Miss Öykü

Miss Öykü
@missoyku
she's got a book for every situation

Miss Öykü

, bir kitap okudu
8/10
·280 syf.··
23 saatte okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2024 11:48
·
2024 6. kitabı
Latife Tekin
7.4/10 · 10,8bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
3/10
·112 syf.··
2024 5. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 23 Ocak 2024 12:43
Tolstoy hayranı değilim, onun çoğu kitabını okumuş, edebiyatı hakkında çok şey tüketmiş biri değilim. Yine de Tolstoy'u büyük bir yazar olarak bilirim. Kreutzer Sonat'ı da bu büyük yazarın görece kısa bir kitabı olduğu ve okumamı kolaylaştıracağını düşündüğümden edindim. Kısa süreli bir okuma ile Tolstoy bilgimi genişletecektim. Aman, ne güzel! Büyük bir hayal kırıklığı yaşadım. Öncelikle kitaptan bahsetmeliyim. Bir tren yolculuğu ile açılıyor hikaye. Çeşitli insanlar evlilik ve aşk hakkında konuşuyor. Sonra aralarına Pozdnişev katılıyor; evliliğin aşkın yalan olduğunu ve karısını öldürdüğünü söyleyerek. Başlıyor hikayesini anlatmaya. Paranoya, aşk, öfke, kıskançlıkla dolu bir geçmişten bahsediyor. Pozdnişev, kadınlar, evlilik, üreme hakkında çok katı düşünceli. Onun fikirlerini okurken kendisinden korkmamak elde değil. Zaten hikayenin sonunda karısını öldürdüğünü de bildiğimizden ondan tabii ki hoşlanmıyoruz. İşte benim kitapla ilgili sorunum burada yatıyor. Kitabı okumaya başladığımda Tolstoy'un dönemin anlayışını eleştirmek istediğini düşündüm çünkü bu görüşlere sahip olan karakter bir katildi. Öbür türlüsü nasıl mümkün olabilirdi ki? Sonra Tolstoy'un son sözünü okudum... Burada duraksamam gerekti çünkü tüm içsel korkularım karşımdaydı. Tolstoy son sözünde, tamamen kitapta ne anlatmışsa onu savunuyordu. Yani yazar, katil karakter ile tamamen aynı düşünüyordu. İşte size büyük bir hayal kırıklığı. En azından son sözde karakterin katil olmasından, bunun ne olursa olsun yanlış olduğundan bahsetse, karakterin paranoyak olduğunu da bir dip not olarak eklese her şey farklı olabilirdi. O zaman "Tolstoy böyle düşünüyor olabilir ama en azından kitabı teknik açıdan güzel yazmış." derdim. Onu da diyemedim. Yine de kitaba sadece teknik açıdan bakacak olsam bir şey değişmeyecek.
Kreutzer SonatLev Tolstoy · Can Yayınları · 202013,6bin okunma
8/10
·517 syf.··
2024 4. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2024 21:48
Martin nasıl geç başlamışsa kitap okumaya ben de onu çok geç okumuşum. Çok memnun oldum onunla tanıştığıma çünkü. İşçi sınıfından bir denizci, rastlantı sonucu burjuvadan birine yardım eder, ailelerinin içine girer, evin kızına aşık olur ve kendisini değiştirip kıza layık olmak için çabalar. Klasik bir hikaye belki ama kitabı eşsiz kılan Martin'in ta kendisi. Dürüst, içten, çalışkan, hırslı, hayalperest bir adam Martin. Aşık olduğu Ruth'a karşı her zaman dürüst davranıyor ama bir yandan da konumunun değişmesi için elinden geleni yapıyor. Elinden geleni yaparken ise kendinden ödün vermemek için uğraşıyor. Yeri geliyor montunu rehin veriyor, nihai amacından vazgeçmiyor. Ruth ile evlenebilmek için para kazanması gerekiyor. Parayı