Ve bu da, sadece kendisine Dionysos'u bir kez daha dünyaya getirebileceği söylendiğinde yeniden neşeye kavuşan Demeter'in içine gömüldüğü sonsuz kederi dile getiren efsanede sembolize edilmiştir. (...) Var olan her şeyin tekliğine ilişkin temel bilgi, kötülüğün birincil nedeni olarak bireyselleşmenin ele alınması ve bireyselleşmenin büyüsünü kırabilecek sevinçli umut olarak, yeniden inşa edilmiş tekliğin alameti olarak sanat.
Fakat batıni epoptlar*ın umudu bizim bireyselleşmenin sonu olarak önceden kavramamız gereken, Dionysos'un yeniden doğuşu yönündedir. Zira üçüncü defa dünyaya gelmekte olan Dionysos için epoptların coşku dolu heyecanlı bayram ilahileri çınlatmaktadır ortalığı. Ve sadece bu umuttur ki, parçalanarak bireylere bölünen dünyanın yüzüne bir mutluluk pırıltısı saçan.
* Greklerde sırları gönül gözüyle görme.
Bu söz konusu Dionysos'un gülümsemesi, bütün Olimposlu tanrılara, gözyaşları ise insana sıçramıştır. Onun, organları sökülmüş bir tanrı olarak varlığında, Dionysos, zalimce barbarlaşmış bir şeytan ile iyi huylu, barışçıl bir tanrının çift yönlü doğasına sahiptir.
Yine de, gerçekte, bu kahraman, acı çeken, gizemli Dionysos, kendi benliğinde, olağanüstü efsanelerin, kendilerine, uzuvları, henüz bir çocukken Titanlar tarafından bedeninden söküldüğü söylenen ve kendine bu haliyle Zeus ve Persephone'nin oğlu Zagreus olarak tapan bireylerin acılarını kendi benliğinde yaşayan bir tanrıdır. Anlatıldığına göre uzuvların böyle bedeninden sökülmesi, Dionysos'un gerçek acısı, tıpkı bir havaya, suya, toprağa ve ateşe dönüşmüştür ve bütün acıların kaynağı ve sebebi ve haddi zatında son derece sevimsiz bir şey olarak bireyin içinde bulunduğu duruma da bu gözle bakmamız gerekmektedir.