Yunus'un divanında yer alan ve sonradan geldiği rivayet edilen Molla Kasım'a atfedilen mısra, geleneksel olarak bir kıyamet/hesap günü vurgusu, ya da şairin kendi şiirlerinin akıbetine dair bir öngörü olarak okunur.
Ama bu mısra, başka bir bağlamda da okunabilir: bir hattın, kendi devamlılığına dair bir farkındalığın izi olarak. Eğer bir miras, bir dil, bir duruş kuşaktan kuşağa taşınıyorsa, o mirası taşıyanlar, er ya da geç, "bizi denetleyecek, bizi sorguya çekecek, mirası bozanı ayıklayacak" bir gücün geleceğini bilirler — bu güç bir kişi olmak zorunda değildir; bir gelenek, bir disiplin, bir "hizaya getirme" mekanizması da olabilir.
Bu satırı bir "saha raporu" olarak okumak elbette aşırı bir yorumdur. Ama onu sadece bireysel-mistik bir kaygı olarak okumak da, belki, meselenin bir boyutunu kapatmaktır.