bu duyguyu tanımlamak güçtü. sevgiyle nefret arası bir şey, belki de her ikisiydi. ama heralde en doğrusu, insanoğlunun o güne kadar hissettiği bütün duyguların bir karışımı, bir çamuruydu.
git ve benim göremediklerimi gör,benim dokunamadıklarıma dokun, sevemediklerimi sev ve hatta, bu babanın çekmeye cesaret edemediği acıları çek. dünyadan ve onun binbir halinden korkma.
ey kör! aç gözünü de düşlerden uyan. simurg‘u göremesen de bari küçük bir serçeyi gör. Kaf dağına varmasan bile hiç olmazsa evinden çıkıp kırlara açıl; böcekleri kuşları çiçekleri ve tepeleri seyret. bırak dünyanın haritasını yapmayı daha hayattayken bir taşı taşın üstüne koy. gülleri ve bülbülleri göremeyip gün boyu evinde oturan adam dünyanın kendisini hiç görebilir mi?