Sahip olmadığımız şeylere bakarken, "Benim olsaydı nasıl olurdu?" diye düşünme eğilimindeyizdir ve işte böylece yokluğu hissederiz. Oysa bunun yerine sahip olduğumuz şeyler için sık sık şunu düşünmemiz gerekirdi: "Bunu kaybetsem ne olurdu?"
Hayat satranca benzer: İkisi için de plan yaparız fakat bu satrançta rakibin, hayatta da kaderin kendi istediğini yapma şartına bağlı kalır. Bu şekilde yapılan değişiklikler genellikle o kadar önemlidir ki planımız uygulamada kimi ana hatlarıyla tanınmaz hale gelir.
Her ne kadar yararlı olabilecekse de hayal gücümüz bir tek bu tür şeylerle uğraşma eğiliminde değildir: Büsbütün yararsız şekilde boş hayaller kurar. Buna karşılık herhangi bir talihsizlik bizi geçrekten tehdit ettiğinde hayal gücü sık sık bunu canlandırmakla meşgul olut, meseleyi sürekli büyütür, yakınlaştırır ve olduğundan daha korkutucu bir hale getirir.
Bir talihsizlik gerçekleşip de elimizden bir şey gelmediğinde, her şeyin başka türkü olabileceği fikriyle kendimizi şımartmayız: Tıpkı Kral Davud ve tutsak filler gibi. Aksi takdirde insankendi kendinin işkencecisi olur. Fakat bunun tersi, kendimizi terbiye etmek suretiyle bir başka sefere bizi daga temkinli kılma faydası sağlar.
Yeryüzünde yürüyen ve soluk alan yaratıklar arasında insandan daha güçsüz bir yaratık beslemez ana toprak. Tanrılar ona sağlığını ve mutluluğunu bağışlar. -homeros