Amok Koşucusu ve Sahaf Mendel adlı iki novellanın yer aldığı bu kitapta ilk novellamız olan Amok Koşucusu ile ilgili görüşlerimi belirteceğim.
Tıpkı "Satranç" kitabında olduğu gibi buradaki Ben-Anlatıcı da sıradan olmayan, alışılagelmişin dışında bir adam olan Amok koşucusu Leipzigli doktorun hikayesine ilgi duyar. Sigmund Freud'un öğrencisi ve arkadaşı olan, insanı tanımayı, bilinçaltında sakladıklarını ortaya çıkarmayı edebiyat katında yüceltmeyi çok iyi bilen Zweig "Amok Koşucusunun" ruhunda kopan fırtınaları, bir kez gördüğü kadına karşı duyduğu aşırı tutkunluğun onu meslek ve özel yaşamını kaybetmek parasına esir alışını, Sonrasında bunun bedelini kendi vicdanında muhasebe edemeyişini harikulade bir biçimde anlatmaktadır. Eminim bu novellayı okurken sizde çok etkileneceksiniz.
İkinci novellamız olan "Sahaf Mendel"de ise;
Zweig eşsiz anlatımıyla sıradan bir öyküyü adeta devleştiriyor. Sadece kitaplardan oluşan dünyasında kendi halinde yaşayan inanılmaz bir hafızaya sahip olan Jakob Mendel yalnızca bir sahaf değil bir kitap antikacısıdır. Kütüphanelerde, arşivlerde, sahaflarda aradığını bulamayan herkes "kitap sihirbazı ve simsarı" tüm kitapların "Miraculum mundi"si (latince bir kelime olarak; Dünyanın mucizesi anlamına gelmektedir.) olarak bilinen Mendel'de aradığını bulur. Eşsiz hafızası müşterileri arasında çok önemli kişilerin bulunması Mendel'e ün sağladığı gibi onu kitapsever ve koleksiyoner olan vazgeçilmez yapar. Otuz yıl boyunca bir kafenin alt katında karargahını kuran Mendel kitapları dışında hiçbir şeyle ilgilenmediği için bir I. Dünya Savaşı'nın patlak verdiğini fark etmez bile fark ettiğinde ise çok geçtir.
Komorn yakınlarındaki Rus sivil savaş tutuklularının kaldığı bir toplama kampında geçirdiği iki yıl, yüzbinlerce kitabın ismini, yayın yılını,