Tüm konuştuklarım arasında sadece onunla konuştum, ve eğer diğerleriyle konuştuysam sadece onun yüzünden ya da onunla ilişkili olarak ya da onu unutuşum dahilinde konuştum.
Hayatın üzerinde süzülen bir kuş gibiydim. Herhangi bir noktaya doğru yaklaşıyor, sonra birkaç kanat darbesiyle uzaklaşıp, gökyüzündeki yerimi alıyordum.
İçimde giderek şişmekte olan bir balon vardı sanki. Basınç artıyor, tehlike sınırına doğru yükseliyordu. Patlasa, beni ver etrafta ne varsa paramparça etse bir itirazım olmazdı. Ama yalnızca sinir bozucu biçimde şişiyordu. Asla patlamayacağını, bu olasılığı korkunç boyutlara kadar yükseltip bir dehşet hali yaratacağını biliyordum. Herkese ve kendine de saldırmak üzere eşinen bir boğaydım sanki. Önüme ne gelirse parçalayıp dağıtmak, kırıp dökmek istiyordum. Ancak güçlü ve büyük bir hayvan tutup durdurabilir, bağlayıp yere yıkabilirdi beni.