Schopenhauer'ın Bilim ve Bilgelik kitabını nihayet bitirdim ancak kendimi bir dejavu labirentinde gibi hissediyorum. Alman filozofun o meşhur karamsar dehası her sayfada karşımıza çıkıyor. Ne yazık ki yazarımız dönüp dolaşıp aynı şeyleri anlatmayı bir hobi haline getirmiş. Kitap boyunca sürekli aynı fikirlerin etrafında sanki bir atlıkarıncadaymışız gibi dönüyoruz. Bir konuyu anladığınızı düşündüğünüz an aynı argüman biraz farklı bir sosla yeniden önünüze geliyor. Bilgelik arayışına çıktığımı sanırken kendimi bir bozuk plak dinlerken buldum. Bu kadar tekrarla Schopenhauer sanırım okuyucunun beynini yıkamayı hedeflemiş. Sürekli aynı manzarayı izlemekten insanın içindeki yaşama iradesi gerçekten sönüp gidiyor. Felsefi bir derinlikten ziyade temcit pilavı yemiş gibi hissetmek beni biraz yordu. Bilim ve BilgelikArthur Schopenhauer
Küçük Köpekli Kadın: İki evli insan Yalta’da tatil aşkı yaşıyor. Başta "takılırız geçer" diyorlar ama sonra fark ediyorlar ki asıl hayatları o gizli saklı yaşadıkları otel odasıymış. Topluma gösterdikleri o düzgün eş rolleri ise koca bir yalan.
Bir Hekimin Yaşadıkları: Genç bir doktor, zengin bir fabrikatörün kızına gidiyor. Kızın fiziksel bir şeyi yok, bildiğin o devasa fabrikanın ve paranın getirdiği sistemden ruhu daralmış. Ne o kadar para sahiplerini mutlu ediyor, ne de işçileri. Herkes o demir yığınlarının arasında hapsolmuş durumda.
Kara Keşiş: Bir dahi (ya da deli) olan Kovrin, havada uçan hayalet bir keşişle konuşmaya başlıyor. Keşiş buna "sen çok özelsin" dedikçe adam aşırı mutlu oluyor. Ailesi onu "iyileştirdiğinde" ise adam sıradan, sıkıcı ve mutsuz birine dönüşüyor. Yani bazen gerçekler o kadar bayat ki, insan delirmeyi bile özleyebiliyor.
Kovrin diye bir tip var, zihni artık fazla mesai yapmaktan yanmış, dinlensin diye bunu devasa bir meyve bahçesine yolluyorlar. Adam orada takılırken havada uçan bir Kara Keşiş görmeye başlıyor. Keşiş buna "sen dahisin, sen seçilmişsin" diye gazı verince Kovrin bir özgüven patlaması yaşıyor, hayatının en mutlu günlerini geçiriyor. Ama tabii evdekiler adamın kendi kendine konuştuğunu görünce "bu delirdi" diyip tedaviye zorluyorlar. Kovrin "iyileşince" bu sefer hayatı grileşiyor, kendini sıradan ve boş bir adam gibi hissetmeye başlıyor. Resmen adamın elinden o renkli ama sahte dünyasını alıp yerine sıkıcı gerçekliği koyuyorlar. Sonunda yine o keşişi gördüğü bir anda her şeye veda ediyor. Yani bazen o "muhteşem delilik", sıkıcı bir normallikten daha tatlı geliyor insana, hikaye tam olarak bu kafada. Küçük Köpekli Kadın - Bir Hekimin Yaşadıkları - Kara KeşişAnton Çehov