Görüldü Ama Sevilmedi - M.Gökhan Özdemir
Bazı kitaplar vardır, okur, kapağını kapatır ve yoluna devam edersiniz. Bazıları ise son sayfasını çevirdiğinizde sizi kendinizle baş başa bırakır. Görüldü Ama Sevilmedi benim için ikinci türden bir kitap oldu. Mehmet Gökhan Özdemir, modern çağın ilişkilerine cesur bir aynayla bakıyor. Ghosting, breadcrumbing, love bombing, narsistik manipülasyonlar, mavi tiklerin ardına saklanan belirsizlikler... Hepimizin bir şekilde tanık olduğu ama çoğu zaman adını koyamadığı ilişki dinamiklerini samimi ve anlaşılır bir dille anlatıyor. Kitabı okurken sadece kadın erkek ilişkilerini düşünmedim. Çocukluğumuzdan taşıdığımız bağlanma biçimlerinin, bugün kurduğumuz ilişkileri nasıl etkilediğini de fark ettim. Bazı satırlarda kendime döndüm, bazı bölümlerde geçmişimle yüzleştim. Çünkü bazen mesele birinin bizi seçmemesi değil, bizim hala kendimizi seçememiş olmamızdır. Bölüm aralarındaki mini testler, vaka örnekleri ve düşündüren sorular sayesinde kendinizi bir terapi odasında gibi hissediyorsunuz. En çok da şu düşünce zihnimde yer etti. İnsan, kendi değerini başkasının ilgisiyle ölçmeye başladığında kendinden uzaklaşıyor. Görüldü Ama Sevilmedi, sadece ilişkileri anlatan bir kitap değil, sınır koymayı, belirsizliğe tutunmamayı ve her şeyden önce kendini seçmeyi hatırlatan bir farkındalık yolculuğu. Eğer siz de sürekli kendinizi suçladığınız, Nerede hata yaptım? diye düşündüğünüz ilişkiler yaşadıysanız, belirsizlik içinde yorulduysanız ve artık kendinize dönüp bakmak istiyorsanız bu kitaba mutlaka bir şans verin. Çünkü bazen iyileşmek, bir başkasının bizi seçmesini beklemekten vazgeçip kendimizi seçmekle başlar. Bu kitabı okuduktan sonra anladım ki bazı yaralar ayrılıklardan değil, belirsizlikten açılıyor. Bir mesajın gelmesini beklemek, görüldüğü hâlde cevap alamamak, kendini sürekli
1000Kitap
Tek Kişilik Hanelerin Türkiyesi
🏡Toplumsal aklın asıl başarısı, boş sandalyenin etrafındaki duvarları kalınlaştırıp yalnızlığı yönetilebilir kılmak değildir; insana, o sandalyenin yanına bir sandalye daha çekebilecek güvenceyi, cesareti ve şefkati sunabilmektir. Artık yadırgamıyoruz; zihinsel eşik tam da bu kanıksama anında aşılıyor. Bir kahvecinin köşe masasında, kulaklığıyla dış dünyayı paranteze almış, ekranının loş ışığına eğilmiş genç bir siluete baktığımızda ne hüzünlü bir kimsesizlik görüyoruz ne de sıra dışı bir durum; o sadece orada, kendi özerk adacığında varlığını sürdürüyor. Tek kişilik akşam yemeği paketleri, tatil programları ya da tek sandalyeli masalar artık birer toplumsal acıma nesnesi değil. Sosyal medyanın o yüksek kontrastlı pencerelerinde solo hayat estetiği, pürüzsüz bir özgürlük anlatısı olarak sergileniyor: Tasarım harikası nesnelerle donatılmış kırk metrekare, kimseye hesap verilmeyen pazar sabahları, o korunaklı sessizlik… Bu söylemin yeni nesil üzerinde yadsınamaz bir çekim gücü var. Fakat dışarının gürültüsü kesilip kapı kapandığında, o mutlak özerklik alanı aniden duvarları üzerimize doğru gelen, insan sesinin yankılanıp yine kendine döndüğü bir yalıtılmışlığa tahvil olabiliyor. __Bu korunaklı alanların kapısını aralayıp güncel verilere baktığımızda, karşımıza konforlu bir bireyleşme lüksü değil, yapısal bir sıkışma ve mecburiyet alanı çıkıyor. Türkiye’de tek kişilik hanelerin 2025 itibarıyla %20,5’i bulup 5,5 milyonluk devasa bir kütleye ulaşması, doğurganlık hızının 1,51’in altına düşmesi ve kitlesel boşanma dalgaları, tekil birer demografik sapma değil. TÜİK’in aile, kadın ve gençlik verilerini bir arada okuduğumuzda, bu yalnızlaşma eğiliminin arkasındaki fay hatları berraklaşıyor. Kadın, eğitim ve istihdam yoluyla güçlendikçe geleneksel asimetrik yükleri
