Yere bambu bir mızrak düşmüştü. Tekmeleyince tangırdayarak içi boş bir ses çıkardı. Mızrağı elime alıp havaya kaldırdığımda gözyaşlarına boğuldum. Bambu mızraklarına karşı atom bombası! Ah, bambu mızraklara karşı atom bombası! Trajikomik! Bu savaş olamaz. Bu savaş değil. İnsanlarımız sırf öldürülsünler diye vatan topraklarında sıraya diziliyordu. Bu ortadaydı.
Doğa sanki sınama durumu kavramını çürütmek istercesine insanın çocukluğunu özellikle kırılgan, ölümlü kıldı. İnsanlığın yarısı ussal yaratıklar olmadan ölür.
İnsanların en zinde olduğu vaktin sabah olduğu da bir yalan. Sabahlar gridir. Her zaman öyledirler. En boş şeydir. Ben sabah yer yatağının içerisinde, her zaman karamsar olurum. Gerçekten berbat. Biri sürü çirkin pişmanlık... hepsi bir anda üşüşerek yüreğimi doldurur, ben de acıdan kıvranıveririm. Sabahlar Eziyettir.