Puan vermedi·272 syf.··
2026 15. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 20:15
Kitabı elimden şimdi bıraktım. Sıcağı sıcağına duygularımı yazmak istedim. Ben ne okudum öyle? Çok etkilendim. İyi anlamda değil ama. Fred'in deli kişiliği, Miranda'nın çaresiz çırpınışları beni çok etkiledi ve korkuttu. Kitap bitince Fred yanımda olsaydı muhtemelen öldürürdüm. Konusundan biraz bahsedecek olursam; Fred bir memurdur, kelebek koleksiyoncusu ve asosyal bir kişiliğe sahiptir. Miranda'yı görür ve ona aşık olur. Bahisten yüklü miktarda para kazanır. Miranda'ya açılmak yerine onu kaçırır ve bir mahzene hapseder. Bundan sonraki süreçte Fred'in kendini anlattığını ve Miranda ile yaşadıklarını okuyoruz. Akabinde de Miranda'nın hissettiklerini. Miranda, Fred'i sürekli hor görür; Fred ise ilkel benliğinden asla çıkamaz. Miranda'nın sanatçı kişiliğine ve bilgili, zeki olmasına karşın Fred tam bir cahil ve sonradan görmedir. Romanı okurken ister sıradan bir öykü gibi okuyun ister metaforik olarak okuyun asla sırıtmaz. Çok yönlü bir kurgu. Kitap bitince erkeklerin ne kadar bencil ve duyarsız; kadınların da ne kadar duyarlı ve hassas olduğunu görüyorsunuz. Yukarıda da belirttiğim gibi çok etkileyici bir psikolojik gerilim kitabı kendisi. Bu türe ilginiz varsa tavsiyedir. İçim kaldırmaz diyorsanız, aman ha, derim.
KoleksiyoncuJohn Fowles · Ayrıntı Yayınları · 202410,9bin okunma
Puan vermedi·552 syf.··
2026 7. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 13:28
Həyat planladığın kimi getməyəndə bu, son deyil. Nell Sullivan həm işini, həm də münasibətini itirir.Eyni anda bunun olması həyatın bitməsi kimi səslənir bəlkə də. Amma bundan sonra baş verənlər, onun seçdiyi seçimlərin nəticəsi olur. Həyatda özünü, xəyallarını unutmamağı öyrədir bu hekayə. Ən önəmlisi isə xəyal qurmağın kifayət olmadığını, hərəkətə keçmək lazım olduğunu çox gözəl şəkildə ifadə edir.
1000Kitap
Sirrini Mənə AçMiranda Dickinson · Yay Kitab · 0902 okunma
Reklam
Puan vermedi·296 syf.·
2026 25. kitabı
Miranda Fricker, 2007’de Oxford’dan çıkmış bu kitabıyla çoğunluğun farkına bile varmadığı bir adaletsizlik biçimini sahaya sürüyor: bilginin adaletsizliği. Türkçeye 2023’te kazandırılmış, geç de olsa zamanında bir tercüme. Kitabın iddiası iki sütun üzerinde duruyor. Birincisi “tanıklığa dayalı adaletsizlik”: konuşan kişinin sözüne ön yargı yüzünden hak ettiğinden daha az inanılması. Siyahi bir sanığın mahkemede beyaz tanığa karşı baştan yenik düşmesi, bir kadının “duygusal” sayılıp ciddiye alınmaması, taşralı işçinin akademisyenin yanında susturulması; hepsi aynı denklemin