Mikail

Mikail
@mikailguzel
"Oku, şâyed sana bir hisli yürek lâzımsa."
Asıl gerçeklik gizem ve yaşamdır. Yaşam, yüksek hızla akan kimyasal maddeden büyük ölçüde farklıdır. Yaşam süregider. Yaşam maddenin bütün biçimlerinde sebat eden ateş parçacığıdır.
Sayfa 130 - On İkinci Bölüm
Reklam
Bergson haklı. Yaşam entelektüel kavramlarla açıklanamaz. Konfüçyüs'ün de çok uzun zaman önce söylediği gibi: "Yaşam hakkında son derece bilgisizken ölümü bilebilir miyiz?" Ve onu anlaşılabilir kavramlarla açıklayamadığımızda, gerçekten de yaşam hakkında son derece bilgisiz kalıyoruz. Yaşamı yalnızca olgusal olarak anlayabiliyoruz, ilkel insanın bir dinamoyu anladığı gibi; ama yaşamı akılla idrak edemiyor, yaşamın özünün doğasıyla ilgili hiçbir şey bilmiyoruz.
Sayfa 129 - On İkinci Bölüm
"Ben onun uyuşturucusunu biliyorum," dedi müdür. "Onun o lanet olasıca iradesi. Bahse girerim ki, kafasına koyarsa Güney Denizlerinin o taraflardaki Kanaka rahipleri gibi korlaşmış taşların üzerinde çıplak ayakla yürür o."
Sayfa 123 - On İkinci Bölüm
Kendimi acıya duyarsız kılacak biçimde uzun süredir eğitmiştim. Ne kuşkularım vardı ne de korkularım. Zihnimdeki tek şey, beyne katıksız biçimde hükmedeceğime duyduğum kesin inancım gibi görünüyordu. Bu edilgenlik neredeyse düş gibiydi ve yine de kendi içinde bir vecit aşaması denebilecek denli iyi bir şeydi.
Sayfa 84 - On Birinci Bölüm
Öğrendiğim telafi mekanizmalarından birisi. İnsan güçten düştükçe acıya duyarlılığı da azalıyor. Canın daha az yanıyor, çünkü can yakacak şey azalıyor. Ve zaten güçten düşmüş kişi de artık daha yavaş biçimde güçten düşüyor. Olağanüstü güçlü kimselerin basit bir rahatsızlıkta kadınlardan ve sakatlardan çok daha büyük acı çektiklerini herkes bilir. Direnç kaynakları tükendiğinde yitirecek fazla direnç kalmaz. Etin gereksiz kısmı bittiğinde geriye ipliksi, dirençli kısmı kalır. İşte benim de dönüştüğüm şey buydu; bir tür iplik gibi, yaşamakta direnen bir organizma.
Sayfa 67 - Sekizinci Bölüm
Reklam