Kinyas, Kayra’yı korkak, baltaya sap olamamış, zayıf ve hasta görüyor. Asıl ılık olan kim? Kinyas.
Bunca derinlikte birbirini ve dünyayı yiyen iki kardeşken, cehenneminden firar edip insan içine karışmaya, annesine, kız kardeşini kendini sevdirmeye zorluyor. Ailesine sığınıyor. Dünyanın çekirdeğini görmüş, yanmış bitmiş, ‘su döksünler’ diye babasının kollarına atlıyor.
Cehennemi görüp anne terliği arayan adamdan filozof olmaz Kinyas.
Kayra ise bu derinliği kendinden rasyonalize etmeye çalışıyor. Ne demek sadece ansiklopedi okuyarak dünyayı çözdün mü sen? Ansiklopedi yutmakla aydınlanılmıyor. Sen sadece bilgiyi kustun, irini içinde tuttun. Punk grupları, fahişelere vermeye çalıştığı dersler... Sen kimsin Kayra?
Fazla tevazu fahişeyle dersleşmek demektir. Kinyas’ı da dibe çekiyordun, bak terk etti seni. Dünya seni terk etmesin istedin. Dünyayı terk ettin, ya da bize öyle söyledin.
Dünyayı terk ettiğini söyledin Kayra. Yalan. Dünya seni kustu. Fark bu.
Zihinsel ölüm bilinçli yapılmaz Kayra. Bize zihnini boşalttığını söyledin, zihnini öldürdüğünü ima ettin. Ama sadece yazmayı bıraktın. Zihnini boşaltmadın, kilitledin. Anahtarı da yuttun.
Biriniz öfkeyle, biriniz kibirle öldü. Günday ikinize de mezar taşı dikmedi. Çukura tükürdü. Çünkü Kinyas ve Kayra kardeş değil, aynı intiharın iki ayrı provası.