Makale|Yazı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Terapi Gibi Okumalar
📚 Terapi Gibi Akademi | Sınırlar Okuma Grubu Bu okuma grubunda; ilişkilerde sınır koymayı, suçluluk hissetmeden “hayır” diyebilmeyi, kendi alanını koruyabilmeyi birlikte konuşacağız. 📖 Kitap: “Sınırlar” — Henry Cloud & John Townsend 🗓 11 Haziran — Tanışma & Mini Atölye 🗓 24 Haziran — Kitap Tahlili 💻 Program online olarak Zoom üzerinden gerçekleştirilecektir. 🌿 Kontenjan sınırlıdır. 📩 Katılım formu: forms.gle/4tZNkqriBDyxVLha8 📞 Detaylı bilgi: 0535 865 61 14
1000Kitap
Harika ortam 😁☕🍪 kitap + çay + kek = mini laboratuvar. Elimde üç kitap var; 1. Adrian Furnham – Psikoloji 101 2. Tamer Demirdelen – İkna 3. İzzet Güllü – Sen Hasta Değilsin Bilgi Tazeleme zamanı: Önce Psikoloji 101 → genel psikoloji temelleri, kavramlar, deneyler. Sonra İkna → iletişim, manipülasyon, ikna teknikleri. En son Sen Hasta Değilsin → daha çok günlük hayata, kaygı ve panik üzerine pratik yorumlar.
Psikoloji
GÜLÜMSEMENİN GÜCÜ
Gülümsemek sadece bir yüz hareketi değil; beynin kimyasını değiştiren bir “mini terapi”. 🧠✨ ABD’de ya da Avrupa’da sokakta selam ve gülümseme olağan. 🌍 Bizde ise sokakta göz göze gelip gülümsersen “hayırdır, açıkta bir şey mi gördün?” bakışı gelir. 😅 Toplum sert mizacıyla gülümsemeyi yanlış yorumlasa da, aslında bu en basit iyileşme refleksidir. --- 🧠 Nörolojik Yönü 🙂 Gülümserken → beynin duygu merkezine olumlu sinyaller gider, aynı anda olumsuz düşünceyi sürdüremezsin. 😠 Kaşlarını çatarken → gülümseme devreye giremez, çünkü aynı kas grupları aynı anda çalışmaz. Yani yüz ifaden beynin kimyasıyla doğrudan bağlantılıdır. --- 🌱 Hayata Entegrasyon 🏋️‍♂️ Gülümsemeyi antrenman gibi düşün → her gün birkaç tekrar yap. 🔄 Olumsuz düşünce geldiğinde bilinçli bir gülümseme ile sinyali kır. 🚧 Toplumun “niye sırıtıyorsun?” bakışına aldırma → kendi zihinsel şemsiyeni aç. --- 🔬 Mini Deney (Hemen Yap 🚀) 1. Aynaya bak ve gülümse 🙂 → içindeki sıkıntının anında nasıl yumuşadığını fark et.
1000Kitap
Yeni mezun
Yeni Mezun Psikologdan Gönüllü Destek Platformu! Merhaba, Yeni mezun bir psikolog olarak, sizlere gönüllülük esasıyla destek olmak ve hayatlarınıza olumlu bir dokunuş yapmak istiyorum. Bu doğrultuda, ücretsiz sesli birebir görüşmeler sunacağım bir iletişim platformu oluşturdum. Amacım kesinlikle profesyonel bir terapi hizmeti sunmak veya ilaç önermek değildir. Yasal ve etik sınırlara bağlı kalarak, üniversitede edindiğim bilgilerle sizi dinlemek, sorunlarınızı anlamanıza ve sınıflandırmanıza eşlik etmek istiyorum. Bu görüşmeleri bir tür "mini terapi" gibi düşünebilirsiniz. Yanlış düşünce ve davranış kalıplarından korunmanız adına farkındalık kazandıracak paylaşımlar ve etkileşimler geliştirmeyi hedefliyorum. Bu platform benim için teorik bilgilerimi pratiğe dökebileceğim bir staj alanı. Unutmayın, burada yapacağım tek şey sizi anlamaya çalışmak ve destek olmak. Herhangi bir tıbbi teşhis veya tedavi önerisi beklemeyin. İhtiyacı olan herkesi dinlemeye hazırım!
Psikoloji