Şunu iyi bil ki, övülen kişi, kibirden, kendini beğenmişlikten ve tembellikten şiddetle kaçınma gayretinde olmalıdır. Bunlardan ancak, nefsini gerçek mânada bilen kurtulur. İnsan son nefesin tehlikelerini, riyanın inceliklerini, amellerin âfetini düşünmeli ve boş övgülere aldanmamalıdır.
“O, adalet sahibidir, rıza ehlidir...” gibi ifadeler kullanmak da sakıncalıdır. Çünkü adalet ve rıza gizli kavramlardır, onların bir insanda bulunması konusunda kesin konuşmak doğru değildir. Ancak onlar tecrübe edilip görüldükten sonra söylenebilir.
Öven kişi bazan tam mânasıyla bilmediği şeylerden bahseder. Onları bilmesine imkân da yoktur; böylece bilmediği bir konuda konuşmuş olur.
Rivayet edildiğine göre, adamın biri Allah Resûlü’nün huzurunda birini övdü. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (s.a.v), adamı şöyle uyardı:
“Vay sana! Arkadaşının boynunu vurdun. Eğer bu söylediklerini işitseydi iflâh olmazdı. Sizden biriniz kardeşini övmek istiyorsa, ‘Falan kişiyi (şöyle) zannediyorum. Allah katında kimseyi temize çıkarmam. Onu bilenAllah’tır’ desin. Bunu da o kimseyi gerçekten bu halde düşünüyorsa söylesin. ”*
* Buhârî, Edeb, 54; Müslim, Zühd; 65; Ahmed, Müsned, 5/41; İbn Ebü’d-Dünyâ, Kitâbü’s-Samt, nr. 597.
İkiyüzlü davranan kimse, birbirine düşmanlığı olan iki kişi arasında gider gelir ve her birinin hoşuna gideceği şekilde konuşur. Bu, münafıklığın ta kendisidir.
Basra valisi Abdullah b. Âmir’e, bir arkadaşı, “Kulağıma geldiğine göre, falanca benim, senin hakkında kötü şeyler söylediğimi şikâyet etmiş” dedi. Abdullah b.Âmir,
“Evet, öyle söyledi” dedi. Arkadaşı, “Sana neler anlattığını bana söyle de huzurunda yalanını ortaya çıkarayım” dedi. Bunun üzerine Abdullah b. Âmir, “Kendi dilimle kendime sövmekten hoşlanmam. Onun söylediklerine inanmamam yeterlidir. Bunları ortaya atarak seninle olan arkadaşlığımı koparmam” diye karşılık verdi.