Mikail

Mikail
@mikailguzel
"Oku, şâyed sana bir hisli yürek lâzımsa."
Burada kesiyorum. Yalnızca kendimi tekrarlayabilirim. Ölüm diye bir şey yok. Yaşam ruhtur ve ruh da ölemez. Yalnızca et ölür ve geçip gider, hep kendisini belirleyen kimyasal maya, hep plastik, yalnızca akışkana dönüşmek için daima billurlaşan, yeni ve farklı fani biçimler almak için billurlaşıp sonra yeniden akışkana dönüşen bir sürünme. Bir tek ruh kalır ve yukarıya, ışığa doğru ilerlerken kendisini ardışık ve sonu gelmez yeniden doğuşlar içinde oluşturmayı sürdürür. Yeniden yaşadığımda ne olacağım? Merak ediyorum. Merak ediyorum. …
Sayfa 339 - Yirmi İkinci Bölüm
Reklam
Evcilleşmemiş bir tayla bir koşum atı arasındaki tek fark tümüyle bir eğitim farkıdır. Eğitim, günümüzün insanıyla on bin yıl önceki insan arasındaki tek ahlaki farktır. Üstüne cila niyetine kapladığı ince ahlaki derisinin altında, on bin yıl önceki aynı yabanıldır. Ahlakilik bir sosyal fon, zahmetli çağların bir birikimidir. Yeni doğmuş bir çocuk, uzun zamandır biriken soyut ahlak tarafından eğitilip cilalanmazsa tam bir yabanıl olup çıkar.
Sayfa 335 - Yirmi İkinci Bölüm
Zihin mi? Zihin dışında kalıcı bir şey yok. Madde değişir, billurlaşır, yeniden değişir ve aldığı biçimler hiçbir zaman yinelenmez. Biçimler sonsuz hiçliğin içinde dönüşü olmayacak şekilde çözülürler. Biçim, görüntüden ibarettir ve geçicidir. … Ancak anıları kalır, ruh var olduğu sürece de kalmayı sürdürür ve ruh da yok edilemez.
Sayfa 219 - On Altıncı Bölüm
Biz diri diri gömülenlerdik, yaşayan ölülerdik. Tecrit bizim mezarımızdı ve orada bir seans sırasında tıkırdayan ruhlar gibi fırsat bulduğumuzda yumruklarımızla konuşuyorduk.
Sayfa 171 - On Dördüncü Bölüm
Ha, yürek hala atıyor diyorsun. Peki. Onu da söküp al ya da iyisi mi, etimden kalanı bin bıçaklı makineye fırlatıp kıyma yap ve ben, ben, anlamıyor musunuz, tüm ruhum, ben gizemim, yaşam ateşim ve yaşamımla ben bunlardan bağımsız ve uzağım. Ben can vermem. Yalnızca beden can verir ve beden ben demek değildir.
Sayfa 131 - On İkinci Bölüm