9/10
·245 syf.··
2026 30. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2026 21:17
Bugün elimde sadece bir kitap değil valizlerine hayal kırıklıklarını, yastığa gömülen çığlıklarını ve söylenmemiş cümlelerini sığdırmaya çalışan kadınların emaneti var. 26 Kadın 26 Öykü’yü okurken her bölümde durup nefeslenmek zorunda kaldım. ​Bazı öykülerde çok çalışan, kusursuz görünmeye çalışan ama içindeki annesizlik boşluğuyla sarsılan Hilal’i gördüm. Bazılarında ise rızası sorulmadan bir hayatın içine hapsedilen, yaşadı mı öldü mü diye merak bile edilmeyen o sessiz kadınları… ​Okurken kendime şunu sordum: Bir kadının valizi kaç yalanla, kaç gizli acıyla dolar? Ya da o meşhur abartıyorsun kelimesi kaç kadını yerle bir edip görünmez kılar? ​Kitapta beni en çok sarsan cümlelerden biri şuydu ​"Bir insanın başka bir insanı eksik sevmesi, aslında bir tür terk ediştir." ​Gerçekten de öyle… Kadınlar aslında çok büyük şeyler istemiyor; sadece gerçek bir sevgi, samimi bir değer ve mış gibi yapmadan yaşayabildikleri bir alan istiyorlar. ​Bir annenin kaybının içindeki "bebeğin oyuncağına sarılma" sahnesi, aslında hepimizin tutunduğu o son bağı temsil ediyor gibiydi. Ama yazarın da dediği gibi; "Geçmişte kilitli kalırsan, gelecek hiç açılmaz." ​Bu kitap, sadece bir hüzün güzellemesi değil bir ayağa kalkış öyküsü. Korkunun adını koyan, cesareti omuzlayan ve ben kendimi ne kadar seviyorum? diye sorduran bir yolculuk. ​Eğer sizin de anlatacak bir hikayeniz varsa ama sesiniz henüz çıkmıyorsa, bu satırlar size ses olacak. Unutmayın bazı insanlar bize mutluluk getirmek için gelmez, bazıları bize gücümüzü göstermek için gelir. Yazar kitabın sonunda bir mail adresi bırakmış. Kendi hikayesini anlatmak isteyen, sesini sözcüklere dökmek isteyen kadınlara bir kapı açıyor. Eğer sizin de paylaşmak istediğiniz bir öykünüz varsa, belki de o hikaye bir sonraki kitapta bir başkasının yarasına
26 Kadın 26 ÖyküKolektif · Artshop Yayıncılık · 202615 okunma
Masal masal içinde-Öğütlerle dolu bir eser...
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2026 16:34
Masal Masal İçinde kitabındaki hikayelerin ana fikri, açgözlülük, bencillik, sabırsızlık ve savurganlık gibi insan zaaflarının kötü sonuçlar doğuracağı, buna karşılık aza kanaat etmenin, sevgi, sabır ve erdemle yaşamanın huzur getireceğidir. Padişah ve vezirin yolculuğu çerçevesinde anlatılan masallar, adaletin ve iyiliğin en büyük güç olduğunu vurgular. Kitaptaki Masalların Temel Ana Fikirleri:İnsanın açgözlü olmaması, elindekiyle yetinmeyi bilmesi ve sabırlı olması gerektiği. Şapkacının Hikayesi:Kıskançlığın ve sabırsızlığın aileye ve aşka zarar verdiği, sevginin ise sabır gerektirdiği. Demircinin Hikayesi:Paylaşmanın önemi,paylaşılmayan nimetlerin insana fayda sağlamayacağı. Kör Adamın Hikayesi:Kibir ve açgözlülüğün fiziksel/manevi kayıplara (gözlerin kör olması) yol açabileceği. Müezzin ve Kuyumcu Hikayeleri: Sabırsızlığın ve savurganlığın, insanın elindeki huzur ve varlığı yok ettiği.Kitap, her masalın sonunda bir ahlaki ders vererek, bireyin kendini sorgulamasını ve erdemli bir yaşama yönelmesini amaçlar. Bir varmış, bir yokmuş.Evvel zaman içinde kalbur saman içinde genç bir padişah varmış. Kendini halkının mutluluğuna adamış ve bu uğurda servetini harcamaktan çekinmeyen bir padişah. Nazarlık kabilinden. Bu padişahın küçük bir kusuru varmış. Halkı için yaptığı iyilikler için övünmek. Ve tabi övülmek. Öyle ki sarayında bir dalkavuklar sürüsü besler olmuş. Bu hal tek bir kişiyi rahatsız edermiş koca sarayda. Padişahın çocukluk arkadaşı veziri. Yine bir gün padişah yaptığı iyilikleri anlatıp dünyanın en cömert insanı olmakla övünür, dalkavuklar sürüsü tarafından da övülürken, vezir kendine hakim olamamış ve padişaha ondan daha cömert bir adamın var olduğunu söyleyivermiş. Padişah vezirinin bu çıkışından rahatsız olmuş, ancak merak da etmiş. Kimmiş o padişahtan
