9/10
·68 syf.··
2026 7. kitabı
Plutarkhos, MS 1. yüzyılda yaşamış, Yunan düşüncesinin en önemli biyografi yazarlarından biri olarak gösterilen bir büyüğümüz. :) Sparta’nın efsanevi yasacısı Lykurgos hakkında da biyografik bir eser üretmiş… Okuduğumuz kitap tam da bu işte. Plutarkhos’un amacı yalnızca tarihi olduğu gibi aktarmak değil, onun için biyografi, ahlaki ve politik bir ders verme aracı gibi… Bu nedenle Lykurgos’un Hayatı, tarihsel gerçeklerden çok, bir toplumun ruhunu şekillendiren yasaların ve karakterlerin felsefi anlamını ve değerini ön plana çıkarıyor. Lykurgos’un yaşamı rivayetlerle örülü… Kimliği, dönemi ve hatta gerçekten yaşayıp yaşamadığı bile tartışmalı… Plutarkhos, bu belirsizliği bir eksiklik olarak değil, anlatının ahlaki gücünü artıran bir unsur olarak kullanıyor. Lykurgos’un kısa süreliğine kral olup yeğeni için tahtı bırakması, onun özverisini ve halkın güvenini kazanmasını simgeliyor. Ardından yaptığı seyahatler (Girit, Anadolu, Mısır…) farklı yönetim biçimlerini incelemesine ve Homeros’un destanlarını Sparta’ya taşımasına vesile oluyor. Bu geziler, onun yasalarının entelektüel temelini oluşturması hasebiyle önemli. Lykurgos’un Sparta’da gerçekleştirdiği köklü reformları anlatılıyor kitapta. Toprakların eşit dağıtımıyla sınıfsal farkların azaltılması, altın ve gümüş paranın kaldırılmasıyla lüksün sınırlanması, ortak sofralarla yurttaşların eşitlik içinde yaşamaya zorlanması, çocukların devlet kontrolünde sert bir eğitimden geçirilmesi ve kadınların da spor yaparak toplumsal düzenin bir parçası haline gelmesi gibi yenilikler dikkat çekici… Bu düzenlemeler, Sparta’yı diğer Yunan şehirlerinden ayıran eşitlikçi, disiplinli ve askeri ruhu güçlü bir toplum haline getirmiş… Lykurgos’un yasaları yazılı bir başvuru kaynağı değil… Törelerden oluşuyor. Bu durum da, halkın bilinçli
Lykurgos'un HayatıPlutarkhos · İş Bankası Kültür Yayınları · 2010627 okunma
Big-bang
Puan vermedi·167 syf.··
2026 23. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 00:00
Kitap içeriği ve adının uyumlu olduğu ender kitaplardan biri. Beatrice, bir böcek bilimci profesörün kızıdır. Profesör, Mısır'a bir seminer için gitmiştir. Orada ilgi alanı olan bok böceklerini anlatmak için bir seminer verecektir. Seminerden önce başka bir anlatıcının bok böceği baklalarından bahsetmesi onun dikkatini çeker. Bok böceği baklaları, Mısır'da kullanılan, cinsel gücü artırmak ve erkek dölüt oluşmasını sağlamak için kullanılan uyarıcı bir maddedir. Seminerden sonra Kahire sokaklarında dolaşırken birinin ona yaklaşıp "Bok böceği baklası ister misin?" diye sorması üzerine bu baklalardan alıp oteline geri döner. Otel odasına onunla konuşmak için gelen genç gazeteci Clarence ile tanışır. Clarence ile sohbet tadında bir röportaj yaparlar. Clarence ile sohbeti ilerletirler ve sonunda beraber yaşamaya karar verirler. Clarence da bir haber için gittiği Mısır'da bok böceği baklalarını keşfeder. Doğudaki soyun erkek çocuktan ilerleme anlayışından dolayı bok böceği baklalarının çılgın bir şekilde kullanıldığını görür. Yapılan son nüfus