parçası. İkincisi ise “hermeneutik adaletsizlik”: insanın yaşadığı deneyimi anlatabilecek kavramın henüz icat edilmemiş olması. “Cinsel taciz” terimi bulunmadan önce binlerce kadının yaşadığı şeyi adlandıramaması, mobbing kavramı yokken iş yerinde çürütülen insanların bunu kişisel başarısızlık sanması — Fricker tam buraya parmak basıyor: anlatamadığın acı, var olmamış sayılır. Buradaki kritik tespit şu: bilgi masum bir şey değildir, iktidarla yoğrulmuştur. Güçlünün gözüyle bakılan dünya, güçlünün anlattığı dünyadır; geri kalan herkes ya tercüman bulmak ya susmak zorundadır. Fricker’ın deyişiyle güçsüzlük, “bu böyledir” dediğinizde öyle anlaşılmamasıdır. Cümle kısa, vuruşu ağır. Kitabın güçlü yanı teşhis; zayıf yanı reçete. Çözüm olarak önerdiği “erdemli dinleyici” ve “tanıklığa dayalı adalet erdemi”; bireyin kendi ön yargısını terbiye etmesi üzerine kurulu. Bu, ahlaki açıdan asil ama yapısal açıdan naif. Sorun bireyin terbiyesizliği değil, sistemin kimi sesleri sistematik biçimde duymamaya programlı olmasıdır; orayı dağıtmadan tek tek “iyi insan” yetiştirmek, sızıntıyı havluyla kurutmaya benzer. Fricker liberal-feminist erdem etiğinin sınırını burada gösteriyor. Ayrıca örneklerin Anglosakson
Epistemik AdaletsizlikMiranda Fricker · Fol Kitap · 20237 okunma
Fırtına
Puan vermedi·136 syf.··
2026 2. kitabı
William Shakespeare'in son oyunlarından biri olarak ilk kez 1611'de sahnelenen " Fırtına ", ihanet, sihir , ıssız adada mahsur kalma, aşk, affetme, boyun eğdirme ve kurtuluşun öyküsünü anlatır . Milano'nun sürgün edilmiş Dükü Prospero ve kızı Miranda, Prospero'nun kardeşi Antonio'nun tahtı gasp edip onu sürgüne göndermesi ile 12 yıldır bir adada mahsur kalmışlardır. Prospero'ya sihirli bir ruh olan Ariel ve Prospero'nun köle olarak tuttuğu, yüzü deforme olmuş ada yerlisi Caliban hizmet eder. Napoli kralı Alonso ve Antonio, adanın yanından geçerken Prospero, büyüsünü kullanarak şiddetli bir fırtına yaratır, gemiyi batırır ve kazazedeleri adaya sürükler. Kazazedelerden biri olan Alonso'nun oğlu Ferdinand ile Miranda hemen birbirlerine aşık olurlar ve Prospero bu ilişkiyi onaylar. Diğer kazazedeler arasında Alonso'nun soytarısı Trinculo ve uşağı Stephano da vardır; bu ikili, Prospero'yu öldürmek ve adayı ele geçirmek için Caliban ile güçlerini birleştirirler. Her şey iyi sonla biter: Komplocular engellenir, aşıklar bir araya gelir, tahtı gasp edenler affedilir, Prospero tahtını geri alır ve Ariel ile Caliban'ı kölelikten kurtarır.
FırtınaWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20198bin okunma
Ortalık p0rnh︎b'a dönmüş, biri el atsın.
