Baba hangi kafayla yazdın bunu sen bizim boktan dizilerin atası
ltalya'ya giden Posthumus, yabancı erkekler arasında karısının erdemini överken, ahlaksız Oachimo onu kolayca baştan çıkarabileceğim iddia eder. Posthumus da akılsızca davranarak, karısının namusu üzerine bahse girer. Britanya'ya gelen lachimo , lmogen'i görür görmez ona hayran olur. Bu genç kadının ahlakı bedeni kadar güzelse, bahsi kaybedeceğini düşünür. Ama pes etmez gene de. Geceleyin Imogen derin uyurken, onun yatak odasına gırmenin ve genç kadının sol göğsünde bir ben olduğunu görmenin çaresini bulur. Ayrıldıkları sırada Posthumus'un kansına bir "a manade of love" (aşk kelepçesi) olarak verdiği bileziği de , lınogen'in bileğinden usulcacık çekip alır. Sonra hemen ltalya'ya geri döner; karısıyla ilişki kurduğuna, bahsi kazandığına inandırır Posthumus'u. Şimdi lmogen, Desdemona'nın durumuna düşmüştür; ama ondan farklı olarak, kendini koruyacak, bunun bir karaçalma olduğunu kanıtiayacak kadar güçlüdür. Shakespeare'in oyunlarında başı derde giren birçok genç kadın gibi erkek kılığı giyen lmogen, aniatılmayacak kadar karışık birçok serüven geçirdikten sonra, aklanmanın yolunu bulur. Oyun her şeyin tatlıya bağlanmasıyla, hatta pişman olan lachimo'nun bile bağışlanmasıyla, Romalıları yenen Cymbeline'nın, hem yirmi yıl önce yitirdiği oğullarına kavuşması, hem de kızıyla damadını bağrına basmasıyla, mutluluk içinde biter.
Shakespeare son oyunlarında kişilerden çok olaylar dizisine önem vermekte, kişileri derinliğine inceleyeceği yerde, onların serüvenlerini aniatmakla yetinmektedir.
Reklam
İngiliz tipi Şehrazat
Pericles yazıldığı sıralarda çok tutulmuştur, ama XIX. ve XX. yüzyıllarda neredeyse hiç sahneye konmamışur. Anlatılamayacak kadar karışık olan konunun belki tek ilginç yanı, gencecik Marina 'nın korsanlar tarafından kaçırılarak bir geneleve satılmasıdır. Eskiden eleştirmenlerin kutsal bildikleri Shakespeare'e hiç yakıştıramadıkları bu genelev faslında , Ortaçağ'ın masal havasından çıkıp, Elizabeth Çağı Ingiltere'sinin çiğ gerçekleri içine düşeriz ansızın. Genelevi işleten kadın, Marina'nın kız oğlan kızlığını değerlendirmek amacıyla, bir çeşit reklam kampanyası düzenler. Sokaklarda bir tellal, bu el değmemiş genç kızın herkese satılmadan önce, en çok para verene teslim edileceğini bağıra çağıra ilan eder. Gelgelelim Marina eşsiz erdemi sayesinde hem kız oğlan kız kalmanın, hem de geneleve gelen müşterileri ahlaksal açıdan yola getirmenin çaresini bulur. Oyunun sonunda, hiçbir suçu olmadan başına türlü felaketler gelen Pericles, kızı Marina'ya da , öldüğünü sandığı karısı Thaisa'ya da kavuşur.
Son dönemde iyimserleşen Shakespeare’ın tövbesi mi bu
Eski romance'ların gerçeklere bağlı kalmayan bu havası dışında, Shakespeare'in son oyunlarında bazı ortak özellikler görülür: Bu oyunların dördü de, tragi-komedya türündedir; yani tragedyalara özgü çok acıklı olaylardan, çok derin acılardan sonra, durum tatlıya bağlamr. Kötüler kesin yenilgiye uğrar, iyiler tam bir mutluluğa varır; ölü samlanların yaşadıkları anlaşılır; bebekliklerinde yitirilen evlatlar, yetişkin genç kızlar ve delikanlılar olarak annelerinin babalarının karşısına çıkarlar; fırtınalarda ayrılan aileler birbirine kavuşur; yıllar yılı dargın olanlar barışır, v.b. Shakespeare bu son oyunlarında, büyük komedyalarında ya da tragedyalarında olduğu gibi, kişilerin gerçekiere uygun bir biçimde davranıp konuşmalarına, iç çelişkilerine ya da başka kişilerle çatışmalarına değil; sadece konuya, yani anlatılan öyküye ve bu öyküde ele alınan olaylar dizisine önem verir.
Fransızca, italyanca , Ispanyolca, Portekizce gibi Latinceden türeyen dillere, lngilizcede "romance languages" denilir. Bu dillerde şiirle ya da düzyazıyla yazılan öykülere de, Ortaçağ edebiyatında "romance" denilirdi. Gerçeklere daha bağlı kalan romanlardan farklı olarak, romance'larda sıradan yaşamla hiçbir ilişkisi olmayan olağanüstü durumlar, heyecan verici romantik serüvenler, yeryüzünde görülmeyen gizemli kişiler, doğaüstü olaylar ele alınırdı.
"common whore of mankind"
Timon of Athens"in konusu çok yalındır: Akıllara sığmaz bir görkem içinde yaşayan, zenginler zengini Timon, savurganlığının doğal bir sonucu olarak servetini yitirir. Çevresini sarıp, onun sırtından geçinen dalkavuklar, bunun üzerıne Timon'a sırt çevirirler Korkunç bir düş kırıklığı duyan, aşırı bir iyimserlikten ve sevgiden aşırı bir kötümserliğe ve kine kapılan Timon da, yalnız nankör dostlarına değil, tüm insanlara düşman kesilir. Doğup büyüdüğü Atina kentine bir daha ayak basmamaya, insan yüzü görmemeye karar verır. Yaralı bir hayvan gibi, ıssız bir deniz kıyısında, bir mağaraya sığınır. Ama ne gariptir ki, varlıklı olmak onun alınyazısıdır bir bakıma. Çünkü Timon açlığını gidermek için toprağı kazıp bir kök ararken, yığınla altın bulur. Şimdi istese, eski yaşantısına dönebilir, boşuna sevdiği o eski dalkavuklarını ya da yenilerini gene çevresinde toplayabilir. Ne var ki, Timon onulmaz bir kin içindedir artık. "common whore of mankind" (İnsanların ortak orospusu) saydığı altını, bunu ancak kötü amaçlarla kullanabileceklere, örneğin frengili fahişelere ya da adam öldüren eşkıyalara verir.
Reklam
Reklam