BİR KAYMAKAMIN GÖZÜNDEN YAKIN GEÇMİŞİMİZ
7/10
·374 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 13 Mart 2026 09:13
Ali Küçükaydın'ın milletvekilliği döneminde sık sık gidip Zamantı, Göksu, Seyhan vadilerinde yapılan HES hoyratlıklarını dile getirirdim. Ben ona "köy okulları köy karakolları kapatılıyor, HES'ler, yollar bahane edilerek dereler, ırmaklar kurutuluyor, su yatakları hafriyatla dolduruluyor, dağlar, köyler boşaltılıyor, etnik kaydırma yöntemiyle Türkler Anadolu'dan atılıyor" derken, o tek kelime etmiyor, sanki beni duymuyor, sadece susuyor, susuyordu. Her gidişimde sitemler ederek, bir daha onunla görüşmeme kararı alıyor, sonra çaresizce tekrar gidiyordum... Aradan yıllar, yıllar geçti. Bir gün sahaflardan Estonya doğumlu Alman Etnolog Ulla Johansen'in "50 Yıl Önce Yörüklerin Yayla Hayatı" adlı kitabını araştırırken, onun "Ulla-Yörük Obasında Bir Alman Kızı" kitabıyla tanıştım. Kitabını bir solukta okudum. Ulla, sanki bir kitap değil, bitip giden kadim bir kültürün, medeniyetin üzerine söylenmiş bir ağıt, bir çığlıktı. Kitabı ikinci kez okuduktan sonra kapsamlı ve uzun bir inceleme yazdım. Ve bu incelememi kendisine de gönderdim. Kitap ve inceleme yazım üzerine uzun bir telefon sobetimiz oldu. Fakat ben onun doğanın, çevrenin adeta imha edilmesine, Anadolu'nun gönüllü milisleri olan Yörüklerin, köylülerin zorunlu göçe tabi tutularak dağların, köylerin insansızlaştırılmasına sessiz kalan siyasetçi Ali Küçükaydın'la Yörük yazar Küçükaydın'ın aynı kişi olduğunun hala farkında değildim. Bunu, Deli Habip kitabı çıkıp kendisiyle yüz yüze görüşünce ancak fark edebilecektim. Siyasetteyken haksızlıklar, hukuksuzluklar, karşısında (çaresizce) susarken, yazarken haksızlığa, hukuksuzluğa tahammülü olmayan biri vardı karşımızda. Son Yörük Küçükaydın, "Bir Kaymakamın Serencamı" kitabında da yine bir öğretmen, kaymakam, vali, milletvekili olmanın ötesinde dürüst, namuslu, yasa ve
Bir Kaymakamın Serencamı "Dün"Ali Küçükaydın · Gufo Yayınları · 20261 okunma
Yolun Başında Gördüklerim
Puan vermedi·426 syf.··
2026 5. kitabı
·
105 günde okudu
·
Okunma: 21 Mart 2026 18:40
Benim esas çıkarımım, ve belki de düzeltmeye muhtaç olan bir önermedir, bazı kavramların düzeltilmesi gerektiği olmuştur: 1. Atatürk'ün çağdaş muasır medeniyetler seviyesine ulaşma vizyonu ardından gelenlerce batılılaşma olarak çarpıtılmış, batı sömürgeciliğine kapı aralamada bir manivala gibi kullanılmaya çalışılmıştır. 2. Atatürk'ün batı karşısındaki tavrı anti-emperyalist duruş ve doğudan bir karşıt denge arayışı iken, kendi beklentilerine dayanak arayanlarca bu kah sosyalizme bir işaret, kah ırkçılığa yakın bir milliyetçilik anlayışı, kah natocu bir batıcılık için dayanak yapılmaya çalışılmış. Yıllar yılı bir Türk genci olarak çok gecikmiş olan bu okumalarımın daha çok başında olsam da en net gördüğüm şey şu oldu ki, yalın tarihimiz bu kadar yakın bir geçmişte olmasına rağmen bize en uzak, anlamakta en zorlandığımız bir tarih dilimini işaret ediyor. Bize hala sıcağı sıcağına temas etmeye devam ettiğinden dışardan bir gözle anlamak için okuyamıyor, bize yüklenmiş yargıların tesiri altında kalmaktan kurtulamıyoruz. Yazara en çok hak verdiğim konulardan biri belki de Atatürk'ün milli mücadele