Duygu ve Düşünce
Masal Masal İçindeAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 201910,5bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·961 syf.··
2026 12. kitabı
İlahi Komedya çoğu zaman “zor bir klasik” olarak anılır. Cehennem katları, sayılar, semboller, tarihsel göndermeler… Evet, bunların hepsi var ve zor. Açıkçası bu eseri anlamak için ön hazırlık olarak bir çok kitap okudum. Ama Dante’yi gerçekten okuduğunda şunu fark ediyorsun: Bu kitap bir edebiyat gösterisi değil; bir insanın içinden geçerken tuttuğu notlar.Dante bu eseri yazdığında sürgünde,yurdundan edilmiş, siyaseten yenilmiş ve dostlarını kaybetmiş biridir. Yani İlahi Komedya,hayatı dağılmış bir adamın içini döktüğü, kendi adalet ve inanç sistemine göre yazdığı bir eser demek yanlış olmaz.Belki bu yüzden bu kadar gerçek. Çünkü buradaki günahlar tüm insanlık için genel geçer günahlar. Üç ana bölümden oluşur. Her bölüm 33 kantodur (Girişle beraber toplam 100). Şiir, "terza rima" denilen 3'lü uyak düzeniyle yazılmıştır. Bu, Hristiyanlıktaki Teslis (Üçleme:Baba-Oğul-Kutsal Ruh) inancını simgeler. Kitabı okuduktan sonra birçok açıdan yorumlanışını okudum. Ben iki şekilde açıklamaya çalışacağım bu bilgiler doğrultusunda. Birincisi kitabın normal akış şekilini( Bir nevi özeti), ikincisi de psikolojik yönünü. Eser, ruhun günahtan arınışını simgeleyen üç ana bölümden oluşur: 1-CEHENNNEM: Cehennem huni şeklindedir ve dokuz katlıdır. Her günah için ayrı bir kat vardır.Dante, rehberi Romalı şair Virgilius (Ortaçağ’da aklın sembolü sayılır.)ile yerin dibine iner. Burada günahkarların işledikleri suçlara göre sonsuza dek nasıl cezalandırıldıklarını görür ve bizlere aktarır. 1.kat:VAFTİZ EDİLMEMİŞLER VE ERDEMLİ PAGANLAR:Burda fiziksel bir acı yoktur fakat, Tanrıyı göremeyecek olmanın hüznü ve özlemi içindedirler.Buradakiler kötü insanlar değillerdir, sadece Hristiyanlık öncesi yaşadıkları için vaftiz edilmemişlerdir. Heredot, Homeros, Horatius, Ovidius gibi şairler,Sokrates,
İlahi KomedyaDante Alighieri · Oğlak Yayıncılık · 20246,4bin okunma
Yaşamın Kısalığı Üzerine
Puan vermedi
Bu yazı bir eleştiri değil, kitaptaki kavramlar etrafında dağınık bir biçimde kendi görüşlerimi sunduğum bir egzersizdir. Hiçbir zaman idealist bir insan olmadım. O yüzden bu incelemeyi de Seneca'nın yaşama olan hakikat temelli idealist bakışından sıyrılarak daha realist ve günümüz dünyasını hesaba katarak süzeceğim. Huzur'a saldıran zaman, bunu hangi noktalardan yapıyor? Kısalık veya uzunluk bir kıyas gerektirir. Bu kavramlar kendi çapında manasızdır fakat Seneca bu noktada öznel bir doluluktan, doygunluktan bahsediyor. Bu doygunluğu da hakikate ulaşma yolculuğu olarak tanımlıyor. Yolculuğunda bazı meşguliyetlere ve tutkulara, hakikate hizmet etmeyeceğini düşündüğü için karşı çıkıyor. Bunu biraz sert bir mizaçla yapsa da ben, insanın odağında kendisinin olduğu, bu mertebeden bakabildiği her duruma pozitif yanaşıyorum çünkü eninde sonunda milyonlarca yaşamı esnek bir şablona indirgeyerek bazı pratik çıkarımlar yapmak gerek. Yani, hayatı uzun kılan onu ne kadar anlamlandırabildiğimizdir. Bu anlamı oluşturacak değer kümesini de yüksek bilinç düzeyiyle ve hafızayla inşa edebiliriz. Bilinç düzeyi