hatce

Masumiyet Müzesi
Puan vermedi·524 syf.··
2025 20. kitabı
·
44 günde okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2025 20:07
Bundan tam iki yıl önce okulum vasıtasıyla ilk defa İstanbul’a gittim. Öğretmenlerimizden gezi programını aldık ve bizi serbest bırakacakları yerleri öğrendik. Bu yerlerden biri Beyoğlu’ydu. Hemen o çevrede gezebileceğimiz müzeleri araştırdık. İlk defa o zaman gözüme çarptı Masumiyet Müzesi. Benim için çok şaşırtıcıydı çünkü Orhan Pamuk’un aynı adlı bir romanı olduğunu biliyordum. O gün çoğu müze gibi oraya da gidemedik, iyi ki de gidememişiz. Zaten kitabı okumadan gezsek de bir şey anlamazdık sanıyorum. Kitabı okumuş olsaydık da gezmek ister miydik bilmem. Böyle diyorum çünkü herkesten duyduğum, hatta bazı edebiyat öğretmenlerinin mutlaka okuyun dediği bir kitabın bu kadar vasat olmasını beklemiyordum. Yine de haksızlık etmemek için söylemeliyim ki; kitabın dili oldukça başarılı, beş yüz sayfalık bir kitap olmasına rağmen akıp gitti. Ayrıca daha önce zamanın sosyeteleri hakkında bir şeyler okumamıştım o açıdan da güzel oldu. Kitapta, yer yer toplumdaki bekaret algısını eleştirmesi de hoştu. Maalesef söyleyebileceğim iyi şeyler bu kadar. Şimdi gelelim fasulyenin faydalarına. Gerçekten nereden başlasam bilmiyorum. Konu itibariyle beni çok rahatsız eden bir kitaptı. Kemal, 30 yaşında neredeyse evlenmek üzere ve üniversite sınavına girecek küçücük bir kıza yaklaşmaya cüret edecek kadar hastalıklı bir adam. Ayrıca Füsun’a duyduğu şeyin aşktan çok takıntı olduğunu düşünüyorum, “hastalıklı” lafını da biraz bu yüzden kullandım. Kemal hakkında yazacağım iğrenç bir sürü şey daha var ama belki birisi bu yazıya kitabı okumadan denk gelir, boşuna onun okuma zevkini düşürmeyeyim. Füsun, kitapta en çok empati kurduğum karakterdi. Onun gibi daha on sekiz yaşında bir genç kız olarak acaba ben olsam ne yapardım, ben ne hissederdim, ne cevap verirdim diye düşünmekten kafayı yedim.
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,5bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Seks ve Ceza
Puan vermedi·428 syf.··
Beğendi
·
2025 15. kitabı
·
34 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2025 09:59
Tarih denildiğinde benim aklıma büyük insanların büyük savaşlarından çok bu kitapta anlatıldığı gibi küçük insanların tarihi gelir. Onlar nasıl yaşamış, çocuklarını nasıl eğitmiş, neler yiyip neler içmişler, hangi durumlarda nasıl giyinmişler, bunları daha çok merak ederim. Bu kitapta da; cinselliğe nasıl bakmışlar, erkek ve kadın arasındaki münasebete ne derece karışmışlar, nasıl sevişmişler ve nasıl sevişmemeleri gerektiği hakkında hangi yasaları koymuşlar bunlar anlatılıyor. Kitap sekiz bölümden oluşuyor ve mezopotamya uygarlıklarından 19. yüzyıla kadar uzanan geniş bir perspektif oluşturuyor. Bu perspektif oluşturulurken de gerçek dava dosyalarından yola çıkılmış. Kil tabletlere kaydedilmiş aldatılma davalarından kağıda yazılmış livata suçlarına kadar bir sürü olay okuyoruz. Galiba okuyup da hayrete düşmediğim tek bir olay bile olmadı. Mesela Hammurabi kanunlarının çok adil olduğunu falan zannederdim. Göze göz, dişe diş… Daha doğrusu erkeğin gözü erkeğin gözüne, erkeğin dişi erkeğin dişine… Kadın üstünde tahakküm kurma alışkanlığının bu devirlerden kalmış olabileceği aklımın ucundan bile geçmemişti. O zamanlarda bile eğer varlığınız bir erkeğe aitse baştan aşağı örtünüp peçeli gezmeniz gerekiyormuş. Fahişeyseniz de -hür olabilmenin tek yolu- bu sefer peçe takmanız yasak, takarsanız da başınızdan aşağı kaynar zift dökülüyor. Evimize zorla girilir de tecavüze uğrarsak bu bizim suçumuz çünkü eğer yeteri kadar namuslu olsaydık evimize giremezlerdi. Sokakta tecavüze uğrarsak, evet bu tecavüzcünün suçu ama hemen rahatlamayın tecavüzcünün cezası da: karısını ve çocuklarını mağdur aileye kiralamak. Özetle; bütün sistem yüzyıllarca erkekliğin etrafında dönmüş durmuş, gerçi hala da dönüyor. Konu yelpazesi olarak çok geniş bir kitap: siyahların zorla köle edilmesi,
Seks ve CezaEric Berkowitz · Kolektif Kitap · 2015814 okunma
Siyah Gözler
Puan vermedi·75 syf.··
Beğendi
·
2025 6. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 15 Ocak 2025 20:37
Okuduğum kitaplar hakkındaki düşüncelerimi kendime saklarım, insanlarla iletişirken de konuşmayı yeğlerim ancak bu kitabın ve yazarının Selim İleri’nin de söylediği gibi hiç bilinmemesi beni biraz üzdü. Belki birileri görür de okumaya karar verir diye buraya bir şeyler yazmak istedim. Kitap adını bile bilmediğimiz ancak otuz yaşında ve dul olduğu kafamıza kazınan bir kadının kendinden yaşça küçük bir beyle olan münasebetini anlatıyor. Kafamıza kazınan diyorum çünkü karakterin toplum yüzünden bu özelliklerinden nasıl utandığını ben iliklerime kadar hissettim. Hikayede bazı psikolojik rahatsızlıklara da değinildiğini düşünüyorum. Bence karakter, önceki kocası yüzünden şimdilerde “anksiyete” dediğimiz aşırı endişe ve panik hali taşıyor. Meşhur siyah gözlü beyle tanıştıktan sonra paranoya hatta belki şizofreni belirtileri gösteriyor. Cemil Süleyman da hekim olduğu için belki bu hikayeyi yazdığı dönem insanlara bu belirtilerin “ecinniler” ile bir alakası olmadığını alttan sezdirmek istemiştir. Romanın; kadın bir karakterin bakış açısıyla yazılması, beklenmedik sonu, kafalarda bıraktığı şüpheler ve akıcılığı tadını damağımda bıraktı. Kim bilir abartamadığımız hangi yazarlar var!
Siyah GözlerCemil Süleyman · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20264,048 okunma