Mikail

Mikail
@mikailguzel
"Oku, şâyed sana bir hisli yürek lâzımsa."
10/10
·228 syf.·
2023 18. kitabı
Michel Schneider kitapta ve platformda yazdığı gibi psikanalist ve müzikolog. Kitabı okurken çokça psikanalizlere ve müzikle alakalı bölümlere rastladım, öyle ki Michel abisi Bernard'ı sadece bir müzikle bile kıskanabiliyor veya bir müzikle abisinin bu haline acıyabiliyor. Yazar bunları gerçekten akıcılığı bozmayacak şekilde kullanmış ve kitapta hiç sırıtmıyordu. Akıcılığı konusunda; çok hızlı bitirdiğim birkaç kitaptan biri oldu içine girince zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz bile (platformda 16 saatte okudu yazıyor ama maksimum 4-5 saat okumuşumdur). Kitapta cinsellikten çokça bahsetmiş yazar, belki mesleğiyle bir alakası vardır bunu tam olarak çözebilmiş değilim. Kısaca üvey abisini kıskanan bir kardeşin bu duygusu olduğu halde abisinin romanını yazmaya kalkışmasını dinliyoruz yazardan. Yarım kalmış aşklar da kaçınılmaz tabii. Kısaca kitap bana göre akıcı ve çok güzel bir kitap. İnceleme bu kadar...
Bir Gölge GibiMichel Schneider · Yapı Kredi Yayınları · 201411 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"Kırk yıl sonra L. 'nin kitapsız duvarları önünde, abimin sorusuna bir cevap bulduğumu sanıyorum. 'Kitaplar ne işe yarar?' Ölmemeye yarar. İnsanın kendisiyle başkalarının yaşamı arasında diktiği bu duvarlar müstahkem bir mevki oluştururlar ve raflar eski kentlerin surlarını andırır. Ölümün içeri girmesini engellerler. Ölüm gelip yakalayamaz sizi. Herkesin yanılsaması kendine."
Sayfa 170
"Siz, normal insanlar, ne demek istediğimi asla anlayamayacaksınız. Savaşın ölümün başka bir adı olduğuna inanırsınız, yaşamın bir başka adı olduğunu bilmezsiniz. Ölümün bu yakınlığı beraberinde yaşamın yakınlığını getirir. Bir çarpışmanın ardından, yaşıyor olmanın sonsuz hazzı gelir hemen. Ağaçlar yaşıyordur, toprak, her şey. Arı yaşam, daha önce hiç görmediğiniz gibi çevrenizdedir. Bütün bunların ortasında, derinizin dışına çıkmış gibi titrersiniz. Varolduğunuzun bilincindesinizdir. Sonunda. Sonunda kendiniz olursunuz. Tüm bu kötülüğün ortasında, iyi bir insan olmak istersiniz. Edepli biri. Bu neredeyse Tanrı olma duygusunda bir tür cömertlik vardır. Savaşın cehennem olduğunu düşünürsünüz, ama cehennemin güzel olmadığını kim söylemiş ki? Hem sonra, öyle de değil. Savaş gizemdir, dehşettir, maceradır, cesaret, keşif, mutluluk, merhamet, umutsuzluk, özlem ve aşktır. Savaş, isteseniz de istemeseniz de, güzelliktir aynı zamanda. Barış zamanı muğlak ve parçalanmış bir gölgeden başka şey olmayan bedeninizin hatlarını çizer. Bedeninizi dolgun, gergin kılar. En berbat dehşetin ortasında, çarpışmaların korkunç görkemine, çizgiler halinde uçuşan mermilerin kesişen hatların, bir tepedeki zeytin ağaçlarıyla taşların üstünde ulaşılmaz görünen aya hayranlıkla bakarsınız. Noel ağacının önündeki bir çocuk gibi bakakalırsınız."
Sayfa 161
"Güzel bir öyküye dönüştüreceğim boş bir öykü. Romantik mi? Kasvetli mi? Serbest mi? Denedim, çok zaman önce. Tarihsel anlatı kırıntıları, gerçekçi bir roman taslağı, çocuk düşlerimin çürümüş teknesinin sintinesinde kapalı kalmış karanlık yolcu için içli portre denemesi. Her denemede başarısız oldum. Yazamıyordum bu hikâyeyi. Çünkü benim hikâyemdi. Chamisso'nun 'Gölgesini Kaybeden Adam' masalını okudum sık sık. İşte bu nedenle yazmadım, kardeş hikâyemi, ölü hikâyemi, çünkü insanını kaybetmiş bir gölgedir yazar. İnsanı kaybedemedim ben, unutulmuş, gençliğimin kitabında ayraç niyetine sıkışıp kalmış bir mektup gibi sayfa aralarında bırakamadım. Bernard'ın gölgesi oldum, onun sağ kalan aşağılık yanı oldum."
Sayfa 44
"Yarının yalnızca umut edenler için bir anlamı vardır. Kendilerini neyin beklediğini bilenler, kendilerini bekleyen kimse olmadığını bilenler için yoktur."
Sayfa 33