sayımında, yeni doğan erkek sayısının yeni doğan kız sayısına oranının ciddi bir şekilde fazla olduğunu tespit etmesi üzerine konu hakkında derin bir araştırmaya girişir. Daha fazla spoiler vermeden burada bitireyim... ​Bir çocuğun doğumu, özellikle de ilk çocuğun doğumu bir aile için milattır. Bütün düzen yıkılır, yerine yeni bir düzen kurulur. Düzeni yıkan ise 3-5 kiloluk, ağlamaktan başka bir şey bilmeyen bir et yığınıdır. Evin ortasına düşer ve atom bombası etkisi yapar. Büyük bir yıkım gerçekleşir. Her taraf toz duman olur. Tam bir Bing Bang ve yaratılış hikayesi. Herkes onun etrafında döner. O ise çığlıklarıyla etrafındaki toz yığınlarını bir hava bükücü misali dağıtmaya başlar. Salgıladığı kokuyla herkesi kendisine bağımlı bir
Edebiyat
Beatrice'ten Sonra Birinci YüzyılAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 20192,058 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·336 syf.··
2026 11. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 00:00
Kitabın adı dikkatimi çektiği için elime aldım. Sayfalar ilerledikçe kendini okutan, akıp giden bir eser olduğunu fark ettim. Yer yer durup düşündüren, hatta adeta tokat etkisi bırakan satırlarla karşılaştım. Tevekkül, sabır ve dua üzerine yeni farkındalıklar kazanmama vesile oldu. Uzun zamandır bir kitabı bitirdiğimde “İyi ki yolum kesişmiş, iyi ki okumuşum” hissini bu kadar güçlü yaşamamıştım. Son zamanlarda bana ilmi, fikrî veya manevi anlamda katkı sağlamayan birçok şeyle arama mesafe koymaya çalışıyorum. Bu süreç, okuduğum kitapları seçerken de daha titiz davranmama sebep oldu. Bu kitap ise bana yalnızca keyifli bir okuma sunmakla kalmadı; aynı zamanda kendime, hayatıma ve Rabbimle olan ilişkimi yeniden gözden geçirmeme vesile oldu.
Mısır'a Sultanı Kuyudan GelirYasin Pişgin · Timaş Yayınları · 20251,496 okunma
Hz. Yusuf sarayda
Puan vermedi·336 syf.··
2026 1. kitabı
Oyun, eğlence, ihtiras, tüketim arzusu ve menfaatin itibar vesilesi olduğu bu dönemde, insanların değerinin bindiği arabayla, oturduğu evle, giydiği ayakkabı ve gömlek markasıyla ölçüldüğü modern çağda yüksek duygularımızı, istikametimizi muhafaza etmek kadar büyük bir keramet söz konusu değil. "En büyük keramet istikametir"
Alıntı
Mısır'a Sultanı Kuyudan GelirYasin Pişgin · Timaş Yayınları · 20251,496 okunma
8/10
·188 syf.··
Beğendi
·
2026 59. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 15:22
“Bir şeyi gerçekten istediğin zaman, bütün evren arzunun gerçekleşmesi için iş birliği yapar.” Paulo Coelho’nun Simyacı adlı eseri, ilk bakışta bir çobanın hazine arayışını anlatan sade bir macera gibi görünse de satır aralarında insanın kendini bulma yolculuğunu anlatan güçlü bir felsefi metindir. Kitap, Endülüslü genç çoban Santiago’nun gördüğü bir rüyanın peşinden gitmesiyle başlar ve okuyucuyu İspanya’dan Mısır piramitlerine, uçsuz bucaksız çöllere uzanan sembollerle dolu bir yolculuğa çıkarır. Eserin en etkileyici yönlerinden biri hiç kuşkusuz çöl tasvirleridir. Çöl, romanda yalnızca bir mekân değildir; adeta yaşayan bir karakter gibidir. Sessizliğiyle düşündüren, zorluklarıyla