3/10
·400 syf.··
2026 3. kitabı
Dikkat dikkat bu inceleme yazısı spoiler içerebilir!! Bundan sonra seri olan kitaplardaki çifttlerden beklentimi en düşük seviyede tutmaya karar verdim. Twisted serisinde Josh&Jules için heyecanlıydım, rezalet çıktı; King serisinde Dante&Vivian'dan zerre miktar beklentim yoktu, Ana'nın yazdığı en iyi kitap oldu (ki kendisi berbat yazar) ve şimdi de ilk kitaptan beri dört gözle beklediğim çiftim serinin en kötü kitabı ödülünü kazandılar. İlk olarak daha başrollerin kişilikleri beni tüketti. Her ikisinin de karakter gelişimi son dakikaya sıkıştırılmıştı. İlk olarak Allie... Kendisinin bitmek bilmeyen özgüven sorunları kitaptan soğutan başlıca faktörlerdendi. Toksik ilişki konusu güzeldi ama bunu da adam akıllı işlemediler. Biz niye Sean'i bu kadar az gördük? Sean hem manipülatif biri hem de Allie üzerinde inanılmaz bir etkisi var. Allie'nin bunun üzerinden kendi başına gelmesi gerekiyordu, her seferinde Dean'e gidip birkaç kuple sevişmesi değil. Bu arada Dean'in yardımı olmasın demiyorum sadece bu konuda Dean bu kadar ön planda olmamalıydı. Dean'e gelelim. O, Allie'den daha beterdi. Son 40 sayfaya kadar hiçbir karakter gelişimi yok, sonra 1 ayda tak diye muhteşem bir aydınlanma yaşıyor, kendini düzeltiyor. Ya elinde gönüllü koç kurgusu ve Miranda olayı var, daha fazla buna sayfa ayırsan da biz de serideki en iyi değişim diye söylesek. Ama yok o gidecek Allie'yle sevişecek. Sırf bu yüzden keşke Beau kitabın yarılarına doğru ölseydi diye çok sitem ettim. Çifti son 60-70 sayfada sevgili yapma fikrini kim verdiyse onu kovun çünkü rezalet bir fikir. Bunların kaçamak yaptığımız sürece başkasıyla olmayacağız kısmında manit olması gerekiyordu. Ama yoook havada, karada, denizde, uzay boşluğunda, 51.bölgede her yerde sevişmesi gerekiyor. Yoksa ne olmaz? Ergenler veya ergen
1000Kitap
HesaplaşmaElle Kennedy · Yabancı Yayınları · 20171,736 okunma
Puan vermedi·272 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 23:10
#okudumbitti#koleksiyoncu Koleksiyoncu gerek olay örgüsü gerek karakterler hakkında yazmak istediğim öyle çok şey var ki ama buraya sığmaz …Son sayfalarda krize girdim diyebilirim öyle sarsıldım Bu eser sosyopat,tekinsiz bir karakter olan Frederick ve güçlü,zeki ,iradeli Miranda’nın psikolojik kedi-fare oyunu aslında. Kitabın konusuna gelecek olursam; kelebek koleksiyoncusu olan Frederick oldukça içine kapanık, antisosyal ve silik bir tiptir. Memur olarak çalışır ve işe gidip gelirken oldukça güzel bir kadın olan resim öğrencisi Miranda’yı takıntı haline getirir ve onu kırsalda satın aldığı eve kaçırır. Amacı Miranda’yı kendine aşık etmektir. Olayları kitabın yarısına kadar Frederick tarafından okuruz. Oldukça hasta düşüncelere sahip, empati yoksunu , insan duygularını tanıyamayan bir adamdır. Zaman geçtikçe Miranda’nın kafasında idealize ettiği ve fantezilerinde yaşattığı kadın olmadığını anlamaya başlar. Koleksiyonuna katabileceği bir “parça” değildir o. Aralarında insani ilişkiler gelişemez çünkü Frederick için Miranda bir “insan” değil , bir “obje”dir. Kitabın diğer yarısı ise tutsak Miranda’nın günlüklerinden okuruz. Kendini geliştirmiş ve yaşamayı seven biridir .Sürekli güçlü durmaya çalışır. Özgürlüğüne kavuşmak için Frederick ile bağ kurmaya çalışır hatta cinsellik yaşamayı bile göze alır. Ancak bu ters teper ve Frederick onu “bayağı” olmakla suçlayarak soğur. (Ne denli hasta bir zihine sahip) . İki karakterin arasındaki karakter uçurumu çok etkileyiciydi. Sosyopat bir adamın acizliğini tatmin etmek,tahakküm kurmak ,boyun eğdirmek adına genç bir kadının hayatını nasıl mahvettiğini okudum aslında ve çok üzücüydü… Eserin finali beni çok çok etkiledi. Ne yazık ki Frederick gibi insanlar her an her yerdeler. Koleksiyoncu kötülüğün bazen en sıradan, en
1000Kitap
KoleksiyoncuJohn Fowles · Ayrıntı Yayınları · 202410,9bin okunma
Reklam
Reklam