yükseldikçe bağ kurma kabiliyetimiz, çıkarım yapma ve sonuca gitme arzumuz artar ve tutarlı bir külliyat, değer birliği oluşturmak için ikna olma kaygısıyla davranmaya başlarız. Bu sayede kurcaladığımız küçük olayların bile büyük mertebede etki yaratabildiği, çarpan düzeyi yüksek çıktılar ile kendimizi daha dolu bir yaşamın yeni ilk mikro evresine taşıyabiliriz. Ama bu davranış biçiminin dezavantajı ise insana mutlu bir yaşam vadetmemesidir. Şüpheciliğin, sorgulayıcılığın ve farkındalık kaygısının arttığı noktada huzur gelebilse de mutluluk biraz zor bulunur. Çünkü mutlulukta cahillik, huzurda vicdan vardır. Hayatı doldurma şekli bazen onunla boğuşmayı, bazen dans etmeyi
Yaşamın Kısalığı ÜzerineSeneca · Mecaz Yayınevi · 202114,6bin okunma
Puan vermedi·248 syf.··
2026 5. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 13 Şubat 2026 16:13
Altı Harfli Bir Tatlı Soldan sağa altı harfli bir tatlı? Sütlaç, Keşkek, Künefe Güllaç, Revani, Katmer, Pestil; ….. I ıh hiç biri… İnsanlar mutluluk hormonu için tatlı yer. Tatlılar bile bana mutluluk vermiyorsa “Sevmiyorum artık” der aslında bulmaca bize… Hayatın tadı, tuzu yaşadığın zorluklara göre değişir. Bazen çok tatlı bir hayatın olurken bazen de acılıktan yenmez hale gelir. Karakterler: -Meltem -Selime teyze -Mustafa (Selime teyzenin kocası) -Erkan(Selime teyzenin oğlu) -Meral(Selime teyzenin kızı) -Yıldız(Selime teyzenin kızı) -Seher(Selime teyzenin kızı) -Ebru -Fırat(Meltemin arkadaşı) -Mehmet(Meltemin eski eşi) -Hikmet Anne( Meltemin üvey annesi)
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,7bin okunma
10/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 51. kitabı
𝗘𝗟𝗩𝗔𝗡 ~𝗕𝗼𝘇𝗸ı𝗿𝗱𝗮 𝗕𝗶𝗿 𝗚𝗲𝗹𝗶𝗻~ Herkese Merhabalar. Sizlere yepyeni bir kitap ile geldim. Bu kitap aynı zamanda yazarın kalemi ile tanışma kitabım oldu ve keşke daha önce okusaydım dedim. Öyle güzel, öyle içten ve duyguları okuyucuya öle doyurucu veren bir kalem ki bayıldım. Kitap içinde olan her karakteri hissediyor, yaşadıkları ile sarsılıyor onları sarmalamak isterken buluyorsunuz kendinizi. Normalde şive geçen kitapları biraz aşırı bulurum ya da iyisine denk gelmediğim için olmuş bu kitapta gram rahatsız etmedi. O şiveler ile hikâyeyi daha bir özümsedim. Anadolu'nun bağrında kopan mis gibi toprak , gerçeklik kokan bir hikaye olunca da hali ile okuma keyfim katlandı. 1940'ları anlamak isteyen, görmek isteyen için ise eşsiz bir film tadında kitabımız. Aile kavramı, birlik beraberlik, köy yeri yaşamı, yokluk, unutulmuş adetler, bayramlar, düğünler, kadının ailede olan yeri, her biri ki daha fazlası ile bizlere eşsiz bir okuma keyfi yaşatıyor. Bütün mutluluk ,ayrılık , kavuşma, özlem, üzüntü, acı, keder, sevinç, heyecan, umut ve de daha fazla duygunun verdiklerini alacaksınız. Hayır abartmıyor gerçekleri söylüyorum. Okuyanlar bence beni anladı. Ve bir yerlerde bu hikayeler yaşandı, yaşanmaya devam eden yerler de var. Elvan ailesinin en büyük kızıdır. Bakmayın büyük dediğimi sandalyeye oturunca ayakları yere değecek kadar büyük. Tokat'ın bir köyünde 8 kız kardeşin en büyüğü ailesi İle zor koşullarda ama sevgi içinde büyür. Bir akşam sofrada dedesi "Elvan'ı everdim." deyince yemeği kursağında kalır. Dost bildiği Durmuş Ağa'nın tek torunu olan altı köy ileride Yozgat da yaşayan Durali'ye gelin verir. Ne bilsin Elvan gelin olmak ne demek söz olsunda gerisi olur derler. 18'ine kadar bekleyecek, asker yolu gözleyecek. Durali durur mu göreyim sözümü deyip adetleri çiğnerken
Elvan: Bozkırda Bir GelinSelma Ünlü · Ephesus Yayınları · 202619 okunma