kazanmak içinse tek bir yolu var: yazar olmak. Uyumadan yazıyor, yazdıklarını dergilere postalıyor, yüzlerce ret alıyor ama pes etmiyor. Bu nereye kadar bu şekilde devam edecek diye sorgulamaya başlıyor Ruth ve hatta okuyucu. Çünkü Martin yorulmasa da biz yoruluyoruz. (Ben de mi burjuvayım :((( ) Her şey tabii ki aynı gitmiyor, Martin büyük bir kırılma yaşıyor. Hayatı alt üst oluyor hem iyi hem kötü anlamda. Gözümüzün önünde bir karakterin bilinçlenme sürecini okumak damakta harika bir tat bırakıyor. Jack London'dan uzun zaman sonra bir klasik okudum. Martin Eden'ın otobiyografik ögeler taşıdığı kendisinin dilinden de anlaşılıyor. Oldukça tutkulu bir yazın olmuş. Romanın tamamı büyük bir nutuk sanki. Martin'in hakkı da ancak böyle verilebilirdi diye düşünüyorum. Ayrıca romanın çevirmeni sayın Levent Cinemre'ye buradan saygılarımı sunmak istiyorum. Çevirinin temizliği bir yana kitabın sonuna eklediği o güzel dipnotlarına ne demeli! Kitabı iki kat keyifli hale getirdiğini söyleyebilirim. Okumadan önce bu fikre pek de sıcak bakmayan biri olarak bunu
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,1bin okunma
10/10
·208 syf.··
2024 3. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2024 11:41
Hayatımda bu kadar fazla tiksindiğim bir kitap karakteri var mıydı? Hiç sanmıyorum. Kitap hakkında hiçbir yorum okumamaya çalışarak ve hatta tanıtım bültenini görmezden gelerek başladım okumaya. (Benim için Norveç'in topraklarından, suyundan geliyor olması yeterli) İyi ki böyle yapmışım. Böylece kendi kendime kaldım, hiçbir ima olmadan her düşünceyi kendim tattım. Toplu taşımada ağzım açık kalıp donduğum da oldu. Tollak (kendi deyimiyle Ingeborg'un Tollak'ı) yalnız, hasta, uyumsuz bir karakter. Uyumsuz deyince Defne Kaman'ınki gibi güzel, tatlı bir uyumsuzluktan bahsetmiyorum. Dürüst olmak gerekirse başta öyle olacağını sandım. Moderniteye karşı gelen, doğayı ve dünyayı önemseyen bir adam olacak sandım. Ama Tollak'ın moderniteye direnmesi, eskiyi sevmesinden kaynaklanmıyor. Yeniden kaçıyor, korkuyor, değişikliklerden nefret ediyor. Duyguların açıkça ifade edilmesi, "zayıf" olunması ona göre değil. Öyle olanlara saydırmayı da ihmal etmiyor. Her seferinde yumruğunu sıkıyor, bazen kullanıyor da. Eşi Ingeborg'u kaybetmiş ve aşk acısından ölen bir adam olduğunu söylüyor. Karısının silüetini görüyor, kafasının içinde sesini duyuyor. Çocukları yanında değil. Biri baba işinden kaçmış, bir diğeri büyük şehre aldanmış. Tollak kızıyor. Yanında bir tek Oddo var. Oddo, çaresiz annesinden aldığı ve karısıyla birlikte büyüttüğü, zihinsel engelli bir çocuk. Tollak, bir Ingeborg bir Oddo deyip duruyor. Çocuklarına söyleyecek bir sırrı olduğunu öğreniyoruz. İlerledikçe bu sırrını öğreniyoruz. Geçmişe bağlı olmadığını, pişmanlık duymanın gereksiz olduğunu düşündüğünü söylüyor. Fakat kurgu aktıkça geçmiş daha çok açılıyor. Garip bir şekilde her şeyi tahmin edebiliyor ama öğrenince de şaşırmadan edemiyorsunuz. En azından bana öyle oldu. "Bunu da mı yaptın be adam!" dedirtti sürekli.
Ingeborg'un Tollak'ıTore Renberg · Timaş Yayınları · 2023382 okunma