Alman sosyalizminin 19. yüzyıl boyunca kendini bir tür pasifist enternasyonalizme adadığı ve 1914'te de vatansever militarizme yöneldiği hakkındaki yaygın kanı, bir yanılsamadır. SPD başından beri ulusal nefs-i müdafaa ilkesini benimsemişti (özellikle de Rus çarlığına ve Slav "barbarlığına" karşı). Almanya'yı yönetenler bu tavrı 1914'te istismar etmeyi bildiler.
Roland Barthes, burjuvaziyi "adlandırılmak istemeyen toplumsal sınıf" olarak tanımlarken, bu hegemonya biçimine işaret eder. Ancak bu adsızlık, bu görünmezlik sayesinde burjuvazi başkaları adına konuşabilir, onların dilini çalabilir, nesneleri ve ilişkileri kendi tarihsel içeriklerinden arındırıp doğal ve evrensel kılarak kendi sözlüğünü oluşturabilir; bu sayede kendini sessiz bir norm olarak geçerli kılabilir.