sınayan ve insanın kendi iç sesini duymasını sağlayan bir öğretmen görevi görür. Santiago’nun yolculuğu ilerledikçe çöl, onun iç dünyasının da bir yansımasına dönüşür. Coelho, çölü kullanarak okuyucuya şu soruyu sordurur: İnsan gerçekten aradığı şeyi dış dünyada mı bulur, yoksa yolculuk boyunca kendi içinde mi keşfeder? Romanın merkezinde yer alan en önemli kavram ise “Kişisel Menkıbe”dir. Coelho’ya göre her insanın dünyaya gelişinde gerçekleştirmesi gereken bir amacı, bir kader çizgisi vardır. Ancak çoğu insan korkularına, alışkanlıklarına veya başkalarının beklentilerine teslim olarak bu yolculuktan vazgeçer. Santiago ise karşısına çıkan tüm engellere rağmen kendi Kişisel Menkıbesinin peşinden gitmeyi seçer. Bu yönüyle eser, okuyucuya hayallerinden vazgeçmemesi gerektiğini hatırlatan güçlü bir motivasyon metni niteliği de taşır. Kitap boyunca sıkça karşılaştığımız bir diğer kavram “Evrenin Ruhu” ya da “Dünya Ruhu”dur. Coelho, tüm varlıkların görünmez bir bağ ile birbirine bağlı olduğunu savunur. Rüzgârın, kumun, güneşin ve insanın aynı bütünün parçaları olduğu düşüncesi eserin temel
SimyacıPaulo Coelho · Can Yayınları · 2024246,5bin okunma
SPOİLER VARR
Puan vermedi
eveet,bu kitabi mitolojik icerik var diye aldim oyle de vardi zaten,hiyeroglifler falan cizilmis kitaba ve bunu cok sevdim,punto gayet iyi,bolumler yeterli uzunlukta falan falan,asil konuya gelelim ana kadin karakter Inez ailesinin Mısır'da oldugunu duyunca apar topar toplanip Mısır'a gidiyor(dayisi da arkeolog)onu dayisi yerine dayisinin hizmetinde calisan ana erkek karakter (ismi onemli degil) onla karsilasiyor o da Inez'e diyor ki 'dayin beni gorevlendirdi,buradan simdi gideceksin' geldigi gibi gitmis oluyor kisaca ama Inez bana misin diyerek bavullarini falan umursamadan gidiyor,o sirada babasinin ona hediye ettigi yuzugu bir adam 'bu Kleopatra'nin yuzugu' diyerek Inez'den yuzugu caliyor neyse sonra dayisiyla konusuyor dayisi diyor buna 'yarin gidecen' Inez diyor 'tmm' sonraki gun dayisinin gemisine atlayip gizleniyor,kimligini ne zaman gosterecegini bilmiyor ama denizde geminin sallanmasi sonucunda bir anda suya dusuyor,ana erkek karakter onu zorbalarken bir anda 'yuzme bilmiyorum' diyor ve sonra ne oluyor? Ana erkek karakter denize atlayip Inez'i daha da dibe cekip suni tenefus yapiyor(akil alir degil) neyse bunlar kurtuluyorlar,kazi alanina geliyorlar Inez'in yetenegi var resimde dayisi diyor ki 'resim ciz bakim' o da 'tmm' diyor ciziyor iste,boyle arada sirada Kleopatra'nin anilarini goruyor(o kisimlari cok guzeldi)sonra bir gece bir bakiyor annesi karsisinda amantanrimm,annesi diyor ki 'dayin kacakcilik yapiyor sen pek degeri olmayan esyalari al getir' diyor Inez'de 'tmm' diyor yine,yardim ediyor kii bir bakmis annesi bir yabanciyla gemide,esyalari alip Inez'i almadan gidiyorlar (kahpe) bu sirada ana erkek karakterle ilk kez opustukten sonra erkek karakter 'benim nisanlim var' dedi PAUABDHIAWBDBIAHSBDH kitabin sonlarina dogru bu ikisi kaciriliyor ve maalesef
Nehrin BildikleriIsabel Ibañez · Artemis Yayınları · 2025154 okunma