Öğrencilerime derim ki; “Her gün gözlem yapın ve kendinize sorun: ‘Bugün en güçlü duygum neydi, nasıl hissettim? Her gün hissiyatlarına dair not alsınlar, bu soruya verdikleri cevapları yazsınlar. Ardından kendilerine o hissin gerekçesini sormalarını isterim; “Neden böyle hissettim?”
Bu araştırmanın şu hipotezimi destekleyeceğini bekliyorum: İnsanın geçici değil; kalıcı, sürdürülebilir keyif hâlini hissedebilmesi için “biz” sorumluluğuyla ilgili bir şey yapması lazım. Beyin üzerine yapılan araştırmalar da gösteriyor ki, kişi ne zaman “biz” ile ilgili bir şey yaparsa beyin dopamin salgılamaya başlıyor.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Korkutmaya meraklı kişinin en büyük korkusu nedir biliyor musunuz? Kendi yetersizliği ile yüzleşmek. Bir gün gelir de ondan korkmazlarsa ne halt edeceğini bilemez çünkü.
“Başıma gelenlerin, içinde bulunduğum durumların benim en iyi öğretmenim olduğunu düşünürdüm,” dedi... ”Yaşamımın temel amacının öğrenmek, bilinçlenmek olduğuna inandığım için, başıma gelenlere bir öğrenme fırsatı olarak bakardım,”...
“Duygusal olgunluğunu tamamlayamamış kişinin içinde, kendinin de tam anlayamadığı doldurulamayacak bir boşluk vardır,” ... “Bu boşluk, mutsuzluk olarak kişinin yaşamına yansır. Kişi mutsuzdur. Bu mutsuzluğun kaynağını ise dışarıda bir ‘nesne’de, ‘olay’da ya da ‘kişi’de bulur,”
Çocukken içinde yetiştiğimiz ortamın etkisi bütün hayatımız boyunca sürer. Kişinin içinde yetiştiği ortamda bu doğuştan gelen nüveye, hisse önem veriliyorsa o da önem vermeye, saygı duymaya başlar ve bu hissi geliştirip bir bilince, farkındalığa dönüştürür. Çocuğun içinden getirdiği bu öze kıymet verilmediği zaman o da kendine kıymet vermemeyi, kendini önemsememeyi öğrenir.