İlkbahar mevsiminin verdiği huzur...𓂃 ִֶָ𐀔
"Kahvaltı masasını bahçeye hazırlamışlar bu sabah. İlk günlerini süren bahara merhaba der gibi... Gözlerini açmış doğa. Kirpiklerinin arasına sakladığı katmerli gülleri, öbek öbek papatyaları, salkım saçak menekşeleri döküvermiş dörtbir yana. Derin derin soluyorum mis gibi havayı. Uzun süre içimde tutuyorum; bırakmaya kıyamıyorum." 𓂃𓂃 ོ☼𓂃𓂃 ࿔‧ ֶָ֢˚˖𐦍˖˚ֶָ֢ ‧࿔
Sayfa 296 - Piraye·Kitabı okuyor
Kitap Alıntısı
Değerler bilinci nedir?
"Kişinin yaşamında yapacağı seçimlerde ona rehber olan temel değerlerin farkında olmayı kastediyorum."
Reklam
"Eğer Türk milli eğitiminin amacı -sizin deyiminizle 'niye­ti'- kişilerin eğitilmesi değil sindirilmesi, özgür düşünen, yaratıcı insanlar olması değil, sürünün bir parçası haline getirilmesi ise, gazete haberinde okuduğumuz eğitim ortamı o 'niyetle' tutarlıdır ve bu nedenle de evet, gerçek bir eğitim ortamıdır. Millî eğitimimiz bilgiye meraklı, araştıran ve keşfeden insanlar yetiştirmek isti­yorsa, o zaman söylem ile eylem, yani dediği ile yaptığı birbirine uymuyor."
"Arifçiğim, Türkiye'de bilgi eksikliği yok. İlgili makamlardaki insanlar çoğu kez ne yapacaklarını biliyorlar. Ama yeteri kadar umursamamaktan, ilgisizlikten kaynaklanan niyet ve sorumluluk aksaklığı var. Mış gibi kaldırımlar buna sadece bir örnek."
Tüm mış gibi sohbetlere nefret
Mış gibi bir sohbet iki şekilde oluşabilir; bunlardan biri kişi gerçekten konuşmak istediği konuda konuşmaz; içinde bulunduğu durum nedeniyle başka bir konudan söz etmek durumunda kala­bilir.Örneğin, bir delikanlı güzel bulduğu ve ilgi duyduğu genç kıza, niyetlendiği halde o anda orada bulunan insanlar nedeniyle duygularından söz edemez, havadan sudan konuşmak zorunda kalır. İkinci mış gibi sohbet ise bir konudan konuşuyormuş gibi ya­parak, ancak konunun aslını, özünü konuşmamaktır. Yani, kişinin diğerlerine gösterdiği niyet göstermeliktir; konuşmak istiyormuş izlenimi verir ve bu izlenimi desteklemek için yüzeysel olarak konuşmasmı sürdürür. Asıl niyeti ise o konuda konuşmamak, bir sürü lafın arkasında gerçek niyetini gizlemektir."
"Alalım Doğan Bey, ama farkında mısınız, iki satırlık, okunup geçilecek bir haber, üzerinde düşünülünce konuyu nerelere getiri­yor."
Reklam
Reklam