ve bağımsızlık üzerine oturan fikrine en büyük darbeyi indirenler içi boş bir Atatürkçülükle Atatürk'ü adeta putlaştıranların ona ait fikirleri adeta dokunulmaz hale getirmesi olmuştur. Tarihte yaşamış her şahsiyet, hayata gözlerini açtığından itibaren karşılaştığı gerçekler ve deneyimlediği olaylar karşısında geliştirdikleri fikir ve tepkileriyle bir karakter kazandıkları, ve aslında tarihin esas üzerinde durması gereken şeyin bu karakteri ortaya çıkaran olgular olması gerektiğine dikkat çekmek ihtiyacını her fırsatta derinden hissediyorum. Umuyorum milletçe, yargılardan azade anlamak ve analiz etmek ve geçmişi kendimize pay biçmek yerine geleceği şekillendirirken insan
Hangi AtatürkAttila İlhan · İş Bankası Kültür Yayınları · 20031,565 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
9/10
·255 syf.··
2026 7. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 08 Mart 2026 23:57
Kimilerine göre karma, kimilerine göre Allah’ın adaleti, kimleri için de ne ekersen onu biçersin. İlahi adaletin tecellisini okudum ben bu kitapta. Kitabın ismi biraz depresif, biraz travmatik fakat bundan daha iyisi de olmazmış sanırım. Kitaptaki her ana karakterin kendi seslerinden hikayelerini dinliyoruz. Bunu kimi zaman karakterlerle milletçe en sevdiğimiz şey olan dedikodu yaparmış gibi, kimi zaman da karakterlerin pişmanlıklarından ötürü nedamet getirip af dilemelerini dinler gibi yapıyoruz. Hiç öyle içinde 76 tane virgül olup da bitmek bilmeyen süslü püslü cümleler yok kitapta. Anlatılmak istenen meram, kısa ve net cümlelerle, nokta atışı tespitlerle anlatılmış hep. Sadece ilk iki bölümden sonra bir türlü konuya gelemeyecekmişiz, biraz uzadıkça uzuyormuş gibi hissettim ki bir puanı da bundan kırdım. Mektuplarla birlikte fazla uzamadan sıkmadan, insanın boğazını düğüm düğüm ederek, intikamın soğuk ve ekmeksiz yenen bir yemek olduğunu göstererek finale ulaşıyoruz kitapta. Pek bir beğendim ben. Unutmadan; Müsemma! Allah senin belanı versin! Amin.
Bir İntihar Çok ÖlümEsra Kahya · İletişim Yayınları · 2026483 okunma
Milli bir ülkü olmadıktan sonra insanın hayvandan ne farkı kalır?
9/10
·168 syf.··
2026 1. kitabı
Toplumları ilerleten, geliştiren, yükselten yegane kuvvet sahip oldukları ülküdür. Ülküsüz bir toplum zayıflar, fertlerin çıkarları toplumun önüne geçer ve gün geldiğinde en ufak darbeyle yıkılır, başka milletlerin boyunduruğuna girer. Milletimiz, işte bu ülkünün canlı olduğu dönemlerle dünyanın en güçlü devleti haline gelmiş, zayıfladığı dönemlerde ise yıkılmanın eşiğinde kalmıştır. Tarih gösteriyor ki Türkçülük, milletimizi ayakta tutan ve düştüğünde en güçlü şekilde ayağa kaldıran yegane ülküdür. Diğer tüm ülküler bilhassa Birinci Dünya Savaşı zamanlarında denenmiş ve hüsranla sonuçlanmıştır. Günümüze geldiğimizde ise denenmişi denemeye lüzum yoktur. Tamamıyla yerli olan, dışarıdan gelmemiş bulunan bu düşünce akımının esaslarının bilhassa gençler tarafından bilinmesi ve sahiplenilmesinin milletçe ilerlememiz için çok önemli olduğunu düşünüyorum. Her ne kadar özellikle kadınların toplumdaki rolü ve modern hayata karışması konularında Atsız’la fikir ayrılığında olsam da “Türk Ülküsü” her Türk ferdinin mutlaka okunması gereken bir kitap olarak yerini koruyor.
