"Şöyle hızlıca sağa sola baktıktan sonra usulca içeri sızıp iki dolar elli sente defteri almıştı. O sırada defteri belli bir amaç için istediğinin bilincinde değildi. Çantasına koyuo evine kadar suçlu suçlu taşımıştı. İçinde hiçbir şey yazmıyor olsa da tehlike yaratacak bir eşyaydı."
"Çekinmeyi bir kenara bırakıp bodoslama utancın içine daldığım zaman ben, ben değildim, gündüzüb bilgi birikiminin artması için, ağrıdan ve acıdan kurtuluş için çalışan adam değildim."
"Yavaş yavaş bir önceki gece olan olaylar, kan lekeli ayaklarla sessizce adım adım beynine tırmandı ve beyninde korkunç bir açıklıkla olaylar tablosu tamamlandı. (...) O ölü hala orada, hem de şimdi güneşte, oturuyordu. Ne korkunç bir şeydir bu! Bu tür iğrenç şeyled gündüze değil geceye aitti.
Ona öyle geliyordu ki oturup neler yaşadığını düşünürde ya hastalanacak ya da delirecekti. Bazı günahlar vardı, bunları hatırlamak, işlsmskten daha büyüleyiciydi, insanın dururunu okşayan, zihne, duyulara armağan ettikleri ya da edebilexdkledk hazdan daha büyük, hızlandırılmış bir haz duygudu armağan eden tuhaf zaferler. Ama bu onlardan biri değildi. Zihinden kovulması, afyonla uyuşturulması gereken bir şeydi, onu boğazlamak gerekiyordu yoksa o sizi boğazlardı."