Yazarın daha önce okuduğum iki kitabını ( ''Cennet Başka Yerde'' ve ''Yüzbaşı Ve Kadınlar Taburu'' ) büyük beğeniyle okumuştum. Bu yüzden yazarı okumaya 1K sıralamasında en çok okunan kitabı olarak görünen bu kitabıyla devam etmeye karar verdim. Fakat çok farklı özellikler taşıyan bir kitapla karşılaştım.
Kitabın esas konusu, henüz ergenlik çağına yeni gelmiş bir erkek çocuğun, kırk yaşına ulaşmış üvey annesine karşı hissettiği, pek de masumane olmayan duygular ve bunun sonucu meydana gelen olaylardan ibarettir. Her ne kadar esas konu bu olsa da, yazar ara bölümler halinde konuyla ilgili olarak seçtiği ünlü sanatçıların tablolarından bir kaçını da ele alıp, oradaki görselliklerle ilgili de ayrı ayrı öyküler yazarak konuyu çeşitlendirmiştir.
Yazarın cinsellikle ilgili ölçülü düzeydeki yazılarına artık alışmış olmamıza rağmen bu kitabında maalesef ki bu ölçülülüğü çok çok aştığını, hatta olayı zaman zaman çok fazla derecede çirkinleştirerek, sapıklık ve iğrençlik düzeyine bile çıkardığını görüyoruz. Bu da maalesef okuyucunun okurken özellikle bazı sayfalarda tiksinti düzeyindeki duyguları yaşamasına sebep oluyor.
Yazarın 2010 yılında Nobel Edebiyat Ödülü almış olması zaten ne derece usta ve önemli bir yazar olduğunu gösteriyor. Buna hiç bir diyeceğim yok. İncelememin başında da yazdığım gibi benim de kitaplarını beğenerek okuduğum bir yazar. Ama bu kitabıyla ilgili olarak maalesef beğeni konusunda tam olarak karar veremedim. Bunun sebebini öğrenmek için de aşağıda yazacağım parağrafı okumanızı öneririm.
DİKKAT ! Bu bölüm spoiler içerir. Okumayabilirsiniz.
Yazar, bir insanın büyük abdestini veya diğer bir deyimle büyük tuvaletini yapmasını, tam on bir sayfada anlatıyor. Yanlış duymadınız evet tam tamına on bir iğrenç sayfa. Bir cümlelik olay tam on