Vatan Sevgisi
Türk ÜlküsüHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 20234,928 okunma
10/10
·544 syf.··
2025 45. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 31 Aralık 2025 17:59
'Ruhlar Evi' bir kadın yazarın salt aşkla, çılgınlıkla ve kendine özgü karakterleriyle biçimlendirdiği 'del Valle' kadınlarının üç nesil boyunca hayatını aktarmıyor sadece; bizi, bu süre zarfındaki Latin Amerika'nın aile hayatına, toplumsal oluşumlarına, yapılanmalarına, kültürel ögelerine, siyasi hesaplaşmalarına ve savaşına da ortak kılıyor. Hala yazar değil de 'kadın yazar' dedirtilen bu düzende Nivea del Valle ile başlayan, onun kızı Clara, onun da kızı Blanca ve Blanca'nın kızı Alba'yla devam eden ve en son Alba'nın da kızının olacağını öğrendiğimiz son kısımda kadınlardan örülü 70 yılı sergilemesinin boşuna olmadığını görüyorsunuz kitapta. Etrafta dolanıp duran tüm erkekleri ise 'figür' kategorisine koymak haksızlık olur tabi, arka planlardaki olayların asıl mimarları onlar hep olduğu gibi. Söz konusu Latin Amerika olunca büyülü kıtanın büyülü gerçekçilik anlatıcılığını beklememek olmazdı. Tam da beklenildiği gibi yazar olaylar silsilesini Marquez'le yarışır bir ustalıkla anlatıyor. Yeşil saçlı Rosa, büyük büyük teyzesine benzer saç rengiyle Alba bunlardan birkaçı. Fakat en göze çarpan, ruhlarla konuşup olacakları bilebilen, eşyaları yerinden oynatabilen, piyanonun tuşlarını karşıdan çalabilen eksantrik ve canlı karakteriyle Clara. Bir nevi geçmiş, bugünkü ve gelecek ruhların birbirine karıştığı bir düzende karşımıza çıkmamızı sağlayan kitabın merkezindeki söz konusu evi o hale getiren de o. O yüzden ki, kitabın başından ortalarına kadar Clara'nın renkli hayatına ortak olmak çok eğlenceliydi. Nivea, Clara, Blanca ve Alba, her biri toplumun belli bir döneminin yaşayan tanıkları ve aktarıcısı olarak karşımıza çıkıyor. Nivea'ya çok az yer verilmesine rağmen kalabalık nüfuslu bir ailenin annesi olarak karşımıza çıkması 20. yüzyılın başındaki dönemin aile yapısına,
Ruhlar EviIsabel Allende · Can Yayınları · 20181,607 okunma
9/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2025 60. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Aralık 2025 23:46
𝕂𝕚𝕥𝕒𝕡 𝕐𝕠𝕣𝕦𝕞𝕦 " Bütün mücadelem güneşin hepimizin güneşi olabilmesi, kimseyi ayırmadan yeryüzündeki herkese doğabilmesi içindi." diyen Leyla'nın azim dolu hikâyesini konu alıyor. Türkiye de yapılacak bir spor müsabakasına Filistin'den katılan, ülkesi işgal altındayken, zorlu şartlarda umuduna sarılarak, bombaların ve zulmün karşısında son damlasına kadar mücadele eden, bir genç kız Leyla. Filistin halkına armağan edeceği bir madalyanın çok ötesinde onun başarı öyküsü ve haklı direnişi. Yine milletçe çok hassas olduğumuz bir konuya değinip farkındalık yaratmış yazarımız. Her kitabını kızımla keyifle okuduğum bir yazar Özgür Balpınar, kalemi daim olsun. Severek okudum, tavsiyemdir.
Güneşe KoşmakÖzgür Balpınar · İndigo Kitap · 2024376 okunma