cam yeni bir kızıllıkla parlıyordu. Karısının başı omzunda öylece otururken, Trescott kendini yeniden fincanları saymaya çalışırken buldu. On beş tane fincan vardı.”
Alıntı
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Tasha o anda büyük babasının baktığı yere baksaydı uzaklardaki parlak buzun üstünde beyaz kışlık fazlasıyla bir tilkiye dans eden bir kardan kız görebilirdi ama arkadaşları Klara ve Mika'yla konuşup gülüyordu. Birkaç dakika sonra kuzeye baktığındaysa sadece tepelerin üstünde parıldayan yıldızları gördü.
Sayfa 268·Kitabı okudu
Bir yılı birkaç ay geçtikten, şehir şehir dolaşıp şube şube teftişlerde bulunduktan sonra, başlangıçta ona zevkli ve heyecanlı gelen bu işin bütün zevkinin tükendiğini, bir sürü genç insanın imrendiği, geliri iyi, statüsü yüksek işin angaryadan başka bir şey olmadığını anladı, taşıdığı yük ağır gelmeye başladı. Bunu anladığı zamandan beri de, gittiği her yer ona unutulmuş, geri kalmış, çirkin, pis, kasvetli görünür oldu. Sanki bu küçük şehirlerde iyi oteller o kalmasın diye yoktu. Kendisine saygıda kusur etmemek için ne yapacağını bilemeyen müdür ve personel, saygılı davranmakta ileri gittikleri için aşağılık ve zavallıydılar. Her şey birbirinin aynıydı. Bütün banka şubeleri, müdürler, hesaplar, vezneler, otel odaları, meyhaneler, her şey aynıydı. Bütün otel lobilerinde vinileks kaplı sandalyeler, formika masalar, eski bir televizyon, yanık izleriyle dolu mika kül tablaları, naylon çiçekler vardı. O masalara oturmuş sigara içen ve yüksek sesle konuşan adamlar, hatta o adamların otele geliş sebepleri bile aynıydı. Bu birbirine benzeyiş, duygularda ve düşüncelerde, hayatı yaşamada birbirinin aynı oluş onu rahatsız ediyor, gelecek günlerin geçenlerden hiç farkı olmayacağını düşündürüyor, korkutuyordu. Her gün yarına ilişkin ümitleri azalıyor, her turnenin ardından kendinden bir parçayı kaybettiğini hissediyordu.
Sayfa 21
Mika yediğinin önünde yemediğinin arkasında olduğunu, sıcak bir yatağı ve okuyabileceği bir sürü kitabı olduğunu ama arkadaşlık yahut sevgi bakımından çok az şeyi olduğunu hatırlıyordu.
Sayfa 12·Kitabı okuyor
Alıntı
O, Mika Moon, dünyayı değiştirecek cadı olmayacaktı ama orayı günden güne biraz daha iyi bir hâle getirecekti. Bir zamanlar cadıların asla arkadaşları olamayacağına, bir toplulukları olamayacağına inanıyordu ama şimdi buradalardı işte. Bir zamanlar hiç ailesi olmayacağına da inanıyordu ama onlar da buradaydı. Bir zamanlar kimsede hiçbir iz bırakamayacağına inanan Mika, artık bıraktığı izlerin silinemez olduğunu, deniz gibi sonsuzluğun bir parçası olduğunu biliyordu. Sahi, kim bundan fazlasını isteyebilirdi ki?