Dawn Huebner’in kitapları “hikaye kitabı” değil çocuklar için mini terapi rehberi olarak düşünülmüş. Çocuklar için çok eğitici ve öğretici özellikle hafif - orta düzeyde kaygı , öfke veya alışkanlık sorunları olan çocuklar için oldukça faydalı ebeveynler ile beraber ekrandan uzaklaşarak geçirilecek en güzel vakit …
Ortak özellikler:
* 6–12 yaş çocuklara yönelik
* Bilişsel davranışçı terapi (CBT) temelli
* Etkileşimli (yazma, çizme, düşünme egzersizleri)
* Ebeveyn katılımını teşvik eder
* Karmaşık psikolojik konuları basitleştirir
* Çocuklara “yapabilecekleri şeyler” sunar
Psikoloğa gidemeyince kitaplardan kendime psikolog ayarlıyım dedim okuması keyifliydi ama yetersiz geldi mini bi kurtarıcı diyebilirim ya da benim sorunlarım büyüktür belki sadece
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Herkese merhaba! Umarım harika hissediyorsunuzdur. Öyle değilse de endişelenmeyin, canınızı sıkmayın. Hayatta bazen zor, bazen de daha zor dönemlerden geçebiliriz. Ve emin olun yalnız değilsiniz.
İncelemeye bunları söyleyerek başlamamın nedeni ise tam olarak kitabın kendisi. Ölmek İstiyorum ama Tteokbokki de Yemek İstiyorum yazarın psikiyatristi ile olan seanslarını bizimle paylaşıyor. Psikiyatristinin söylediklerini ve Baek Sehee 'nin anlattıklarını kendinize yakın hissedebilirsiniz. Okuduklarımdan "Aa evet, ben de bazen böyle düşünüyorum/hissediyorum" dediğim yerler oldu. Birçoğu yazar kadar şiddetli değildi çok şükür ama böyle bir durumda psikiyatristin söylediklerini görmek de mini bir terapi seansı gibi hissettirdi.
Son yirmi sayfaya kadar seansların dökümünü sonlarında Bir-iki pragraflık notlarla okuyoruz. Sonrasında ise yazarın son sözünü ve bazı değerlendirmelerini okuyoruz, hatta psikiyatristi bile bir bölüm yazmış.
Eğer anksiyeteniz varsa, kendinizi bir türlü beğenmiyor ve sürekli diken üstünde hissediyorsanız bu kitabı okumak size yalnız olmadığınızı hissettirebilir. Bildiğim kadarıyla ikinci bir kitap daha mevcut. Henüz okumadım o yüzden yazarın o kitap sürecinde nasıl bir terapi dönemi geçirdiğini bilmiyorum. Maalesef son dönemlerde yine kötüleşmiş olmalı ki henüz gencecikken aramızdan ayrılmış. Oldukça üzücü...
Hayatta her birimiz kuaurlarla bezenmiş şekilde yaşıyoruz. Kimse, ama hiç kimse, mükemmel değil. Siz de olamazsınız. Hata mı yaptınız? Aferin size! İnsansınız. Siz elinizden geleni yapın, bırakın gerisi hayatın çarkına kalsın. Elbette Bazen zor olacak, daha da zor olacak, sonra bazen güneş doğacak... Lütfen özellikle sosyal medyada hep mutlu olmamız gerekiyormuş gibi söylemlere kapılmayın. Kilonuza değil sağlığınıza odaklanın. Her konuda sadece elinizden geleni yapın. Ki bence bu
Fitzekten okuduğum ilk kitap kendileri, evet evet bu zamana kadar hiçbir kitabını okumamışım şahsen bende şoklardayım. Neden ve niçin böyle olmuş hiçbir fikrim yok.
Kitabın konusu ve özelliklede sondaki o elime yüzüme patlayan bombası bana Dennis Lehane ın aynı isimli kitabından uyarlanan Shutter Island filmini çok ama çok anımsattı. O filmin sonunda da, bu kitabın sonunda da şöyle temizinden bir beş dakika boyunca boşluğa doğru boş boş baktım ve sonrada "yalansın uleyn dünya" dedim.:))
Sırasıyla herkesten şüphe duydum, tiksindim, nefret ettim ama sonunda gerçeğin acı yüzünü okuyunca da "ah ulan be" dedim. Bu kitabı okurken nede çok kendi kendime konuşmuşum meğer.:)
Kitapın kurgusu, gizemi, şüphesi çok zekice ilmek ilmek işlenmiş. Bir an bile elimden bırakmak istemedim, her sayfayla birlikte olası şüphelim değişti durdu, kafam içinde herşeyden bir tutam olan karışık bir salataya döndü resmen.
Kısacası kitabı çok sevdim, pek sevdim, baya sevdim. Hemen Sebastian Fitzek diğer kitaplarının peşine düştüm, o derece yani.
Kitabın dizisini de çekmişler. Ben şu an izlermiyim bilemiyorum ama eğer izlemek isterseniz prime videoda 6 bölümlük mini bir dizi şeklinde var, haberiniz olsun.
İlişkileri şema terapi temelli inceleyen, derine inmeden mini bir özet olarak aktaran kitap. Farkındalık yaratmak için güzel ama derinlemesine okuma yapmak istiyorsanız ön söz hükmünde.
Dedemin Fincanı | Nesrin Mine Karaca
* Bir fincan , geçmişin izlerini şimdiye getirebilir mi ? Tüm hatıraları , travmaları , korku ve sevinçleri canlandırabilir mi ?
* Sevgili Ceyda , sevgin sevgim , hayalin hayalim , üzüntün üzüntüm oldu , coğrafya gerçekten kader mi (!)…Bir insanın hayatında ne istediğini bilmesi , ben böyle olmayacağım ben böyle sevmeyeceğim yada sevilmeyeceğim , yok ben bu işi yapacağım , yada yapmayacağım , asla yapmam dediklerimiz yada büyük konuşmalarımız mı desem yoksa gerçekten çizilen bir kader mi vardır bilemem ama çoğu zaman çizilen yazgının önüne geçemiyorsun. Dolaylı yollarla da olsa o sonu mutlaka yaşıyorsun.
* Aile terapisti olan @ hikâyeyi öyle bir kaleme almış ki hem Ceyda’nın hikâyesini dinliyorsunuz hemde taktikler alıyorsunuz. Yani Nesrin hanım kitabında mini bir terapi yapmış diyebilirim. Ama hikâyenin sonu beni baya etkiledi , gözyaşlarımı durduramadım …
Dedemin FincanıNesrin Mine Karaca · Destek Yayınları · 20257 okunma